Harika, ortak bütçe yerine ayrı ayrı harcamaları sen önerdiğine göre, kendi paramı tamamen kendime saklıyorum.

Harika, ayrı bütçe fikrini sen ortaya attın. O zaman, kendi paramı tamamen kendime ayırıyorum.

Eşim akşam yemeğinde tabağını ittiğinde, yüzünde sanki önüme köfte değil, mahkeme celbi koymuşum gibi bir ifade vardı. O an anladım ki birazdan ciddi bir konuşma yapacak. Serkan peçetesini düzeltti, boğazını temizledi ve gözleriyle bana bakmak yerine sanki ilerideki parlak kapitalist hayallere dalmış gibi dumura uğratacak cümlesini söyledi:
Elif, oturdum biraz hesap yaptım. Bizim bütçe senin para yönetimindeki eksiklerden dolayı çatırdamaya başladı. Bundan sonra ayrı bütçe yapıyoruz. Yarın sabah itibariyle.

Açıkçası şaşırmaya bile vakit kalmadan odadaki saçma bir hava hiç dağılmadı, tıpkı kızarmış hamsi kokusu gibi burnuma geldi. Çatalımı yavaşça masaya koydum.

Çok iyi düşünmüşsün Serkan dedim, hafifçe yüzümde bir yılanımsı gülümsemeyle. O zaman, benim param tamamen bana ait.

Serkanın gözlerinde kısa bir şaşkınlık oluştu. Kafasında, ufacık bir bilardo masasını andıran bir yapı var sanki, düşünceler seyrek ve gürültülü çarpışıyor. Onun beklediği gözyaşı, sitem ya da bir öfke krizi belki, ama sakinliğim kesinlikle değildi.

Aferin, dedi üstten bir tavırla başını sallayarak ve muhtemelen benden kısılacak paranın hayalini kurarak. Ben statüye para biriktireceğim. Erkek adamın statüye ihtiyacı olur, Elif. Sana da işte çorap parası çıkar sanırım.

Kocam Serkan Kutluoğlu enteresan bir insandı gerçekten. Kendini iş dünyasının kurdu sanmaya çalışırdı, oysa sadece orta düzey bir PVC pencere satışı şirketinde yönetici idi. Statü dediğimiz, genellikle iki üç fonksiyonunu kullandığı saçma sapan pahalı telefonlar ve internette motivasyon sözleri okumaktan ibaretti.

Tamam, anlaştık, dedim. Köfteyi bitirecek misin? Yoksa artık o da senin bütçene uymuyor mu?

Yedi. Hem de son kez, karşılıksız.

Ayrı bütçenin ilk haftası Serkan için bir gurur dönemi oldu. Evin içinde peşimizden tavuskuşu gibi dolaşıyor, deterjan fiyatı sormamaya özen gösteriyordu. Deri görünümlü bir elit ajanda aldı, giderlerini oraya not etmeye başladı.

Çarşamba günü, market poşetinde iki kutu ucuz bira ve en düşük kaliteden mantı getirdi. Ben o sırada kaliteli bir marketten gelen kutuyu açıyordum: somon, avokado, çeşitli peynirler, taze sebzeler, ufak bir şişe güzel bir beyaz şarap.

Serkan kapıda dikilip yorgun bir savaşçı gibi baktı:
Keyif yapıyorsun anlaşılan? dedi, balığı göstererek. Tasarruf diye bir şey yok çünkü, bu yüzden birikimimiz olmadı zaten.
Senin birikimin yok Serkan, benimkine laf edemezsin, dedim limon doğrarken. Sen sonuçta statüne yatırım yapıyorsun. Hani buzdolabında hangi raf senin? Sebze çekmecesi tam sana göre, tam ideal sıcaklık var; senin yatırımlar için.

Alaycı bir şekilde güldü, kendi aldığı mantıları benim tenceremde haşlamaya başladı.
Doğalgaz, dedim arkamı dönmeden.
Ne? dedi duraksayarak.
Doğalgaz, su, tencere ve bulaşık deterjanı da. Sonuçta ayrı yapıyoruz her şeyi, değil mi?
Ay Elif, bu kadar da ince hesap yapma! elini salladı, sanki büyük bir beyefendi sinek kovar gibi. Bu cimrilik yakışmıyor sana.
Cimrilik değil Serkan, bu tam anlamıyla piyasa ekonomisi

Taklitten gülmeye çalıştı ama sıcak mantı damağına yapışınca yüzünün şekli limon yalamış köpeğe döndü.
Sen anca ben kartımı sana vermediğim için böylesin, sonuç çıkardı, mantı hamurunu güç bela dişlerinden ayırırken. Kadınlar hep kontrolü kaybedince delirir.

Cumartesi annesi, Hacer Hanım uğradı. Kayınvalidem çok ilginç bir insandır. Beni ne kadar çok seviyorsa, oğlunun mantıksızlığına da o kadar tahammülsüzdür. Eskiden büyük bir tekstil fabrikasında mali işler müdürüydü ve insanlar yerine rakamlara hep daha çok değer verdi.

Çay ve pasta eşliğinde sohbete daldık. Serkan karşımızda promosyondan aldığı ufak gevreğini kemiriyor, adeta rejim mağduru gibi görünüyordu.

