Çocukları doğru düzgün yetiştiremediniz. Bakın mesela Sashka yerine Mehmet Bey’in oğlu…

Sizin bir türlü çocukları düzgün yetiştiremediniz. Bak mesela, Sinanın kızı Derin

Günlük 22 Mayıs, Perşembe

Annemin bana neden takılmaya başladığını ilk başta anlamamıştım. Daha az önce her şey yolundaydı, çocukken hele hep el üstünde tutardı. Abim Ömere beni örnek gösterir, gurur duyar, överdi. Ailemiz büyük paralar kazanmazdı ama geçimimizi rahatça sağlardık. İhtiyacımız olan her şey olurdu, büyük alışverişler için biraz biriktirirdik, yine de eve ikinci el bir araba bile almışlardı. Eski bir Şahin. Bozulursa, babam hemen tamir ederdi.

Liseden sonra abim Ömer İstanbulda bir üniversiteye girdi. Tabi gideri çok oldu: harçlar, kira, İstanbulda hayat

Ben o dönemde ailemin zorlandığını açıkça görüyordum, sürekli bir şeylerden kısmak zorunda kalıyorlardı. Benim de iki yaş farkla sınavım geliyordu.

Bir İstanbullu daha çıkmaz bizden, kızım. Burada da fakülte var, gel burada oku.

Ben de Anadolu Üniversitesini kazandım, yanına hafta sonları kurye işi bulup başlamıştım. Sonra eve yakın bir kafede garsonluk yaptım. Okulu bursla kazandım; üst baş paramı, bazen evin alışverişini kendim alıyordum.

Aferin kızım, hem okuyorsun hem aileye destek oluyorsun. Bak, Ömer derslerden iş bulamıyor, hocalar çok zorluyormuş, yorgun yorgun eve geliyor.

Ben de yoruluyorum. Geceleri ödev, tez yazıyorum.

Senin yorgunluğun başka, evdesin sonuçta.

Sonunda abim mezun oldu ve İstanbulda iş aramaya başladı. Memlekete dönmeye niyeti yoktu çünkü başkentte fırsat olduğunu düşünüyordu. Ama aradığı işleri bulamadı, talepleri çok yüksekti. Yine bizden para destekler gitti.

Bir şekilde orada tutunması lazım, gerisi gelir…

Ama geldi sandılar, Ömer iş bulduktan sonra patronunun kızıyla evlenip apar topar evlendi. Çocukları doğdu, iyice kök saldı İstanbulda. Gelininin ailesi bir ev aldı, kayınpederi şirkette Ömeri yükseltti, maaşı arttı. Nasıl bir talih! Annemle babam rahat bir nefes aldı.

Ben ise abim kadar şanslı bir evlilik yapmadım, bürokrat oğlu değildi eşim, sıradandı. Oturacak evi, zorluklarla karı-koca birlikte aldık, hem de İstanbulda değil.

Kızımız doğdu. Kısa süre sonra ikiz erkek çocuklar dünyaya geldi. İkinciyi beklerken üç oldular. Kolay değildi ama şikayet etmedik. Büyüdüler, okula başladılar.

Anne babam otuz beşinci evlilik yıl dönümlerini kutlamak istedi. Yirmi beşi, otuzu hep ertelemişlerdi, paraya kıydılar bu sefer.

Ömer oğlu ile geldi, gelini işleri varmış, ama hediyesini yollamıştı: ev aletleri alışverişi için bir hediye çeki. Özellikle bulaşık makinesi aldırmamı önermiş!

Ömer aldı, eve kurdu. Anne bütün akşam konu komşuya makineden övgüler etti. Yemeğin ardından bulaşığa elle dokunmayın, makine halleder dedi.

Bizim hediyemiz, bir çift olarak kısa bir tatil paketi, bulaşık makinesinin gölgesinde unutuldu gitti. Oysa daha pahalıya gelmişti.

Anneyle babam gittiler, teşekkür ettiler, ama annem paramı boşa harcamışım diye de ekledi. Güzel zaman geçti geçti, ama bulaşık makinesi hâlâ evin yıldızı.

Zamanla annem her fırsatta başarılı oğlum diye başlardı: Bak kardeşin Sinan İstanbulda oturuyor, bir tane çocuk yaptı, kariyer yaptı, karısı var, evi var, hepsi bir arada

Bir gün bana dedi ki:

Bir çocuk yaparsın, bakarsın. Üç dört çocuk ne gerek var? Hepsine okul lazım, harcaması var. Şimdi kolay görünüyor, sonrası Sinanın kızı Derin mesela

Sinanın evi ful otomatik, robot süpürgesi var, ışıkları sesle yakıyor, yemeği dışardan söylüyorlar, temizlikçi geliyor

Anne, ben kendim öğrenip yaptım, çocuklarım ve eşim yardımlaşıyoruz.

