Sizsiz Hayat Bana Harâm – Sensiz Yaşayamam

Sizsiz yaşayamam

Biricik Elif, beni affet Başka birine âşık oldum. Gidiyorum, ev sizin olsun. Sessizce gitmeme kızma, yüzüne bakıp seni ağlarken görmeye dayanamam diye sadece bir not bıraktım. İnan, bana da çok ağır… Oğlumu da benim için öp

****

Güneş yüzlüm, kalk hadi! Elif oğlunu, küçük Mehmeti uyandırdı. Ardından eşi Yasinin odasına geçti.

Aşkım, işe geç kalacaksın! Kalk artık! deyip yorganın altından çıkan topuğunu gıdıklayarak güldü.

Yasin homurdanarak uyanmaya başladığında, Elif çoktan güne kendini hazırlamış, kahvaltıyı hazırlamış, evi toparlamıştı. Elif, güneşle beraber uyanır, en sevdiğim iki erkek dediği oğlu ve kocası kalkmadan her şeyini hallederdi. Akşamları ise bütün günün yorgunluğuyla erkenden yatardı.

Elif mutfakta oturmuşken, Mehmet gözlerini ovuştura ovuştura odasından çıktı.

Önce yüzünü yıka, sonra kahvaltı, diyerek banyoyu işaret etti.

Mehmet hiç ses etmeden dişlerini fırçalamaya gitti. Birkaç dakika sonra üçü bir arada kahvaltı masasındayken Yasin de yataktan çıkıp mutfağa geldi.

Bugün evde kalacağım galiba. Şimdi işe arayıp haber vereyim

O kadar solgundu ki, Elif hemen endişelendi.

Hayırdır, hasta mısın?

Başım ağrıyor, midem bulanıyor Yasin kapı aralığında bitkin başını dayadı.

Elif hemen yerinden fırlayıp alnına dokundu, gözlerinin içine bakarak kaygıya kapıldı.

Ateşin yok, sanki Belki ben de evde kalayım mı?

Yok Elif, işe git sen. Mehmeti okula bırak, ben biraz daha yatarım, belki geçer. Dinlenirim

Bir şey olursa mutlaka ara, diye tembih etti Elif.

Tabii ki, Yasin gülümsemeye çalıştı, akşam görüşürüz.

O gün Elifin içi hiç rahat etmedi. Yasinin aniden hasta oluşu, yüzündeki yorgun ifade hep aklındaydı. Kafasında, Acaba iş stresi mi vurdu? diye düşünüp durdu. İçinde anlam veremediği bir huzursuzluk büyüdü, sanki kötü bir şey olacak gibi hissediyordu.

İşten erken izin aldı, oğlunu okuldan, oradan da arkadaşından aldı ve eve döndüler. Yol boyunca içindeki sıkıntı iyice arttı. Bunu gören Mehmet de huzursuzlanmıştı.

Anne, sen niye böylesin? Normalde geç gelirdin. Hem yüzün de çok soluk. Yoksa siz de mi hastalandınız?

Elif, ergenliğe yeni girmiş 12 yaşındaki oğluna bakıp istemeden ona tedirginlik yaşatmak istemedi.

Mehmet, ben sadece babanı merak ettim. Sabah kötüydü, onun iyi olduğuna emin olmak istiyorum.

Mehmet, bir şeyler mırıldandı ama bir daha sormadı. Eve geldiklerinde Elif, anahtarı elleri titreyerek kapıyı açıp içeri daldı. Her yer sessizdi; Yasin yoktu. Odaları gezip tekrar salona döndü. Mehmet orada durup elinde bir kağıt tutuyordu, neredeyse ağlayacak gibiydi.

O nedir? Ver bakayım!

Elifin sesi titrekti. Mehmet, sessizce kağıdı annesine uzattı.

Elif, beni affet… Başka birine âşık oldum. Gidiyorum, ev sizin. Sessizce gittiğim için affet. Ağladığını görmeye dayanamam diye sadece not bırakıyorum. Bana da kolay değil Oğlumu benim için öp

Pespaye! Mehmet hıçkırarak fısıldadı.

Sakın öyle deme, o senin baban! Elif şaşkınca oğluna baktı.

Bizi bıraktı! Onu istemiyorum artık!

Mehmet kapıyı çarpıp odasına girdi. Kafası karmakarışık ve çok kırgındı. Elif ise kağıtta yazanları tekrar okumaya başladı.

Lale ile iki yıl önce tanıştık, ama sizden ayrılamadım. Artık bunu yapmak zorundayım. Bir gün affedersin umarım. Ne olur Mehmete gösterme, onun hakkımda kötü düşünmesini istemem.

Elif acı acı gülümsedi; oğlu zaten her şeyi anladı ve babası hakkında doğruyu kendi karar verecek.

Evde amaçsızca dolaştı, eşi olmayan yatak odasına gidince gardıroptan Yasinin eşyaların olmadığını gördü. Artık olanları idrak ederek yere çöküp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Hayatı bir anda altüst olmuştu.

Ne zaman geçti bilmiyordu, ama sonunda ayağa kalkıp yüzünü yıkadı ve oğlunun odasına gitti. Mehmet yatağa sırtüstü uzanmış, tavana bakıyordu. Gözleri kızarmıştı.

Anne, neden böyle yaptı?

Oğlum, bilmiyorum. Beni sevmemeye başlamış ama seni değil. Sen her zaman onun oğlu olacaksın.

