Kızım her gün okuldan gelip, ‘Öğretmenimin evinde bana tıpatıp benzeyen bir çocuk var’ diyordu. Sessizce araştırmaya başladım—ve sonunda eşimin ailesine bağlı acımasız bir gerçeği ortaya çıkardım

Her gün, kızım okuldan eve geldiğinde, Öğretmenimin evinde bana tıpatıp benzeyen bir çocuk var, diyordu. Sessizce araştırdımve eşimin ailesine bağlı acımasız bir gerçeği açığa çıkardım.

Bir çocuğun masum sözü, senelerce içine sığındığım huzurumu böylesine sarsacak deseler asla inanmazdım.

Adım Elif. Otuz iki yaşındayım. Evli ve bir de kızım var. Eşimin adı Baran. Evliliğimizin başından beri kayınvalidem ve kayınpederimle, yani Fikret ve Şükran Yılmazla beraber yaşıyoruz. Bu durum bana hiç zor gelmemişti. Hatta kayınvalidemle çok iyi anlaşırdık. Aramızda anne-kız gibi bir bağ oluşmuştu zamanla. Beraber çarşıya çıkar, hamama gider, saatlerce dertleşirdik. Bazen dışarıda insanların bizi öz kızı sanmasına şaşırmazdım bile.

Ama kayınpederimle ilişkileri apayrı bir hikayeydi.

Çoğu zaman aralarında sessiz ama ağır kavgalar olurdu. Arada bir Şükran Hanım kendini yatak odasına kilitler, Fikret Bey ise salonda koltukta uyurdu. Kayınpederim pek konuşkan biri değildir; hep alttan alır, hep kabullenirdi. Esprili bir şekilde, Bu kadar yılı devirdim, en son ne zaman kavga ettim, unuttum, derdi.

Yine de kusurları vardı. Sıkça içki içer, geç saatlere kadar evde olmazdı. Bazen hiç gelmezdi. Her seferinde kayınvalidem tekrar sinirlenirdi. Uzun evliliklerin yıpranmışlığı sanırdım.

Dört yaşına yeni basan kızımın adı Nehir. Onu erken yaşta kreşe göndermek istemedik ama ikimiz de tam zamanlı çalışıyorduk, işler iyice zorlaşmıştı. Bir dönem kayınvalidem yardım etti ama ona güvenmekten de rahatsızlık duymaya başlamıştım.

Bir arkadaşım, evinde az çocuğa bakan, güvenlik kameraları olan ve her gün taze yemek pişiren güzel huylu bir kadını önerdi: Asuman Hanım. Gidip gördüm, çocukları izledim, içim rahatladı. Kızımı Asuman Hanıma bıraktım.

Başlarda her şey harikaydı. Kameralardan sık sık bakar, Nehirin huzurlu ve mutlu olduğunu görürdüm. Bazen geç kalır, almaya gittiğimde Asuman Hanım bana hiç kızmaz, Nehire yemeğini bile verirdi.

Bir akşam, arabada eve dönerken Nehir şöyle dedi:

Anne, öğretmenin evindeki kız bana çok benziyor.

Gülümsedim. Nasıl yani?

Gözleri, burnu Öğretmen de aynı sizsiniz diyor.

Çocuksu hayal gücü diye geçtim. Ama Nehir ısrarla söyledi:

O, öğretmenin kızıymış. Hep kucağına alınmak istiyor.

İçimde garip bir huzursuzluk başladı.

Gece Barana anlattım, kafaya takmamamı söyledi. Ama Nehir sürekli o kızı anlatmaya devam etti.

Bir gün, Artık onunla oynamam yok, öğretmen bana izin vermiyor, dedi.

Endişem büyüdü, korkuya dönüştü.

Bir gün işten erken çıkıp kendi gözlerimle görmek istedim. Eve yaklaşınca, bahçede oynayan bir kız gördüm.

O an yüreğim duracak sandım.

Nehirin kopyasıydı sanki.

Aynı bakış, aynı gülüş, aynı yüz.

Asuman Hanım beni görünce bir an durakladı, gülümsemesi yapmacık göründü.

Aa Bu kızınız mı? dedim, rahatça.