Anne, bak artık Elif tuvalet kağıdını bile saklıyor! dedi bana şikayet ederek, annesinden destek bekleyerek. Tuvalette zımpara gibi bir rulo; ama onun dolabında üç katlı, şeftalili! Ayrımcılığın böylesi yok!
Hacer Hanım çay bardağını sakince tabağına bıraktı.
Serkancığım dedi tatlı bir sesle. Sen bu ayrımı ilan ederken düşündün mü hiç? Üstelik düşündüğün organ hangisi, tuvalet kağıdına ihtiyaç duyan mıydı acaba?
Anne! Ben bütçeyi optimize ediyorum! Araba alacağım!
Şu üç beş kuruşu karından saklayıp da mı? Oğlum, tuvalet kağıdından kısarak ikinci el hurda araba alıp yolun kralı olacağını mı düşünüyorsun?
Bu bir yatırım!
Yatırım dediğin Elif, seni hâlâ bu evde çekip çeviren kadın, dedi Hacer Hanım noktayı koyarak. Bu arada canım, pasta şahane olmuş.

Serkan kekten bir dilim almaya çalıştı. Ben tereyağı bıçağını yumuşak ama net bir kararlılıkla önüne koyup yolu kestim.
Beş yüz lira Serkan. Ya da gevreğini ye.
Ciddi misin? Hem de annemin yanında?
Piyasa acımasızdır canım. Çatal kiralama elli lira.

Sinirlendi, kızardı, gevreğini kaptığı gibi mutfaktan çıktı.
Tam annesine çekmiş, dedi Hacer Hanım içini çekerek. Hep bu sermaye davası vardı babasında da, sonunda valizle annesine geri gönderdim. Dayan kızım, şimdi ben küstüm, inadımdan kulağımı çekerim evresine girdi.

İki hafta sonra deney bıçak sırtına geldi. Serkan kilo verdi, soldu, ama gururu bırakmadı. Gömlekleri buruşuk (çamaşır deterjanı ve yumuşatıcı benimdi, kendi sabununu ise küçümsüyordu), ucuz deodorant kokusu üstünde, gözleri yolunu kaybetmiş köpek gibi bana bakıyordu.

Cuma akşamı her şey çözüldü. İşten döndüm; yorgundum ama mutluydum, çünkü prim almıştım. Masada bir sürpriz: Solmuş karanfillerden yapılmış bir buket ve bir şişe Şampiyon Gazozu.

Serkan masada bekliyordu, boncuk gibi parlıyordu.
Elif, otursana. Konuşmamız lazım. Bence şartlarda biraz gevşeme yapabiliriz. Ortak bütçeye kısa bir duraksama verdi, beş bin lira ekleyebilirim. Yemek için.

Kısa bir sessizlik.
Solgun karanfillere, gazozun asitliğine baktım.
Beş bin mi? Serkan, cömertliğin sınırı bu sanırım. Ama şöyle bir mesele var, dedim. Çantadan dosya çıkardım, içinde Excelden çıkmış bir tablo.

Nedir bu? diye kaşlarını kaldırdı.
Fatura, canım. Evde yaşamanın fiyatı: Merkezi yerde evde oda kirası (salon ve mutfak kullanımı dahil) 25 bin. Faturalar (kırk dakika duş seviyorsun) 5 bin. Temizlik (evi ben topluyorum, sen hiç ellemiyorsun) 3 bin. Toplam: 33 bin lira. İki hafta için ise 16.500 lira. Elektrik-su, ev aletleri amortismanı da dahil.

Serkan kül gibi oldu. Sen benden buralarda yaşadığım için para mı alacaksın?!
Ayrı bütçede yaşıyoruz Serkan, hatırlatırım. Ev benim, dolayısıyla sen kiracısın. Kira sözleşmemiz olmadığına göre, 24 saat içinde tahliye hakkım var.

Bu ne bencillik! Bana yakışmaz! Ben erkeğim!
Sen eşi üzerinde tasarrufa kalkan bir erkeksin; fakat hâlâ bu evde benim kazandığımı harcıyorsun, dedim sakin sakin. Ortaklık istiyorsan, eşit ol. Ya öde, ya da daha ucuz statü bulacağın bir yer ara.

Ağzı kurudu, konuşmak istedi ama sadece ellerini havada salladı.
Sen pişman olacaksın! Gidiyorum! Beni alan kadın, metrekareye değil bana kıymet verir!
Hadi Serkan, buzdolabından mantını da al, ben başkasının hakkına göz dikmem.

Evde koştura koştura eşyalarını çantaya tıkıştırdı, bağırdı, maddeci olmuştun, aşkı öldürdün, geceye, soğuğa gidiyorum diye haykırdı.

Anneni ara, yatağını hazırlasın, dedim, iyi şarap şişesinden kendime bir kadeh doldururken. Taksi çağırırken Ekonomiki seç, statüyü koru.

Kapıyı öyle şiddetle çarptı ki, sanki vicdanım titreşir sandı ama alt komşu titreşti sadece.

Evdeki sessizlik bal gibi tatlıydı. Koltuğa oturdum, gece İstanbulun ışıklarına baktım, hafiflik hissediyordum. Telefon ötü. Hacer Hanımdan mesaj: Geldi. Suratsız, aç, adalet ister halde. Dedim ki adalet pahalıdır oğlum, sende de para yok. Akşam ve yatak için fatura çıkardım. O da alışsın piyasa şartlarına. Sen nasılsın kızım, iyisin?
Gülümsedim, cevap yazdım: İyiyim anne, yeni perde almayı düşünüyorum. Tasarruf ettiğimden.

Birine neden yanlış yaptığını anlatmaya çalışmak boşuna. En iyi ders, ona kendi saçmalığının bedelini tam fiyatıyla ödetmektir. Sonuçta bir erkek size bağımsızlık öneriyorsa, gerçekten başa çıkabilecek mi, önce bir görün. Ben gördüm. Artık huzurluyum.

Rate article
Lifequest
Harika, ortak bütçe yerine ayrı ayrı harcamaları sen önerdiğine göre, kendi paramı tamamen kendime saklıyorum.