Komşum Kapımın Önüne Sigara İçme Köşesi Kurdu: Sert Bir Şekilde Müdahale Ettim ve Sonucu Hiç Beklemiyordu

Nerede yazıyor buranın senin havan olduğu? Apartman merdivenleri herkesin kullanımında. İster sigara içerim, ister tükürürüm. Yasaları bir oku istersen, kadın!

Zeynep, komşusu Nermin Hanımın yirmi yaşındaki kızı, kocaman bir elektronik sigara dumanını doğrudan Figen Hanımın yüzüne üfler. Kızın yanında, katlar arasındaki pencerenin önüne yerleşmiş vaziyette iki delikanlı göbek atırcasına gülüşmektedir. Beton zeminde sigara izmaritleri, boş enerji içeceği kutuları ve çekirdek kabukları etrafı süslemektedir.

Figen Hanım şehrin büyük fabrikalarından birinde baş muhasebeci ne öksürür, ne de elleriyle dumandan korunmaya çalışır, gençlerin beklediği gibi. Sadece gözlüğünü düzeltip Nermin Hanımın kızına öyle bir bakar ki; o bakış idari personele bile denetim sırasında terler döktürür.

Ortak alan ise, Zeynep, sesi buz gibi çıkar. O zaman burada ne sigara içersin, ne tükürürsün, ne de çöplük yaratırsın. Beş dakikan var, burayı topluyorsun. Yoksa, iş başka şekilde çözülür.

Oo, çok korktum! Zeynep ağız ucuyla alay ederek, yeni temizlenmiş apartman zeminine külünü siler. Git tansiyon ilacı iç, yaşlandın galiba. Anneme mi şikâyet edeceksin? Zaten burada oturmama o izin verdi, evde duman olmasın diye.

Delikanlılar kahkahaya boğulur. Figen Hanım kapısını kapatır, apartman sesi aniden kesilir.

Koridor kızarmış patates ve yaşlı tahtanın eşsiz kokusuyla doludur tam bir ev sıcaklığı. Fakat şimdi, kapı deliğinden sızan ucuz sigara kokusu tadı kaçırmaktadır. Mutfakta ise, masaya eğilmiş, Burak oturmaktadır.

Burak otuz iki yaşında, fakat erken dökülmüş saçları ve kamburuyla kırkından yaşlı durur. Figen Hanımın merhum eşinin yeğeni olup on yıldır birlikte kalır. Sessiz, içine kapanık ve hafif kekeme olan Burak, saat tamir atölyesinde çalışır ve kendi gölgesinden bile korkar. Komşular ona gariban der, alay etmeye müsait biri olarak görürler.

F-figen abla, yine geldiler mi? Kapının arkasındaki gürültüyü duyunca başını iyice omuzlarının arasına çeker.

Yemek ye, Burak. Boş ver, senin meselen değil, der Figen Hanım, ona patates koyarken. Fakat içi içini kemirmektedir.

Akşam olup Figen Hanım, Nermine gider. Komşusu, bir elinde telefon, suratında maske, sabahlığıyla kapıyı açar:

Nermin, kızın kapımın önünü bar yaptı. Duman evime geliyor, gürültü geceye kadar sürdü. Tedbir almanı istiyorum.

Nermin gözlerini devirip, telefondan gözünü bile kaçırmadan konuşur:

Amaan Figen ya, abartma. Genç işi bunlar. Dışarıda hava soğuk, nerede duracaklar? Ne var ki yani, uyuşturucu kullanan mı var, sohbet ediyorlar işte. Biraz hoşgörülü ol, çocukların yok, ondandır kızgınlığın. Burak zaten alem insanı, ona da ne fark eder?

Bu söz, tam kalbine bir hançer gibidir. Figen Hanım yavaşça nefes verir.

Yani gençlerin işi, öyle mi? Vadime mi battı? Peki Nermin. Senin dediğini aldım.

Eve döner, masasına oturur, belge dosyasını çıkarır. Duygu zayıflara bırakılır; güçlülere ise Türk Medeni Kanunu ve Kabahatler Kanunu vardır.

Ertesi hafta Figen Hanım sessizliğe bürünür. Zeynep ve arkadaşları zafer kazanmışçasına apartman sahanlığını ele geçirir. Hatta sokağa atılmış eski bir koltuk getirirler, geceleri müzik birden bire sabaha kadar sürer.

Final perşembe akşamı başlar.

Burak işten gelir; bir elinde pazar poşeti, diğer elinde müşteri için getirdiği küçük bir kutu vardır. Katın önünde Zeynepin sevgilisi Asit lakaplı Kerem bacağını önüne uzatır.

Burak takılıp düşer. Poşet yırtılır, elmalar kirli zeminde izmaritlerin arasına yayılır. Hassas saat kutusu duvara fırlar.

Vay, devekuşu uçuyor! Kerem patlaya patlaya güler.

Zeynep tembelce bir duman daha salar:

Oğlum, nereye yürüyosun be, arada geçenlere dikkat et. Topla hemen, hadi bugün iyiyim, bak.

Burak yüzü kıpkırmızı, elleriyle utanç içinde elmaları almaya başlar. Gözlerinde yenilmişlikten yaşlar birikir. Alışkındır o o kimse değildir, herkesin tekmeleyebileceği bir hiç.

Kapı aniden açılır. Figen Hanım, elinde telefon, kamerayı doğrudan Kereme tutar.

Küçük çaplı kabahat, hakaret, maddi zarar, tane tane konuşur. Hepsini kaydettim. Şimdi karakolu arıyorum, yarın bütün kayıtları yönetime ve polise teslim edeceğim.

