Elifin defterine bir Örümcek Adam çizdiğini gören ailesi, arka sayfada matematik problemi yerine yeni bir kahraman karalarken, bu evde refah dolu ve tasasız bir gelecekten yalnızca kedilerinin pay alacağını acı bir tebessümle artık anlamışlardı.
Onlarca özel ders, hiçbir öğretmen Elife sayısal ders sevgisi aşılayamamıştı. Aksine, her yeni öğretmeniyle Elif gitgide felsefeye sığınıyordu. Kızın gözünde dünya, gelip geçici bir telaş yığınıydı. Gerçek mutluluk ise boş gezmekte, çikolatalı eklerde ve telefonda çizgi film izlemekte saklıydı.
Umuttan elleri dizlerine kadar düşmek üzereyken, Elifin babası internette tuhaf bir ilan buldu: Ağırlık satılır, yanına çocuğunuza akademik ve sportif sevgi de bedava. Kendi geliştirdiğim sistem. Matematik, tarih, Türkçe, İngilizce, biceps, triceps, bacak, omuz, edebiyat, göğüs dersleri. Alper.
Çaresizlikten ebeveyn dikkati tamamen dağılmıştı; baba birden numarayı aradı. Birkaç çaldıktan sonra, hırıltılı, ağır bir nefesin arasında demir ağırlıkların ritmik birbirine vurma sesi yankılandı.
Dinliyorum, dedi telefonda bir ses.
Merhaba, ilan için aramıştım.
Ağırlık satıldı, dedi Alper, neredeyse kapatıyordu telefonu.
Hayır, hayır! Kızıma matematik, Türkçe ve edebiyat dersi vermeniz için aradım.
Öğrencinin yaşı, kilosu, becerileri?
Alperin kısa konuşması bir yandan güven verici, bir yandan ürkütücü geliyordu. Demir vuruşları yerini atlama ipi sesine bırakmıştı; babanın burnuna telefondan ter kokusu geliyordu sanki.
Dokuz yaşında, yirmi beş kilo, dört işlemde iyice yaklaştı
Kaç tane şınav çekiyor?
Efendim? dedi baba, kulak memesini minik serçe parmağıyla ovalayarak.
Şınav, barfiks?
Bilmem Beş kez yapar belki, dedi şaşkınlıkla.
Eki güzelce ayırabiliyor mu?
Ben bilmiyorum, eşime sormam gerek.
Evde hangi araçlar var?
Hangi Araçlar?
Pergel, iletki, el yayı, dambıl, ağırlık?
Tahta cetvel var sadece.
Tamamdır. Adresi gönderin, bir saate gelirim, dedi Alper, sonra birden haykırdı: Bacaklar daha açık, sırt düz! Size değil, şu an beden eğitimi dersi var deyip kapattı telefonu.
Baba, bir süre bacakları açık ve sırtı ok gibi dimdik kalakaldı. Sonra Elifin yanına gidip durumu anlattı.
Yeni öğretmen haberi Elifin pek umurunda olmadı; televizyonun sesini açıp bir de çayla sandviç istedi. Bilimsel eğitim denilince Elifin yüzünde yaprak kımıldamaz.
Kapı çaldı. Elifin annesi dürbünden bakınca, öyle görkemli bir göğüs gördü ki kıskandığını hissetti.
Merhaba, dedi içeri girerken üzeri tişörtlü, kokusuyla Hindistan cevizi şampuanını anımsatan kas yığını Alper. Olimpiyat şampiyonunuz nerede?
Y-y-yukarıda dedi anne titrek sesiyle. Galiba geldi şu gözlüklü adam. Hani Opeline cam sileceğinin arasına not bırakıp gözleri düzeltirim yazdığın
Pardon! evin ta içinden birisi bağırdı. Karışıklık olmuş, ben eskiden göz doktoruydum
Ben Alper Bey, şu an özel ders veriyorum, dedi yavaşça.
O anda, Elifin babası vitrinin arkasından çıkıp Özür dilerim, tanıyamadık sizi. Çantanızı alayım mı? dedi utana sıkıla.
Alper hokey çantasını verdi; baba çantayı bırakınca, onu yere yapışacak kadar ağır bastı. Etraflarında dolaşan kedi hızla iki odayı ve kilitli kapıyı neredeyse ışık hızında aştı.
