Şık ve alımlı bir kadın, sokakta bulduğu zavallı köpeği arabasına bindirip uzaklaşıyor. Fakat kim tahmin edebilirdi ki?

Göz alıcı ve şık bir genç kız sokak köpeğini arabasına bindirip uzaklaştı. Kim tahmin edebilirdi ki

Bugün neyle geldiğini gördün mü? Herkes konuşuyor, babası doğum gününde hediye etmiş diyorlar.

Ya çantası? Kesin en az üç yüz bin liradır!

Çanta mı? Manikürünü gördün mü? O tırnaklar bana bursumu ödetir vallahi!

Meral, arkadaşlarının fısıldaşmalarını dinlerken yüzünü buruşturdu. Arka sırada asaletle oturan Elif Koç, ünlü bir inşaat şirketinin tek kızıydı. Her zamanki gibi cep telefonunda altın kasa ile bir şeyler karıştırıyor, dünyadan kopuk duruyordu.

Uzun sarı saçları omuzlarına bukle bukle dökülmüş, kusursuz makyajı yüzünü porselen bir bebek gibi göstermişti.

“Bunların kafasında ne var acaba?” diye düşündü Meral, gizlice Elifi izleyerek. İki yıldır aynı sınıftaydılar ama Elifin kimseyle on cümle bile konuştuğunu duymamıştı. Lüks arabalarla geliyordu, her sınavı başarıyla geçip kayboluyordu; kampüs hayatından hep uzaktı.

Kesin aklı fikri alışverişte, dedi Gülşah, Meralin arkadaşı, onun bakışını fark edince hafifçe burun kıvırarak. Tam bir zengin kızı. Dün telefonda konuşurken duydum; sürekli Milano, Paris diyor.

Meral başını salladı ama içten içe bu kadar basit olmadığını düşünüyordu. Bazen Elifin bakışlarında başka bir şey yakalıyordu; sanki aralarından bir yerlere bakıyor, bambaşka düşüncelere dalıyordu.

Geçen dönem ekoloji projesini hatırlıyor musun? dedi Meral aniden. Yabani hayvanların insan etkisiyle değişen popülasyonları Bu konu öyle klasik bir zengin kız konusu gibi değil.

Boş ver, dedi Gülşah omuz silkip. Babasının asistanları yazmıştır, o da süslenip okuyuvermiştir.

Ama Meralin aklından çıkmıyordu. O gün Elif sunum yaparken gözlerinin nasıl parladığını, sesi titrerken anlatırken ne kadar gerçek olduğunu görmüştü. Sunum bitince yeniden o soğuk ve uzak maskesini kuşanmıştı.

Onların yolları tamamen rastlantı eseri bir kasım akşamı kesişti. Meral marketten çıkarken bir anda dona kaldı.

Kapının önünde Elif Koç, diz çökmüş, kocaman bir sokak köpeğini besliyordu. O zarif elleriyle salamı küçük parçalar halinde kırıp köpeğe veriyordu. Köpeğin tüyleri kirli, bir bacağı aksak ve mahzundu.

Sakin ol, acele etme, dedi Elifin sesi yumuşak, alışılmışın aksine sıcacıktı. Çok açsın, biliyorum. Sabret biraz daha.

Rüzgar Elifin şık paltosunu savuruyordu ama o ne soğuğu ne de yere değen ellerinin kirini umursuyordu.

İşte o an Meralin kafasında her şey yerine oturdu. O gizemli okuldan kaybolmalar, telefona çıkmalar, çantadan çıkan köpek maması O an sadece belki evde köpeği vardır diye düşünmüştü.

Elif salamı bitirip köpeğin başını ellerinin arasına aldı ve onun kestane rengi gözlerine bakarak konuştu:

Seni anlıyorum, gerçekten anlıyorum. Sanki kimse gerçek seni göremiyor, değil mi?

Köpek hafifçe inledi.

Çocukken ne kadar yalvardım aileme hatırlıyor musun, dedi Elif sanki kendiyle konuşuyormuş gibi. Babam hep, Napacaksın sokak köpeğini? İstersen en iyi cinsini alalım, sertifikalı olsun, derdi. Ama ben sadece bir dost istedim. Bana değer veren, hediye ve gösteriş için sevmeyen hakiki bir dost

Meralin boğazına bir yumru oturdu. O anda, Elifi bambaşka, yalnız ama duyarlı bir genç kız olarak gördü; başkalarının göremediği yüzünü.

