– Çocuklarınızı düzgün yetiştiremediniz. Bakın, Sashko yerine Mikita olsa…

Adam gibi çocuk yetiştirememişsiniz. Bak Mesutun oğlu Emir

Songül başta annesinin ona neden takıldığını anlayamıyordu. Sanki daha dün her şey yolundaydı, özellikle çocuklukta. Annesi onu ağabeyine hep örnek gösterir, överdi.

Hali vakitleri idare ederdi, ne bolluk içinde ne de yoklukta yaşadılar. Gerekli her şeyleri vardı, büyük alışverişlere ise ailece para biriktirirlerdi. Hatta bir arabaları bile vardı, ikinci eldi ama işlerini görürdü. Gerekirse babası tamir ederdi.

Liseden sonra ağabeyi Mesut İstanbula üniversiteye gitti. Onun için epey para gerekiyordu, hem okul hem de kiralık ev, yiyecek

Songül, anne ve babasının zorlandığını, her şeyden kısmaya başladıklarını hissediyordu. Kendisi de iki yıl sonra üniversiteye gidecekti.

Bir İstanbullu daha çıkmaz bize, burada da üniversite var, buraya gir, dediler.

Songül de yerelde bir üniversiteye girdi, iş buldu. Önce hafta sonu kuryelik yaptı, sonra hemen evlerinin yanı başındaki kafede garsonluk Devlet bursuyla okuyordu, kendi kıyafetini kendi alıyor, eve bazen alışveriş de yapıyordu.

Aferin kızım, evde de lazımsın bize. Okuyorsun, çalışıyorsun. Mesut iş bulamıyor, dersleri ağır, oradaki hocalar çok istiyor. Çok yoruluyor.

Ben de yoruluyorum, geceleri ödev yazıyorum anne.

Senin ki öyle yorgunluk değil. Evdesin ya, kolay.

Nihayet ağabeyi diplomasını aldı, iş aramaya başladı. Bizim şehre niye dönsün? Sonuçta İstanbulda imkan çok. Fakat istediği gibi iş bulamıyordu, olan işler de tam ona göre değildi. Yine anne babası destek oldu.

Kök salsın orada, sonrası gelir, dediler.

Ama kolay gelmedi. Mesut bir iş buldu, derken patronunun kızıyla apar topar evlendi. Olay hamilelikten sonra oldu.

Emir adını verdikleri oğlu doğdu, işler rayında gitti. Kayınpederi ona ev aldı, işte terfi edip maaşı arttı. Kısacası talihi döndü. Anne babası oh çekti.

Songül ise abisi kadar kısmetli değildi; müdür oğlu değil, kendi gibi sıradan biriyle evlendi. Evlerini alıncaya kadar didindiler, hem de İstanbulda değil.

Kızları oldu, ardından ikiz erkek çocukları peş peşe doğdu. Aslında ikincisi bekleniyordu, üçüncüsü sürpriz oldu. Zorlandılar ama şikâyet etmediler. Çocuklar büyüdü, okula gittiler.

Anne baba 35. evlilik yıl dönümlerini kutlamaya niyetlendi. 25i atlamışlar, 30u da öyle; para biriktirememişlerdi, şimdi fırsat çıkınca kutlamak istediler.

Mesut oğluyla geldi, eşi gelmedi ama hediye gönderdi. Ev eşyası almak için hediye çeki Bulaşık makinesi alın dedi.

Mesut hediyeyi bir gün önceden verdi, bulaşık makinesi seçildi, takıldı. O akşam annem makineyi misafirlere gösterip gururla anlattı. Sofradan sonra bulaşıkları makine yıkayacaktı nasıl olsa.

Songülün ailesinin hediyesi ise o alkışlar içinde kayboldu. Onların hediyesi iki kişilik Kapadokya tatiliydi; aslında daha pahalıya mal olmuştu, ama bulaşık makinesinin gölgesinde kaldı.

Anne babası tatile gidip, teşekkür ettiler; ama baktılar ki, Songül gereksizce harcamıştı o parayı. Sonuçta tatil geçti bitti, ama makine hâlâ iş görüyor, dediler.

Sonra her fırsatta annesi Mesutun başarılı hayatını ballandıra ballandıra anlatmaya başladı. Oğlu başkenti seçmiş, adam olmuş! Kariyer, ev, eş, çocuk Her şey tam yerinde!

Bir çocuk; öyle üç beş tane doğurmanın manası ne? Onları okutmak lazım! Şimdi kolaysa, sonra zor. Baksana Mesut

Mesutun evinde her şey otomatik; süpürge kendi çalışıyor, ışıklar kendi açılıyor, yemek eve geliyor, bir de yardımcıları var

Anne, ben her işi kendim yapıyorum, çocuklarım ve eşim de yardımcı oluyor.

Ama Mesut!