Neyiniz var bu kadar ağır? dedi baba, sürüklemeye çalışırken.
Eğitim materyali. İlkokul ve uygulamalı konular.
Elif her zamanki gibi kanepeye gömülmüş, elinde telefon, odasının kapısının açılmasıyla hafifçe irkildi.
Kendine! Kendine! diye bağırdı babası, ama çok geçti. Alper içeri kendi temposuyla girdi, oda duvarlarını dikkatle süzdü.
Matkap var mı?
Neden? dedi baba.
Türkçeyi çalıştırmak için, dedi Alper; çantasından bir barfiks, boks torbası ve halat çıkardı.
Komşudan sorarım, dedi baba eli ayağı titreyerek. Siz tanışın, Elif kızımız. Elifi kanepeden kaldırdı; Elif, Alperin dizinin yanına zar zor geliyordu. Alper Bey, bu da kızımız.
Sizde bu kadar kas nasıl oldu? dedi Elif, “merhaba” demek yerine.
Dikine topladım, dedi Alper, çantasından barfiks ağırlık plakalarını üst üste dizerken.
Kolay gelsin, deyip babası hızla çıktı.
Siz Örümcek Adamdan güçlü müsünüz?
Örümcek Adam 200 basıyor mu göğüsten?
Elif soruyu anlamamıştı, ama cevabı hayır gibiydi.
Ders sevmiyorum, dedi Elif açıkça.
Dersi başaramayanlar yapsın. Biz karın kası geliştireceğiz.
Alper yere uzanıp mekik çekmeye başladı. Elif kenarda dikildi, yorulmasını bekledi, ama Alper tempoyu yükseltip ağırlık ekleyerek devam etti. Sonra dambıl, ardından el yayı, en sonunda şınav.
Hadi, hepsini üç set, kırk beş eksi otuz dokuz tekrar. Karından başla.
Bu ne kadar yapıyor ki?
Tahmin et bakalım.
O sırada baba koşarak odaya girdi Matkap yok, matkap buldum dedi; çocuğunu şınavda yakalayınca olduğu yerde kaldı. Sonra gelirim ben, diyerek sessizce çıkıp kapıyı kapattı.
***
Ertesi sabah saat beşi on geçe evin telefonunu çaldı. Babası gözleri yarı açık güçlükle koridora yürüdü; ağzını dolduracak birkaç güzel küfür hazırladı ama kapıda devasa kel başlı Alperi görünce bu dev gövdeye laf yetişmez diye düşündü. Sanki gece boyunca kasları daha da büyümüştü; göz altı torbaları bile biceps gibiydi.
Bugün tarih ve coğrafya dersi. Kıyafet: spor ayakkabı, şort, tişört. Maraton koşusu var; koşarken hem şehri, hem tarihi öğreniyoruz.
Ama o üçüncü sınıfta, bu dersleri henüz almadı, dedi baba esneyerek.
Şiir de var programda. Siz geliyor musunuz? dedi Alper.
Yok, ben okulda iyiydim, sağ olun.
Timur ordusu hangi yılda Anadoludan çekildi?
Eeee İşe yetişmem lazım, kızımı kaldırayım, dedi baba, Elifin odasına girerek.
Bir süre sonra geri dönüp, Uyanmıyor, dedi kısık sesle.
Giydirin, yolda canlanır, dedi Alper.
***
Haftada üç gün Alper, Elifin evinin kapısında beliriyordu: Pazartesi: göğüs-triceps-omuz-matematik-Türkçe; çarşamba: sırt-biceps-edebiyat-İngilizce; cuma: bacak-coğrafya-tarih.
Üç hafta sonra Elif, mutfağa mayosuz girince babası kendi göbek yağlarını demliğe sakladı. Çocuk dimdik durur, evde tembellik edenlere laf yetiştirir olmuştu.
Bir akşam, Elifin annesi sofrada içini döktü:
Yahu Veysel, bu gidişat hoşuma gitmiyor. Geçen doğum günü için benden ne istedi dersin?
Biliyorum, oyun konsolu.
Yok, barfiks demiri ve smoothie blenderi istedi! Alper kesin hoca falan değil, bal gibi kafayı spora takmış antrenör! Bizim çocuğun sağlığını mahvedecek.