Hadi toparlan bakalım, dedi Elif kararlı bir şekilde, paltosunu silkeleyerek. Veterinere gidiyoruz; sonrası bakarız.

Meral şaşkınlık içindeydi; köpek topallayarak Elifin peşinden yürüdü. Elif hiç düşünmeden lüks otomobilinin arka kapısını açtı.

Haydi yavrum, atla. Önce seni tedavi ettireceğiz, sonra bir çare buluruz.

Ne yapıyorsun sen?! Meralin ağzından döküldü.

Elif dönüp göz göze geldi. Gözlerinde ne meydan okuma, ne utanç vardı; yalnızca derin bir hüzün, kararlılık.

Doğru bildiğimi, dedi sadece. Bazen herkes senden başka biri olmanı beklese de, kendin olman gerekir.

Direksiyona geçti ve gözden kayboldu; Meral ise şaşkın ve düşünceli kaldı.

Ertesi gün Elif derse gelmedi, bir sonraki gün de yoktu. Meral sürekli son sırasındaki boşluğu gözlüyor, aklında sayısız soru dönüp duruyordu: O köpeğe ne oldu? Nereye gitti?

Hafta sonuna doğru merakı galip geldi. Ders bitiminde Elife daha yakın olan birkaç sınıf arkadaşına yaklaştı.

Elif nerede, haberiniz var mı? Uzun zamandır yok da.

Kim bilir, dedi Kaan omuz silkerek. Belki yine yurt dışına kaçmıştır. Ama son zamanlarda arabasını hep eski bir depoya yakın görüyorlarmış.

Meralin aklına Elifin telefonda babasına dediği sözler geldi: Hayır baba, şu anda gelemem, önemli işlerim var! Tüm parçalar birleşiyordu.

Bir saat sonra kendini eski bir sanayi mahallesinde buldu. Neden geldiğini bilmiyordu ama içgüdüleri doğru yerde olduğunu söylüyordu.

Eski bir deposunun önünde Elifin lüks arabası park halindeydi. Bahçeden köpek sesleri geliyordu.

Meral bahçeye bakınca şok oldu. Yüksek çitlerin ardında onlarca köpek koşuyor, oynuyor, güneşleniyordu. Büyük küçük, bakımlı ve henüz zayıf köpekler Hepsinin ortasında Elif sade kot ve eskimiş bir eşofmanla mama kaplarını dolduruyordu.

Ne zaman geleceğini merak etmiştim, dedi Elif birden, arkasına bakmadan.

Ne zamandır böyle yapıyorsun? dedi Meral güçlükle.

Neredeyse bir yıl oldu, dedi Elif bir yavruyu okşarken. Önce sokakta besliyordum, sonra tedavi etmeye başladım. Sonra bir mekan gerek dedim. Babam araba için para verince burayı aldım, yaz boyu da tamiratını kendim yaptım.

Bu yüzden mi hiç bizimle gezmelere gelmiyorsun? anladı Meral.

Evet. O pahalı kıyafetler, arabalar aslında birer maske, babamın hayali. Benim değil. Burada ise gerçek ben varım.

Elif dönüp baktı ve Meral, ilk kez gözlerindeki gerçekliği fark etti; o bakışta boşluk değil, derin bir şefkat vardı. Terk edilmişlerin yanında olmanın verdiği bir anlam.

O gün gördüğün köpek, dedi Elif heyecanla, yeni yuvasını buldu! Çoğunu sahiplendiriyoruz. Yeter ki hikayelerini dürüstçe anlat. Yardım etmek ister misin? Her zaman ele ihtiyaç var!

Meral bu yeni, gerçek Elife bakıp bir an bile tereddüt etmedi: Nereden başlıyoruz?

Zaman hızla geçti. Meral her akşam barınağa uğramaya başladı. Her köpeğin geçmişini öğreniyor, güven duymalarını sağlamak için çabalıyordu. Elifin aslında ne kadar fedakar, sevgi dolu ve çalışkan biri olduğunu yeni yeni anlıyordu o sadece parasını değil, zamanını da adıyordu.

İnsanlar aldıkları canlının ne yaşadığını bilmeli, diyordu Elif. O zaman bağları da daha güçlü oluyor.

Bir akşam, dinlenme odasındaki eski kanepede otururken kar dışarıda yağmaya başlamıştı. Sığınakta sessizlik hakimdi; köpekler uykudaydı.

