Katerina artık aramızda yok… Oğulları, şehirden köye mevlide geldiler. – Hiç değilse şimdi geldiler ya, – diye fısıldadı komşular.

Katerina artık yoktu Oğulları, annelerinin yasını tutmak için şehirden köye geldiler.
Bari şimdi geldiler, dedi komşular arasından fısıldaşanlar. Annelerini son yolculuğunda yalnız bırakmadılar.

Yas bitince oğullar aileleriyle toparlanıp dönmeye hazırlanıyordu ki, birden eve Katerinanın kız kardeşi, Teyze Lida girdi.
Teyze Lida, biz artık yolcuyuz, dedi büyük oğul. Evi kilitlemek gerekecek. Sizin de gitme vaktiniz geldi.
Nasıl gitmek? diye şaşırdı annelerinin kardeşi. Ben zaten evimdeyim! Bir yere gitmeme gerek yok.

Herkes Lidaya şaşkınlıkla baktı.

*

Rita ile Dmitry evlendi ve Dmitry’nin annesinin yanında yaşamaya başladılar.

Düğün sade bir şekilde yapıldı. Biriktirdikleri parayı daha önemli bir şeye harcamak için, konuta yatırmak istemediler.

Bundan önce ayrı yaşıyorlardı; Dmitry annesiyle, Rita ise öğrenci yurdunda kalıyordu. Rita, annesi sorumsuz bir hayat yaşadığı için evde yaşamıyordu…

Babasını ise hiç tanımamıştı.

Dmitry’nin annesi, yeni evli çifte baş başa kalmaları için fırsat tanımak istedi. İzin alıp köyde yaşayan kardeşi Katerinanın yanına gitti.

Orada sık sık dinlenirdi. Kız kardeşi köyde yalnız yaşıyordu. Eşi vefat etmiş, iki oğlunun ise işleri ve dertleri hep başlarından aşkındı, annelerine nadiren uğrar, nadiren telefon açarlardı.

Bir arayıp sorsalar da, annenin yardıma ihtiyacı var mıymış? Ama onların kendi dertleri vardı…

Katerina, onlara biraz sitem ediyordu. Sonuçta bir insan annesine bir arayıp hal-hatır soramaz mı? Gerçi hiçbir şey de istemiyor, gücü yetince kendi başına, ya da kadim komşusu yardımıyla hallediyordu. Bazen de yeğeniyle kız kardeşi gelir, yardım ederlerdi.

Dmitry ise her işten anlardı. Eskiden daha sık uğrardı ama şimdi evlendi, Teyzesini tıpkı oğulları gibi unutacak diye korkuyordu Katerina. Oğulları eşlerini bile köye getirmemişti. Sadece düğünde bir görüşmüştü hepsini birlikte. Torun da yoktu henüz, “daha erken” diyorlardı.

Lidya, geldin mi? Canım kardeşim! diye sevindi Katerina.

Beraberken iyi anlaşıyorlardı. Çocukluklarından beri yan yana büyümüşlerdi, sonra Lidya şehirde evlenip oraya yerleşmişti. Katerina ise köyünde kalmıştı. Her ikisi de bir yıl arayla eşini kaybetmiş, bir daha evlenmemişlerdi.

Kız, bana evde ev işleri kaldı. Yine de tatile çıkmam için bir hafta var. Dmitry gelmedi mi? Belki yeni geliniyle teyzesini görmeye köye gelirler dedim. Yoksa balayına mı gittiler?

Yok, para biriktiriyorlar. Düğün sade oldu, nikah kıyıp geçtiler. Ritanın zaten neredeyse hiç ailesi yok. Annesi kendi başına, üstelik hep dağınık bir hayat yaşıyor. Rita küçüklüğünden beri kendi başına yaşamış. Yazık, iyi kız aslında.

Ee, neden yanında getirmedin onları?

Ben şehirden çıkıp geldim. Gençlere biraz zaman tanıyalım. Ben olmadan bir ay kul köyde dursunlar, baş başa alışsınlar. Artık evlenir mi diye kaygılanıyordum zaten. Otuz yaşına geldi. Allahtan oldu da evlendi artık. Allah mutlu etsin.

Onlar zaten birbirine alışık. Şehirde ne balayısı, gelsinler de köy hayatını görsünler. Teyzeleriyle tanışsın eşi. Ara, davet et. Ev geniş, hepimize yer var, beğenmezlerse geri dönerler.

Dmitry ile Rita ertesi gün geldiler. Teyzeleri çok sevindi. Oğullarından böyle bir ilgiyi göremiyordu.

Çok sevindim! Oğullarım ne çağırırım ne çağırmam, gelmiyorlar, işleri güya başlarından aşkın dedi buruk bir sesle Katerina.

Rita köy hayatını sevdi. Eskiden anneannesini ziyarete geldiği günleri anımsadı. Anneannesi vefat ettiğinde Rita 15 yaşındaydı. Erkenden ekmeğini kazanmaya başlamıştı

Katerina çalışıyordu. Lidya dinleniyor, tüm aileye yemek pişiriyordu. Dmitry banyonun yanındaki çitin tamirini yaptı, kulübenin çatısını onardı. Rita sabah akşam tarlada çalıştı.