Ama Mesutun evi

Bak kardeşin nasıl

Yıllar geçti, Songülün çocukları büyüdü. Kimse İstanbula gitmedi; burada, kendi şehirlerinde, güzelce üniversite bitirdiler. Yine de annesinin takdirini göremediler.

Sizin çocuklardan ne hayır oldu? Mesutun Emiri bak ne güzel

Anne, bizim de çocuklarımız iyi; Emir için de her şeyi bilmiyorsun! Evlerine gittiğimde, dışarıdan göründüğü gibi olmadığını anladım.

Karalama! Sen adam olamadın, çocukların da olamaz. Yoksulluk doğurmuşsun!

Evet anne, ben başaramadım. Güzel işlerim var, ama İstanbulda değil! Eşim iyi, ama seninkisi gibi değil! Çocuklarım okul birincisi, ama burada!

Evimiz güzel döşendi, hizmetçimiz yok; süpürge bizde, bulaşık makinesini de kendimiz çalıştırıyoruz.

Size yardım ediyoruz ama yetmiyor! Senin Mesutunuz size ilaç parası bile göndermiyor, orada harcaması çokmuş!

O adam olmuş, ben hiç kimseyim!

Bir gün Mesut ailesinin yanına döndü. Annesi misafirliğe geldi sandı ama meğerse temelliymiş. Eşi boşanmıştı, kayınpederin şirketinden çıkarılmış, oğluyla arası iyice bozulmuş

Kendi şehrinde iş de bulamadı. İstanbuldaki maaşının çeyreği bile yoktu.

Songül, karar verdik Mesuta iş açacağız. Hazır. Basit mühendislik ona uygun değil, dedi bir gün anne.

Karar verdiyseniz buyurun.

Senden destek lazım. Para, kredi. Zaten burada ne ihtiyacınız var, İstanbulda değil sonuçta.

Ama Mesut da artık burada! Biraz gerçeklere dönelim.

Senin bir isteğin yok ama onun var, o

Anne, biz kendi çocuklarımıza, size yardım ediyoruz. Büyük paralar değil. Arabayı da değiştirmemiz lazım, ufak tefek de işler var.

Araba bekler, para Mesut için daha önemli.

Biliyorum anne, Mesut hep daha önemli oldu. Bir kez ben İstanbula gitmek istemedim diye bana bile destek olmadınız.

Sizin eve bu yüzden para gitti; hem Mesutun eğitimi hem İstanbuldaki hayatı için. Babamın babasının evi bile satıldı; çünkü Mesutun arabası olmalıydı!

O zaman ikizlerime puset için para istemiştim, borç vermediniz! Zannettin biz İstanbula Mesuta misafir olduk? Hayır, sadece gönderdiğiniz kargoları götürdük, otelde kaldık. Gelininiz bizi sevmedi. Taşralıydık sonuçta!

O eşiyle boşandı, yardıma ihtiyacı var. Evi bile yok.

Arabası da yok, hurdaya döndü. Emir sağ olsun.

Geçmişi karıştırmayalım, yardım edelim.

Hayır anne! Bizim şehirde de iş var, maaşlar fena değil. Ama ona yetmez. Bize iyi, ona küçük gelir.

Ona ne verebilirim ki? Çerez parası mı? Yoksa iş açmaya, sonra araba, sonra ev almaya yetecek kadar Hayır anne! Hakikaten adam olmuş biri, taşradan başarısız kız kardeşinden para almaz! O olmadıysam ben insan olamadım(!)

Sen bana nasıl böyle konuşuyorsun?

Her şey yolunda anne. Sadece şimdi fark ettim, sizce bir tek Mesut insan oldu. Artık sizinle o ilgilensin, sırası geldi.

Songül! Bizi evimizi sattıracaksın. Buna sebep olduğunun farkında mısın?

Evet mi? Ben mi istedim? Bari kendinize bir oda alın yeter.

Evlerini sattılar, küçücük eski bir tek odalı daireye geçtiler. Kalan paranın hepsini Mesuta verdiler, o da İstanbula döndü. Ne işi vardı burada?

Bir iş kuramadı; ama annem yine Mesutu göklere çıkardı, beni ise yetersiz gördü. Kendi evi için yardım istedi, tadilat gerekiyordu, yardım ettim; ama tadilatı yapmadım.

Nasıl olsa ev Mesuta kalacak, o baksın. O büyük insan ya!

Mesutun parası bitti, yine döndü geri. Tek odalı evde üç kişi sıkış tepiş yaşadılar. O mutfaktaki çekyatta kaldı. Adam olmuştu sözde, meğer yanlış ata oynamışlar, şimdi derler ya çantaya konmuş

Siz ne düşünüyorsunuz, yorum yazın, beğenmeyi unutmayın!

Rate article
Lifequest
– Çocuklarınızı düzgün yetiştiremediniz. Bakın, Sashko yerine Mikita olsa…