Yeni gelin, doğmamış bebeğinin kendi odasına ihtiyacı olduğunu söyledi; bu yüzden annemle birlikte odamızı boşaltmamız isteniyor.

Açıkça söylemek gerekirse, kardeşimin evliliğinin pek de iyi olmadığını düşünüyorum. Başlarda yengemle aramı düzgün tutmaya çalıştım. Bir süre annem, kardeşim, eşi ve ben, hep birlikte aynı evde yaşadık. Ben daha küçük odaya, annem ise salona taşındı; kardeşimle eşine ise büyük yatak odasını verdik. Fakat Melis daha baştan tavırlarıyla aramızda eşitlik olmadığını hissettirdi. O, bir profesörün kızıydı. Evin işlerini yapmak ya da yemek pişirmek ona göre değildi; Ben buranın hanımı değilim diyordu.

Melis hamile kaldığında ise evde sessizlik istediği bahanesine sığındı. Annem zaten tartışmayı sevmeyen, içine kapanık bir insandır. Hiçbir şeye ses etmedi. Arkadaşlarımı eve davet etmeye bile çekindim. Melis evde yaşıyor, onun huzuru bozulmasın diye kimseyle görüşemiyordum.

Her yemeğin leziz olmasını istiyordu ve evde her şey sessiz sakin olmalıydı. Artık annem hem ona hem bize ayrı ayrı yemek pişirmek zorunda kalıyordu. Defalarca annemle konuşup, yengemin isteklerine boyun eğmemesini söyledim, çünkü Melisin tavırları her geçen gün daha da ileri gidiyordu.

Doğum yaklaşınca Melis, doğacak bebek için ayrı bir oda istedi. Bunun için beni annemle salona taşımaya kalktı. Bu kadarı bana fazla geldi. Ağlamaya ve bağırmaya başladı; sanki ona çok büyük bir kötülük yapıyormuşuz gibi ortamı gerdi. Kardeşim de tutup onun tarafını tuttu, bana hakaret etti. Sonunda annem dayanamayıp, oğluna bir an önce ev bulmalarını söyledi. En sonunda taşındılar. Hatta, oğulları ne zaman doğdu, sünnet ne zaman oldu, hiçbirini öğrenemedik.

Yengem, çocuğa hediye getirmememizi, onun yerine para vermemizi söyledi. Hatta istedikleri miktarı bile açıkça söylediler.

Annem o kadar parayı veremeyeceğini söyleyince, çocuğu gösterme hakkımızı da elimizden aldılar. Annem başta üzülse de, zamanla Melis kendisi arayıp çocuğu bize bırakmaya başladı. Mesela arkadaşlarıyla kafeye gideceği zaman ya da maniküre gideceği zaman oğlunu bize emanet etti. Ama her defasında bir eksik buldu: Ya yanlış giydirmişiz, ya yanlış yemek yedirmişiz.

Çocuk bir yaşına gelince geldiler bize. Oturup dert yandılar. Ev işini bir türlü çözemedik, kredi de çıkmıyor. Melis işe başlayacak. Bu arada çocuk sana emanet. Sen zaten eğitim fakültesine gidiyorsun, biraz da tecrübe olur sana. Tek maaşla geçinemiyoruz. Sana ödeme de yapamayız. Dersleri de akşam yaparsın, ya da yatay geçiş yap dedi Melis.

Tabii ki bunu kabul etmedim.

Kardeşime anlatamadım, barınma sorunlarının benimle hiçbir ilgisi olmadığını. Neden kendi üniversite hayatımı başkasının iyiliği için feda edeyim? Üstelik arkasından bir de yengemin Sen bizim çocuğumuza bakmıyorsun diye şikâyetlerini dinledim.

Melis bizi bencil ilan etti ve bir daha asla bu eve gelmeyeceklerini söyledi. İnanır mısınız, neredeyse altı ay ortadan kayboldular. Bir gün kardeşim ansızın geldi. Meğerse Melis işe girmiş ve orada başka biriyle tanışmış. Kardeşimden boşanmış ve nafaka talep etmiş.

Şimdi kardeşim ne zaman çocuğu görmek istese, Melis onu nafakayla tehdit ediyor: Parayı yatırırsan görürsün, yatırmazsan unut! Öte yandan Melisin tanıştığı yeni adam evliymiş ve Melisle evlenmeye niyeti yokmuş. Böyle olunca kardeşimin eski eşi hâlâ kirada, üstelik kirayı da hâlâ kardeşim ödüyor.

Kardeşim bize gelip özür diledi. Bir dahaki sefere kadın seçimimi daha dikkatli yapacağım, dedi.

Rate article
Lifequest
Yeni gelin, doğmamış bebeğinin kendi odasına ihtiyacı olduğunu söyledi; bu yüzden annemle birlikte odamızı boşaltmamız isteniyor.