Ama hep Sinan şöyle, Sinanın evi böyle, abinin oğlu Derin

Yıllar geçti, çocuklarım büyüdü. İstanbulda üniversite okumadılar, ama buranın en iyi bölümlerinden mezun oldular. Annemin lafı bitmedi:

Siz doğru düzgün çocuk yetiştirememişsiniz. Bak Sinanın Derini

Anne, bizim çocuklar iyi, Derinle ilgili bilmediğin şeyler var. Biz bir misafirliğe gittik, hiç de dışarıdan göründüğü gibi değil.

Kıskanma, kızım. Sende olmadı diye çocuklarından mı olacak? Zavallılar zaten!

Haklısın, anne. Ben beceremedim. İyi bir işim yok, ama en azından burada, İstanbulda değil! Başarılı bir eşim var, tabii o da yeterince iyi değil! Çocuklarım mezun, ama adı büyük yerden değil!

Evin pırıl pırıl, temizlikçi yok tabii. Süpürge elde, bulaşıkları elle yıkarsın, ışığı da anahtardan açarsın!

Size yardım ediyoruz, ama tabii yeterli değil! Senin Sinan ilaç paranı bile yollamıyor, harcamaları büyük!

Büyük adam oğlun, kızın ise kimseler gibi biri işte!

Bir gün Ömer aniden memlekete geldi. Annem ziyaret için sanıyordu ama kalmaya geldiğini, eşi boşanma davası açmış, işinden çıkarılmış, kızıyla ilişkisi kötüymüş, hepsini öğrendik.

Burada istediği gibi iş bulamadı, maaşlar İstanbuldaki gibi değil elbette.

Bir gün annem dedi ki:

Kızım, oğlan burada aç kalmasın diye iş kurması lazım. Fikrimiz bu; borç alacağız, kredi çekeceğiz, siz de destek olacaksınız. Size bir şey lazım değil, İstanbulda değilsiniz zaten!

Ama Sinan da artık İstanbulda değil. Biraz gerçekçi olma zamanı.

Bu paraya ihtiyacı var, siz idare edersiniz!

Anne, biz çocuklara, size destek olmaya çalışıyoruz, idare ediyoruz. Arabayı değiştireceğiz, başka borcumuz var.

Araba bekler, para Sinan için acil.

Hep Sinan önemli İstanbula o gidince başladı her şey. Ben İstanbulda istemedim okumak zaten, ama burada bile doğru dürüst yardımcı olmadınız.

Babanın babasından kalan ev abine gitti; babamın anne babasının evi de Sinana araç! diye gitti onlar. Ben ikizlere bebek arabası için borç istedim, vermediniz. İstanbula giderken Sinanın yanına uğradık sanıyorsan yanılıyorsun. Otelde kaldık, onun evine giremedik bile. Eşine iyi gelmedik herhalde, taşralıydık!

O şimdi boşandı ve yardıma ihtiyacı var, evi bile yok.

Arabası da yok, kaza yaptı; kızı da yardımcı olmadı!

Uzatmayalım, gel destek verelim.

Yok anne! Burada işler var, iyi de maaşı var. Onun beğenmediği maaşlar bize yetiyor. Daha ne yapayım? İş, araba, ev Neyim varsa abime vereceğim, öyle mi?

Benimle böyle konuşulur mu?

Tamam anne, ne dese haklısın. Belli ki insan olmak zor; abim olabiliyor ancak, bana sıra gelmiyor. Şimdi sizinle yaşarken o size yardımcı olur. Sıra ona gelsin.

Asuman! Canımıza mı kıydıracaksın, bizi evden mi edeceksin?

Anneciğim, aklınızdan çıkmasın da, sattığınız evin kalan parasını da iyi değerlendirin, yeni bir oda alın.

Nihayet annemle babam evlerini satıp eski bir oda aldılar ve kalan tüm parayı Sinana verdiler, o da yeniden İstanbula gitti. Ne de olsa burası taşra, ne işi var ki?

Ama Sinan iş kurmadı ya da başaramadı, ben de yine hiçbir şey oldum annemin gözünde. Evde küçük işleri yine ben tamamladım, ama ev tadilatı lafı çıktığında elimi çekiverdim.

Biliyorum, o ev de Sinana kalacak, işleri de o yapsın. Sonuçta büyük adam ya!

Sinanın parası yetmedi, tekrar döndü. Küçük, eski dairenin mutfağında koltukta kaldı. İnsan olmuş biri olarak işte geldiği yer burasıydı.

Görmüş olduk; ailece yanlış ata oynamışız

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda yazın, beğeni bırakın.

Rate article
Lifequest
Çocukları doğru düzgün yetiştiremediniz. Bakın mesela Sashka yerine Mehmet Bey’in oğlu…