Kapat o telefonu teyze! diye bağırır Kerem, fakat yaklaşmaya korkar; Figen Hanımın bakışı polis bakışından da beterdir.

Burak, kalk ayağa, der amcasının oğluna bakmadan. Eve geç.

A-ama elmalar kekeler Burak.

Bırak, çöp oldular. Şimdi burada kim varsa, onlarla birlikte.

Burak içeri geçince, Figen Hanım sessizleşen Zeynepe döner.

Dinle bakalım beni güzelim. Bir haftadır duruyorum sandın değil mi? Ben dosya topladım.

Nasıl bir dosya? der Zeynep alaycıca, ama sesi titrek.

Kat mulkiyet sahibine ulaştım. Annen evin sahibi değil, değil mi? Ev babana ait. O da İstanbulda yaşıyor ve hala kızını düzgün bir üniversite öğrencisi sanıyor; apartmanda alkol günleri düzenleyen biri olduğundan haberi yok.

Zeynepin yüzü bembeyaz kesilir. Babası sadece otoriter değil; annesiyle ancak kızıyı kusursuz yetiştirirse para yardımı yapan bir adamdır.

Bunu yapamazsınız diye fısıldar.

Yaptım bile. On dakika önce tüm fotoğrafları, videoları, polise ve apartman yönetimine gönderdim. Hangi tarihte, hangi saatte, hangi molozlar olduğu birlikte. Yarın sabah baban buraya geliyor, polis de az sonra burada.

Cumartesi sabahı apartman bir erkek sesiyle yankılanır.

Figen Hanım çayını içerken kapı çalar. Kapıda, pahalı paltolu, küt saçlı, güçlü bakışlı bir adam Zeynepin babası Mehmet Bey. Yandaki ağlamaklı Nermin başını eğmiş, Zeynep ise ortalarda yok.

Figen Hanım? Mehmet Bey saygılı ama kararlı bir sesle konuşur. Kızım ve eski eşimin davranışlarından dolayı özür dilerim. Kat temizletildi, duvar tamiratını ben üstlendim. Zeynep yurda gidiyor. Tüm harcamaları kestim.

Figen Hanım başıyla onaylar.

Çok yerinde. Ama başka bir mesele daha var.

Burakı çağırır. O ise, başı önde, tepki beklercesine gelir.

Dün misafiriniz, yeğenime hakaret etti ve emeğini kırdı, sakince anlatır Figen Hanım. Burak çok özel bir ustadır. İsviçrede bile onarılmayan mekanizmaları tamir eder.

Mehmet Bey dikkatle Buraka bakar.

Saatçi misin?

T-tamir ustasıyım, kekeler Burak, tedirgin.

Öyle mi… Bende bir Breguet cep saatleri koleksiyonu var, bir tanesini kimse tamir edemedi. Bakar mısın?

Burak şaşkın bakar. İlk defa biri ona profesyonel olarak değer veriyor.

D-denerim. Yayı hasarlı değilse çözerim.

O zaman anlaştık, Mehmet Bey sıkı sıkı elini sıkar. Kızım için özür dilerim kardeşim. Eğitimi eksik kalmış. Hem üzüntü, hem iş senden çıkmasın.

Kapı kapandığında, Burak uzun uzun eline bakar. Omuzları ilk kez doğrulmuştur.

Figen abla, der bu kez nerdeyse kekelemeden. O elmaları ben kendim toplasam iyi olacak. Yazık olmasın.

Figen gözyaşlarını saklamak için pencereye döner.

Topla Burak. Çayı da koy. Bugün bayramımız var.

Apartman sessiz ve pırıl pırıldır, çamaşır suyu ve taze boya kokar. Figen Hanımın evinden ise börek kokusu, Burakın huzurla turiybon mekanizmasını anlatan sesi duyulur.

O sigara köşesi artık yoktur. Sonsuza dekO günden sonra apartmanın sahanlığında gençlerin gölgeleri bile kayboldu. Figen Hanım, her zamanki sabah yürüyüşüne çıktığında, asansör kapısının yanında Burakı yeni bir çiçek saksısı yerleştirirken buldu. Elmalar yıkanıp bir tabağa dizilmiş, mutfak masasında hepsine yetecek kadar güleryüz vardı.

Bir cumartesi sabahı, Burak kapının önünde ustaca tamir ettiği Breguet saatini Mehmet Beye teslim ettiğinde, adam gözleriyle hem minnetini hem saygısını gösterdi. Ve Figen Hanım, Burakın utangaç tebessümünde, bir apartman duvarına sabrın nasıl umut yeşerttiğini gördü.

O günden sonra, kimse apartman boşluğuna izmarit atmadı, kimse birbirinin kapısına korku duvarı örmedi. Bahçede Burakın diktiği karanfiller açtı, her bir çiçek Figen Hanımın içindeki sessiz zaferin kırmızı damlası oldu.

Ve yıkanmış elmalar, sıcacık çaylar, zamanında onarılan saatler…

Bütün bunlar, eski bir apartmanı yeniden ev yapanın aslında cesaret, sabır ve azıcık da olsa sevgi olduğunu gösterdi.

Apartmanda yeni sessizlik hüküm sürerken; bir zamanlar dumanla örtülen pencerelerden, şimdi güneşli bir huzur akıyordu.

Rate article
Lifequest
Komşum Kapımın Önüne Sigara İçme Köşesi Kurdu: Sert Bir Şekilde Müdahale Ettim ve Sonucu Hiç Beklemiyordu