Bir an tereddüt etti, sonra başını salladı. Evet kızım.

Gözlerinde bir anlığına bir şey gözüktükorku sanki.

O gece uykum kaçtı. Sonraki günlerde özellikle erken gittim, ama o küçük kızı hiç göremedim. Her seferinde Asuman Hanım bir bahane buldu.

Ve o zaman, hiç yapmayacağım dediğim bir şeyi yaptım.

Yakın bir arkadaşımdan rica ettim; o Nehiri alırken ben köşe başında gizlenip bekledim.

İşte o an, beklenmedik bir şey oldu.

Tanıdık bir araba yanaştı.

Kayınpederim indi araçtan.

Daha anlam veremeden kapı açıldı, küçük bir kız sevinçle Baba! diye koştu.

Kayınpederim, o kızı kolayca kucağına aldı; öyle bir tebessümle Binlerce kez ailemde gördüğüm o sıcak ifadeyle.

O an dünya başıma yıkıldı.

Her şey birden netleşti.

Aldatan eşim değilmiş.

Kayınpederimin başka bir ilişkisi, başka bir çocuğu varmışhem de kızımla neredeyse aynı yaşta.

Donup kaldım; nefesim kesildi. Geçmişteki bütün geç saatler, gizli kavgalar, sırlar Hepsi şimdi anlam kazandı.

O akşam, Şükran Hanım mutfakta akşam yemeğini hazırlarken izledim. O sakin, habersiz, her şeyden bihaber hareketlerini görünce içim parçalndı.

Gerçeği ona anlatmalı mıydım?

Yıllardır çatırdayan bu evliliğin kalan tek güvenli hayalini de yıkmalı mıydım?

Yoksa sessizce, kızımı oradan çekip alıp, bu kahredici sırrı sonsuza dek saklamalı mıydım?

Gece boyunca gözümü tavandan ayıramadım; karar veremiyordum. Vereceğim karar her şeyi değiştirecekti.

Uyuyamadım.

Gözlerimi her kapadığımda, o küçük kızın yüzü, kızımın sureti gibi karşıma çıkıyordu. Koşarak kayınpederimin boynuna sarılıyordu; o ise, bunu yıllardır alışkın bir biçimde, sevgiyle yapıyordu.

Baran yanı başımda derin uyurken, içim o kadar ağırdı ki Aklımdan Acaba biliyor mu? diye geçirdim. Ya dabelki her şeyi biliyor ve susmayı tercih etmişti.

Sabaha karşın içim geceye oranla daha ağırdı.

Kahvaltıda, Şükran Hanım alışıldık huzuruyla mutfağı arşınlıyordu. O eski mırıltısıyla kahvaltı hazırlarken ona bakıp gerçekleri haykırmak istedim.

Elimi tutup ona her şeyi anlatmak istedim: Çocuğu, ihaneti, onca yılın yalanını Ama o bana sevgiyle İyi uyudun mu kızım? deyip gülümsediğinde, bütün cesaretim eriyip gitti.

Başımı salladım, zorlama bir gülümsemeyle cevap verdim.

Nasıl onun dünyasını tek bir sözle yıkabilirdim?

Ama ben ne kadar bu gerçekle yaşayabilirdim ki?

O gün, Baranı bir kenara çekip konuştum.

Baran, dedim, Baban ne zamandır o kadınla görüşüyor?

Donakaldı.

Sadece bir anlığınaama fazlasıyla yeterliydi.

Ne dediğini anlamıyorum, dedi sesi titrek.

Gözlerinin içine bakarak söyledim: Babani gördüm. Küçük kızı gördüm. Ona baba dedi.

Yüzündeki kan çekildi.

Uzayan sessizlik dayanılmaz hale geldi.

Sonunda derin bir nefes alıp oturdu.

Böyle olmasını istemezdim, dedi usulca.

O cümle içimde bir şeyleri kırdı.

Her şeyien azından çoğunuitiraf etti.

Rate article
Lifequest
Kızım her gün okuldan gelip, ‘Öğretmenimin evinde bana tıpatıp benzeyen bir çocuk var’ diyordu. Sessizce araştırmaya başladım—ve sonunda eşimin ailesine bağlı acımasız bir gerçeği ortaya çıkardım