Gelin
Ayşe Hanım, güzelce hazırlanmış sofranın ortasına büyük bir tabakta fırında ördek koyuyor ve iç geçiriyor. Her an oğulları gelinleriyle birlikte gelmek üzere.
Daha yeni evlendi küçük oğlu; düğünleri de sadesindendi hani. Artık gençler böyle istiyor, diyor. Halbuki kendi gönlünde büyük bir düğün yapmak vardı. Kendisi de rahmetli eşiyle sadece nikah dairesine gitmişti. Hatta alyanslarını bile ancak bir yıl sonra iki incecik altın halka alabilmişlerdi. Çocukları için güzel bir düğün yapmayı isterdi ama sonuçta onların kararı.
“Bir tek kusuru var, fazla bakımlı,” diyor içinden. Fakat gelini Zeyneple eninde sonunda bu konuda konuşmaya karar vermiş.
Zeynep, aslında iyi bir kız. Oğlu Murata iyi geldi, ona güzel bir iş bulmasında yardımcı oldu. Hala da yol gösteriyor; oğluna kariyer yolunda ilerlemesini sağlıyor. Murat, otuz yaşına kadar eline hiçbir şey sürmeden yaşayan, gayretsiz biriydi. Ayşe Hanım, oğlunun hali için kaygılanırdı. Neyse ki şimdi her şey yoluna girdi, şükür.
Ama bir tek sorun var, Zeynep çok bakımlı. Sürekli güzellik salonlarına gidiyor, saçını kestiriyor, boyatıyor, masaj yaptırıyor, manikür, pedikür Bu işlere ne paralar harcıyor! Evli bir kadının, hele ki önceliği ailesiyse, böyle harcamalar yapmaması gerek, diye düşünüyor Ayşe Hanım kendi kendine…
Yarın bir gün çocukları olsa, oğluna ayakkabı almak yerine pediküre mi gidecek? Ayşe Hanım böyle kadınları pek hoş görmezdi. Kendisi daima en son kendi ihtiyaçlarını düşünür; özellikle eşi vefat ettikten sonra, oğulları büyümüş olsa bile hâlâ onlara maddi manevi destek olmaya devam etmişti.
Kapı zili, düşüncelerini bölüyor: Gençler gelmiş. Zeynep odaya bir yıldız gibi giriyor. Taze fönlenmiş saçlar, özenli manikür, ciltteki hafif nem, yetenekli bir estetisyenin dokunuşu var.
Zeynepciğim, çok güzel olmuşsun, diyor Ayşe Hanım içtenlikle ama hafif bir sitemi saklayamıyor. Kostümün de sanırım yeni mi?
Evet, dün aldım, gülümsüyor Zeynep. İşten iyi bir prim aldım.
O paraları biriktirmek daha iyi olur, diyor Ayşe Hanım tecrübesini paylaşmadan edemeyip. Bizim zamanımızda primleri, ek gelirleri, maaş farklarını kuruşu kuruşuna kara gün için saklardık, bir gün lazım olur inan.
Zeynep, sessiz kalıyor. Kayınvalidesini sever; aileye kendini adamış, sade bir kadın. Fakat kendi içinde düşünür: Kaygı ile hazırlanan kara gün belki de hazırlandığı için gelir.
Akşam oldukça hoş geçiyor. Ama Ayşe Hanım bir iki kez fazla harcamalarla ilgili değinilerde bulunuyor. Zeynep anlıyor, konu kendisine.
Siz en son ne zaman manikür yaptırdınız, Ayşe Hanım? dayanamayıp soruyor.
Ben… şey, hiç yaptırmadım. Evde ellerimi temiz tutacak bir şeyler yaparım; başka bir şeye ihtiyaç olmadı, diyor ve sessizleşiyor Muratın annesi.
Kimseden başka bu kısa diyalogu duyan olmuyor. Ama Zeynep, kadın olarak içleniyor. Düşün: İki oğlan büyütmüşsün, ikisi de az çok para kazanıyor, bir kuruşu kendin için harcamaya kıyamıyorsun!
Murat, annen hiç kendisi için bir şey yapar mı? diyor eve dönerken.
Bilmem. Güzel sofralar kurar, televizyon izler, komşulara gider… Neden sordun?
Hayatında kendisi için bir güzellik yapmamış! Bir sinemaya, tiyatroya ya da lokantaya götürseniz ya!