Matematik çalışıyorlar ya, dedi baba.
Bir kere elinde kitap gördün mü? dedi anne.
Sanırım kalori tablosu.
Ben de onu diyorum. Sporcular genelde Yani
Yani ne? diye şaşırdı baba.
Kafaları çalışmaz! dedi anne, masa camına vurdu. Yoksa kızımız öyle olacak!
Belki kaslı ve aklı kıt biriyle, güçsüz inek öğrenci arasında kalırsak, ilki daha iyi, dedi baba.
Ben normal, sağlıklı bir çocuk istiyorum! Yeter artık bitsin bu dersler!
Tam o sırada telefon çaldı.
Sınıf öğretmeni, dedi anne ve cevapladı. Alo? Ne yaptı yine? Evet, evet, hemen geliyoruz.
Ne oldu?
Elif kavga çıkarmış. Gördün mü? Demedim mi, bu iş iyiye gitmeyecek!
Ben de gelirim.
***
Taksiyi atlayıp okula vardıklarında hemen müdür odasına alındılar.
Bak işte o Alperin marifeti! Üçüncü sınıfta çocuk, müdür karşısında!
Oda hınca hınç doluydu: anne babalar, çocuklar, psikolog, sınıf hocası. Gürültüden diğer odada piyano akordu bile bozdu.
Burası spor salonu değil, okul! dedi sertçe bir ebeveyn.
Ne oldu, anlatan yok mu? dedi baba.
Söz sırası sınıf öğretmenindeydi.
Elif teneffüste çocuklara barfiks zinciri oynatıp, sayıları kesirli bölme yöntemiyle tutturarak skor tutturmaya zorlamış.
Ne yapmaya zorladı?
Barfiks çubuğunda sırayla asılıp zorla sayı artırmaya, açıkladı Elif.
Susun! Çocuklar bunu istememiş, Elif tehdit etmiş.
Ama ilk onlar bana sataştı, ben sadece düzelttim. Birbirlerine laf atarken nasıl doğru çekimlendirilir, açıkladım. Saldırdılar, ben de kendimi savundum. Alper Hoca der ki, Çok enerjin varsa barfikste harca. Kavga yerine, kesirli bölme anlat! dedi boynu bükük şekilde Elif.
Bir daha bana musallat olursanız, kök buldururum! dedi! diye biri ağladı.
Bu barbar burada olmamalı! diye bağırdı başka bir anne.
Durun ya, kavga falan yok mu yani? dedi Elifin babası.
Karşı taraf başlarını eğdi.
Yani, bizim kız, sizin saldırınızı matematikle ve sporla yanıtlarken?
Bir de stadyumda koşturup şiir ezberletmiş!
Gördün mü, inat etmiştin. Kas yığını falan diye dedi baba.
Özür dilemek isterim, dedi müdür hanım.
O bize etsin! diye biri kükredi.
Size değil, Elifin annesine babasına. Kızınız örnek bir öğrenci, dedi müdür. Ama gördüğüm kadarıyla dördüncü sınıfa geçmesi gerekiyor programı aşıyor.
Adalet yerini buldu! Böylesi layık! Sizin kaslı deli çocuğunuz da gitsin! diye sevindi bazı veliler.
Dördüncü sınıfa alıyorum Elifi. Düzeyini fazlasıyla aşmış, dedi müdür.
Odayı kalın bir sessizlik doldururken, karşı tarafın kıskançlığı duvardan duvara tırmanıyordu. Herkes ayak ucunda çıktı; bakışlar buluşmadı.
Alo, Alper Bey? Dördüncü sınıfa geçtik, yeni dersler başlıyor, dedi baba çıkışta.
***
Bir hafta sonra Elif yeni sınıfa geçti. Ardından iki hafta sonra ilk crossfit yarışmasına katıldı, ardından ilk çocuk edebiyat olimpiyatı için çalışmaya başladı. Bir ay geçmeden, kavga çıkardığı eski arkadaşlarının velilerinden biri Veyseli arayıp Alper Hocanın numarasını istedi.
Zamanla Elifin liderliğinde yeni bir çocuk kulübü kuruldu. Gruba üye olmak için başarı yetmezdi; asıl koşul karne notlarının sağlam olmasıydı. Yoksa, ağırlık sehpasında yer yine boş kalırdı.