Bırak artık Rita, bu tarla işini, benim tatilim yakında. O zaman ilgilenirim. Siz dinlenin.

Bana kolay, çocukken anneannemde her şeyi yapardım. Toprakla uğraşmayı seviyorum. Siz de tatilde biraz huzur bulun.

Tatilleri çabuk geçti. Misafirler döndü, Katerina yine yalnız kaldı. Her iş bitmiş ama akşamları yalnızlığı daha da ağır geliyordu. Büyük oğlunu aradı.

Ne oldu?
Bir şey olmadığı yok, sadece halini hatırını sorayım dedim, belki ziyarete gelirsiniz diye düşündüm.
Vakit yok. Küçüğü ara belki o gelmekten vazgeçer de sana uğrar.

Küçüğünü aradı; aynı cevap. “Denize gideceğiz, anneye zaman yok.” Neyse, dedi, Dmitry söz verdi, gelecek

*

Yıllar geçti. Dmitry ve Rita İstanbuldan bir daire aldı. Teyzelerini unutmadılar, sık sık köye gelir, işler konusunda yardımcı olurlardı. Çocuklarını da getirirlerdi. Çocuklarının yaz tatillerinde çoğu zaman Katya ve Lidya ile birlikte köyde kalırlardı. İki teyze de artık emekliydi.

Katerina, kendi torunlarını göremedi. Küçük oğlu bir oğlan çocuğu büyütüyordu, ama öz oğlu değildi eşinin önceki evliliğinden. Büyük oğlunun ise kariyeri hep daha önemli olmuştu, çocuk yapmak için zamanı yoktu. Bu çocuklar böyle işte. Anne ziyaretine vakit bulamazlar, çocuk sahibi olmak zaten dert. Üç-dört yılda bir uğrarlar, anneleri mutlu olmaya çalışır; “Unutmadılar ya!”

İyi ki Dmitry, Rita ve kız kardeşi vardı.

Bir gün Katerina rahatsızlandı. Tedavi masrafları çıktı, daha çok paraya ihtiyaç vardı. Oğlunu aradı, durumu anlattı.

Anneciğim, ömründe hiç kaplıcaya gitmedin, şimdi başlama! Evde iyileş. Ev insanı iyileştirir. Geçmiş olsun.

Dmitry ile Rita masrafları karşılayıp iki kardeşi termal kaplıcaya gönderdiler. Hem diğer teyze de dinlensin, birlikte daha keyifli olur

Katya dört yıl sonra hayata veda etti. Oğulları köye cenazeye geldiler.

Bari şimdi geldiler, dedi komşular. Annelerinin son yolculuğunda yanındaydılar.

Aileleriyle tekrar şehre dönmeye hazırlanırken, evde Teyze Lidya, Dmitry ve ailesiyle birlikteydi.

Teyze Lidya, dedi büyük oğul, biz artık gitmek üzereyiz, evi de kapatmamız gerekecek. Sizin de çıkmanız iyi olur.

Ne demek gitmek? diye karşılık verdi annelerinin ablası. Ben bu evdeyim, burası benim evim artık. Gitmek istemiyorum.

Herkes Lidyaya şaşkınca bakakaldı.

Burası annemizin evi! dedi küçük oğul. Artık bizim oldu. Satmayı düşünüyoruz. İsterseniz birkaç hatıra alın. Süs vazosu, takım filan. Zaten buradaki her şeyi dağıtacağız.

Siz annenizden hatıra olarak bir şeyler alın. Ama bu evi bana kız kardeşim bağışladı, hastalığından hemen sonra, termalden dönüşte noter huzurunda verdi.

Termal mi? Bağışladı mı? Biz kardeşiyiz!

Şimdi mi hatırladınız? Nerede kaldınız bunca yıl? Anneniz hastayken bir kez olsun uğramadınız. Şimdi kardeşim diye çıkıyorsunuz! Şimdi ev lazım oldu.

Oğulları hiçbir şey demeden ayrıldı. Yalnız kaldılar. Artık ne arayacakları ne dönecekleri bir yer vardı.

Lidya, kardeşinin evine taşındı. Kendi dairesini kiraya verdi. Oğlu ve gelinine yardım etti. Oğlu, gelini ve torunlarıyla sık sık köyde annesini ziyaret etti, elbirliğiyle yaşadılar. Neşeli, sımsıkı bir aileydiler ama Katerina’nın yokluğu hep hissediliyordu.

Ama Katerina her zaman yanlarında, hafızalarında bir sevgiyle yaşıyordu.

Hayat böyle işte; insanı asıl zengin yapan şey, kardeşliği, dostluğu, sevgiyi kaybetmemek. Geriye yalnızca iyi kalplerin hatırası kalıyor.

Rate article
Lifequest
Katerina artık aramızda yok… Oğulları, şehirden köye mevlide geldiler. – Hiç değilse şimdi geldiler ya, – diye fısıldadı komşular.