Bilir misin Meral, en büyük hayalim geniş ve donanımlı bir barınak açmak. Vetsiz, bakıcısız değil; tam profesyonel ekiple. Hem köpeklere, hem kedilere umut olabilmek

Bunu şimdi neden yapmıyorsun? İmkanın var.

Babam istemiyor, dedi Elif hüzünle. Boş iş diyor, gel şirketin başına geç diyor. Burayı bile bilmiyor; alışveriş yapıyorum sanıyor!

O sırada Elifin telefonu çaldı, ekranda Baba yazıyordu.

Evet baba? Hayır, şu anda müsait değilim. Daha önemli bir toplantım var

Meral baktı, Elifin elleri titriyordu. Cesaretini topladı:

Neden artık ona gerçeği söylemiyorsun?

Anlamaz ki

Ama denemelisin. Hayalini anlat, görmek isteyecektir. O senin baban!

Elif bir süre sustu, sonra başını salladı:

Haklısın. Artık saklanmak istemiyorum. Ama senden ricam, dedi duraksayarak, yarın babamla konuşurken yanında olur musun?

Tabii ki, dedi Meral hiç düşünmeden. Ama neden?

Çünkü korkuyorum, dedi Elif utangaçça. Yanımda beni anlayan biri olunca gücüm artıyor.

Meral gülümsedi. Artık Elifin o soğuk hali yoktu; karşısında kırılgan, umut dolu bir genç kız vardı.

Ve unutma, dedi Meral, sen aslında büyük bir şey başarıyorsun; sadece babanın istediğinden farklı bir şekilde.

Elif Merale sıkıca sarıldı:

Teşekkür ederim Yanımda olduğun için, inandığın için

Ertesi gün Elif babasını çağırdı. Beklerken heyecandan yerinde duramıyordu. Bahçeye lüks bir Mercedes yaklaştı; Elifin babası Coşkun Koç ağır adımlarla içeri girdi.

Demek hep buralardasın dedi ciddi bir şekilde.

Evet baba. Bu benim barınağım. Burada yardıma muhtaç köpekler var. Onları tedavi ediyor ve yeni yuva buluyoruz.

Biz?

Ben ve gönüllü dostlarım. Baba, biliyorum bana kızacaksın ama bak, bu köpekleri kurtarmak gerçek anlamda bir hayat demek.

Elif, heyecanla köpeklerin hikayelerini anlattı, hayalini paylaştı. Coşkun Beyin bakışları yumuşamaya başladı. Tam o anda yaşlı bir köpek, Karam ağır adımlarla yanlarına geldi, Coşkun Beyin bacaklarına sürtündü.

Şuna bak sen Tıpkı bizim Karabaşa benziyor, dedi Coşkun Bey duygulanarak. Sokaktan aldığımız, hayatımı kurtaran köpeğimiz

Gözleri bir an için uzaklara daldı, sonra kızına döndü:

Belli ki sen de doğru iş yapıyorsun Büyük bir barınak kurmak istiyorsun demek? Planlarını bana anlatır mısın?

Yarım yıl sonra, şehrin kenarında modern bir hayvan bakım merkezi Sadık Dost hizmete açıldı. En gelişmiş veteriner cihazları, konforlu kulübeler ve harika bir ekip Açılışta Elif ile babası el ele kurdeleyi kesti.

Bak, dedi Meral usulca, sonunda babanın hayalindeki başarılı iş kadını oldun.

Nasıl yani?

Kendi yolunda, kendi değerlerinle, başardın. Farkı bu!

Elif babasını izlerken gülümsedi; artık gerçek yüzüyle, hayalinin peşinde, huzurluydu.

Gerçekten Meral Bazen maskeleri bırakıp kendin olunca, asıl değerlerin ortaya çıkıyor. Yeter ki izin ver.

Elif, yanına kıvrılan Karamı sevdi:

Öyle değil mi, dostum?

Köpek koca bir havlama ile cevap verdi; herkes kahkahalara boğuldu.

Böylece, kendini saklamaktan korkmayan bir genç kızın hikayesi burada bitti. Ve anlaşıldı ki: Her maskenin ardında bambaşka bir dünya gizlidir; kim bilir, belki de en güzel olan, o cesareti gösterip kendin gibi olabilmektir.

Rate article
Lifequest
Şık ve alımlı bir kadın, sokakta bulduğu zavallı köpeği arabasına bindirip uzaklaşıyor. Fakat kim tahmin edebilirdi ki?