Gelinin Evi

Gelin
Günlüğümden bir sayfa.

Bugün mutfağıma mis gibi bir koku sinmiş. Fırında nar gibi kızarmış ördeği büyük tabağa yerleştirip şık bir sofranın ortasına koydum, derin bir nefes aldım. Çok az kaldı, oğullarım ve gelinlerim şimdi şimdi gelirler.

Daha geçenlerde küçük oğlum evlendi. Düğün sade, aile arasında geçti. Gençlerin adeti artık böyle; gösteriş beklemiyorlar. Hâlbuki keşke imkân olsa da şanlı şöhretli bir kutlama yapsaydık. Biz mavi takım elbiseyle nikah dairesine koşuvermiştik rahmetliyle. Yüzükleri ise ancak bir yıl sonra alabildik, iki incecik altın halka… Yine de hep istedim oğullarıma güzel bir düğün yapmayı. Onlar nasıl isterse öyle oldu.

Benim bir tek içimi kemiren konu var: Küçük oğlum Kadirin eşi Zeynep biraz fazla bakımlı bana göre. Gelinimin iyi niyeti, hoşgörüsü, oğluma olan desteği su götürmez. Kadir, otuzuna kadar elinden avcundan gelenle yaşadı, bir işte gözü olmadı. Zeynep sağ olsun, ona iş bulmasında yardımcı oldu, şimdi devamlı yükseliyor. Anne olarak zamanında çok dertlenmiştim, şimdi içim ferah.

Ama şu Zeynepin kendine harcadığı paralar… Her hafta kuaföre gidiyor. Saçma saçma masraflar, masajlar, ojeler, makyajlar… Bu kadarına gerek var mı? Evli kadın, ailesi önceliği olmalı. Bir gün çocuk olduğunda Kadire bot almak varken kalkıp kendine manikür mü yaptıracak? Rahmetli eşimden sonra genelde kendimi hiç düşünmedim, oğullarım yetişkin olsa da hep desteğim gerekti.

O düşüncelerle boğuşurken kapı çaldı, gençler geldiler. Zeynep içeri girince resmen ışık saçıyordu. Saçları yeni fönlü, tırnakları pırıl pırıl… Yüzünde neredeyse hiç makyaj yok, ama belli ki işin ehli biri dokunmuş.

Vay Zeynep, bugün çok güzel olmuşsun! dedim, gerçekten de içimden gelen bir samimiyetle. Ama sesimde bir burukluk hissetmemek mümkün değildi. Kostümün yeni sanırım?
Evet, dün aldım diye güldü gelinim. İş yerinde güzel bir prim verdiler.
Kızım, primdir, ek gelirlerdir… Hepsi bir kenara atılır kara gün içindir, unutma! Yılların tecrübesiyle dayanamadım yine. Valla bir bakmışsın lazım olur.
Zeynep cevap vermedi. Benim gibi aileye düşkün, elindekini evine harcayan birini sevimli bulsa da, paranın keyfi çıkarılmalı mı bilemedim.

Akşam keyifli geçti, ben arada harcamalarla ilgili lafı dolandırdım tabii. Zeynep anladı; laflarım ona gidiyor. En sonunda patladı:
En son ne zaman maniküre gittiniz Şükran Hanım? dedi kibarca.
Afalladım. Ben hiç gitmedim. Evde tırnaklarımı temiz tutarım, yeter.
Kadir fark etmedi belki ama Zeynep incindi. Dedi ki kendi kendine; iki oğlan büyüt, ellerinde üç kuruş olsun, kendine beş kuruş harcamaktan kaçın!

Eve dönerken Zeynep Kadire,
Sence annen kendisi için bir şey yapıyor mu?
Hazırlık, yemek, misafir… Arada komşulara gider, biraz televizyona bakar işte…
Annenizin hayatında hiç güzellik yaşamadı! Sinemaya, tiyatroya, restorana götürmüyorsunuz!
Ne yapacak ki, gerek yok onlara…

Zeynep bana kıyamadı. Kendi annesini düşündü; maddi imkân olsa da olmasa da kendine kıyafet, tiyatro bileti alır; hayatına bir tat katardı.

Birkaç gün sonra Zeynep aradı; hadi gezmeye çıkalım, kahveye gidelim, dedi. Sonra da lafı döndürüp güzellik salonunu önerdi. Kendi bakım yaptırırken bana da manikür olur, masaj olur beraber vakit geçiririz dedi.

Ne gerek var, dedim; sen istersen ben dışarıda beklerim.
Ne bekleyeceksiniz, yarım saat geçer gider! Gelin elinize, tırnağınıza bir güzellik yapalım…

İkna etmek kolay olmadı ama sonunda Zeyneple beraber salona gittik. Kendi ustasıyla önceden konuşmuş, tembih etmiş olmuş da bitmiş… Ne istersem yaptırabileceğim, fiyatını merak ediyorsam zaten Zeynep halletmiş.
Salonda bana neler neler yaptılar! Sıcak kahve, bitki çayı… Çalışanlar güler yüzlü. Fiyatını yine sordum, ama müdür çıktı geldi:
Bugün kampanya var hanımefendi, bir arkadaşını getiriyorsan ona da ücretsiz!

Zeyneple beraber çıktık, yakındaki bir kafeye oturduk. Köpüklü bir Türk kahvesi söyledim, geriye yaslandım sandalyede.
Böyle günleri daha sık mı yapsak? dedi Zeynep. Salon müşterilerine özel daima indirim varmış.
Vallahi çok hoşuma gitti, dedim. Hiç beklemezdim bu kadar keyif alacağımı.
Daha önce deneseydiniz ya!
Eskiden… çocuk büyüt, eş var, eve tasarruf… Sonra da alışamadım işte.
Artık var ama! Benim keyfim için, arada bir beraber oluruz.
Eh, gidelim bakalım.

Böyle böyle aramızda bir rutin oturdu. Ben de ufak tefek kendi bakımıma özen göstermeye başladım. Zeynep usulca gardırobumu yeniledi, fiyatları da hep olduğundan az söyledi. Kadiri de kandırıp annesini restorana çıkardı, beraber ilk kez sinemaya da gittik. Yeni yıl hediyem ise tiyatro aboneliği oldu!

Son zamanlarda komşular bana çaktırmadan,
Gençleşmişsin sanki, diyorlar.
Sağ olsun gençler, diye tebessüm ediyorum.

Tuhaf ama insan en sonunda, yıllarca başkaları için yaşadıktan sonra, emekliliğin ortasında hayat yeniden başlıyormuş gibi hissediyor. Artık ben de varım, kendim için varım.

Bugün öğrendiğim: Kendine zaman ayırmak, insanı gençleştiriyor. Herkesin bir parça da olsa buna hakkı varmış.

Rate article
Lifequest
Gelinin Evi