Aman, ihtiyacı yok öyle şeylere, uydurma, diyor kocası omuz silkerek.
Zeynep susuyor. Kendi annesi gelir aklına: Durumu dar olsa da kendine güzel bir saç kesimi, yeni bir elbise almayı ihmal etmeyen, ve mutlaka şehir tiyatrosuna abone olan kadını düşünür.
Gelin, kayınvalidesinin de biraz kendisi için yaşaması gerektiğine karar verir. Torun beklemek yerine kendi zevkini de düşünsün istemektedir.
Birkaç gün sonra Zeynep, Ayşe Hanımı arayıp birlikte küçük bir yürüyüş ve kahve teklif eder. Yanı sıra kısa bir güzellik salonu ziyareti önerir: Kendisi gidecektir, birlikte gitmiş olurlar, isterse Ayşe Hanım da istediği işlemi yaptırabilir.
Yok canım, telaşlanır Ayşe Hanım, Senin işin varsa ben lobide ya da dışarıda beklerim.
Niye bekleyesiniz? Yarım saat, bir saat, güzel bir manikür, el masajı da yaptırırsınız…
İkna olması zor ama sonunda razı ediyor. Zeynep önceden gittiği ve iyi tanıdığı salondan randevu alıyor ve durumu ustalara açıklıyor.
Lütfen, kayınvalideme özel ilgilenin, kendini iyi hissetsin, fiyat sorarsa, benim ödediğimi söyleyin, lütfen bir deneyin! Belki bir müşteri daha kazanırsınız, size güveniyorum!
Belirlenen gün, Zeynep hafifçe direnen kayınvalidesini salona götürüp ustalara teslim ediyor.
Yalnızca yarım saat, olur mu Zeynep? diyor Ayşe Hanım. Ne kadar ödeyeceğim?
Biraz sonra sıcak karşılamayla salona alınırken Zeynep foya oturup telefonuyla ilgileniyor; kendine hiçbir işlem planlamıyor o gün.
Ayşe Hanım iki saat sonra, huzurla ve yüzünde ferahlık ifadesiyle çıkıyor. Salon ekibi işini biliyor.
Ne güzel şeylermiş! dedi hemen. Kafe, bitki çayı… Herkes güler yüzlü! Ama çok pahalı değil mi acaba?
Salona giren yönetici hemen atılıyor:
Bugün kampanya var! Bir misafir getiren, onu da ücretsiz işlemlerden yararlandırıyor. Yani hiç ücret ödemiyorsunuz!
Zeynep ve hayatında ilk kez böyle bir özen gören kayınvalidesi, yakındaki kafeye geçiyorlar. Ayşe Hanım bir yudum kapuçino içip gözlerini kapatıyor.
Bundan sonra kız kıza böyle günler yapsak ya? teklif ediyor Zeynep. Devamlı müşterilere sık avantaj oluyor, hoşunuza gitmedi mi?
Çok iyi geldi, itiraf ediyor Ayşe Hanım. Böylesinin bu kadar keyifli olduğunu bilmiyordum.
Daha önce denemek lazımdı!
O zaman çoluk çocuk küçüktü. Allah rahmet eylesin, rahmetli beyim parasını hep sıkı tutardı; harcamamı istemezdi. Sonra niye ihtiyaç olsun ki, dedim.
Şimdi var işte! Beni yalnız bırakmamak için…
Arada olur, seninle birlikte giderim.
Böylece alışkanlık oldu; kayınvalide, geliniyle birlikte bakım yapmaya başladı. Zeynep ise ona usulca yeni elbiseler aldırıyor, fiyatları olduğundan düşük gösteriyor.
Arada Murata baskı yapıp, annesini yemeğe götürmeye de razı ediyor. Hatta hepsi birlikte sinemaya gidiyorlar. Yılbaşında ise Zeynep, Ayşe Hanıma şehir tiyatrosunda sezonluk bilet hediye ediyor.
Gençlik sende yeniden başlamış, diyor komşuları gülerek.
Ah, gençler peşinden sürüklüyor, diyerek zarifçe gülümser Ayşe Hanım.
Ve gerçekten de, tam şimdi, iki yetişkin erkek annesi, emeklilik yaşında, hayata gençlik duygusu ile yeni başlıyor gibidir.