Hayır anne, yeni karısı hamile bence. Öyle yazıyor. Ben artık küçük değilim, anlıyorum. Demek ki beni de artık istemiyor. Belki ona sıkıcı geldim, çok soru sordum? Geçen haftasonu birlikte maça ve kafeye gitmek istemiştik. Belki bıktı benden?

Elif oğlunun yüreğini sıkıştıran sözlerini dinlerken kendi acısıyla baş etmeye çalıştı. Oğlunun babasız büyümesini istemiyordu. Yasin tekrar oğlunu görmek ister diye düşündü. Bu yüzden Mehmetin elini okşayıp yumuşak bir sesle konuştu:

Mehmetciğim, baban senden bıkmadı, bundan eminim. Zaten o notu da sana okuman için yazmamış. Evet, başka bir kadın var hayatında ama sen her zaman onun içine işlemiş olacaksın. Göreceksin, vakti gelince seni görmek isteyecek.

Ama seni aldattı, dedi Mehmet kızgın bir sesle.

Elif bunun da farkındaydı. O da öfke, hüzün ve ihanete uğramışlık duygusuyla cebelleşiyordu. Yasin, iki yıl boyunca onları aldatmış, gözlerinin içine baka baka seviyorum demiş, ama başkasını seçmişti.

Birkaç gün boyunca Elif ve Mehmetin üzerindeki ağırlık gitmedi. Elif boşanmak için dilekçe verdi, Mehmet ise babasını affedemeyeceğini söylüyordu. Bazen akşamları oğlunun sessizce ağladığını duyuyordu.

Ama zamanla alıştılar. Mehmet ve Elif, Yasin olmadan yaşamaya başladılar. Arada Yasin aradı, yeni ailesiyle çok meşgul olduğunu, oğlu ile zaman geçiremediğini söyledi. Mehmet buna çok kırılıp üzüldü. Bu durum altı ay sürdü.

Bir gün Elif eve dönerken apartmanda bağırışlar duydu. Merdivenleri hızla tırmanırken seslerin Mehmet ve Yasine ait olduğunu fark etti. Yasin kapının önünde oğluna yalvarırken, Mehmet saçları dağınık, gözleri öfkeli şekilde bağırıyordu:

Git buradan! Buraya gelmeye hakkın yok! Senden nefret ediyorum! Annem de artık seni sevmiyor!

Oğlum, dinle beni, Mehmet…

Git!

Elif hızla yanlarına ulaştı. Onu görünce Mehmet biraz duruldu, Yasin ise umutla ona doğru bir adım attı.

Elifciğim, size döndüm. Mehmet beni içeri almıyor ama sen affedersin değil mi?

Anne, hayır! Mehmet hem yalvaran hem kızgın gözlerle ona baktı.

Elif uzunca Yasine baktı. Bir zamanlar gözü gibi sevdiği, onsuz yaşayamam sandığı adam, onun güvenini yerle bir etmişti. Artık affedilse bile eski aile olamayacaklarını kalbinin derininde biliyordu.

Ne dersin? Yasin kapıya yaklaşıp tebessüm etti, Babanızı ve kocanızı içeri almaz mıınız?

O, yarım yıl önce öyleydi, Elifin sesi kısık çıkıyordu, artık bu evde yerin yok. Evin yarısını istiyorsan mahkemeye başvurabilirsin. Ama biz artık aile değiliz.

Ne? Beni mi kovuyorsun? Elif, ne olur affet! Ben de bilmiyorum, aklımı kaybetmiştim sanki. Sizsiz yapamam!

Seni affettim, ama asla birlikte yaşamayacağız.

Elif bunları söyledikten sonra oğluyla birlikte evin kapısını suratına kapadı. Mehmet ona gülümsedi, babasını kovmanın kendisi için de zor olduğunu biliyordu. Fakat hâlâ onu affedememişti.

Anne, boşver onu. Biz çok mutluyuz zaten! İkimiz.

Elif gözyaşlarını silerek oğluna gülümsedi. Kapının gözünden Yasinin, bir süre kapının önünde bekleyip sonra yavaşça indiğini gördü.

İçinde bir rahatlama hissetti. Evet, geçmişe üzülmek yeterdi. Kandırılmış olmanın acısından kurtulma zamanıydı.

Mehmet, aferin oğlum, diyerek göz kırptı.

O zaman pizza söyleyelim mi? Kutlayalım! Hadi anneciğim?

Mehmet de zorlu dönemi atlatttıklarını biliyordu.

Neden olmasın? Bir de pasta!

Elif memnun bir tebessümle oğlunun yüzündeki parıltıyı izledi. Son zamanlarda oğlunun yüzü sıkça asıktı, ama artık bu dönemin geçtiğini hissetti. Emin oldu: Bundan sonra ikisinin de her şeyi güzel olacak. Hem de çok yakındaO akşam ilk kez televizyonda kahkahalar yankılandı evde. Sipariş edilen pizzayı ve pastayı, eski günlerden konuşmadan, yeni gelecek güzel günlerin hayalini kurarak yediler. Elif bir ara göz ucuyla oğluna baktı; yılların yükü omuzlarından sanki bir tüy gibi kalkmıştı. Mehmet, dilim pizzadan bir ısırık alırken bir anda gülerek,

Anne, bence pastaların en güzeli buradaymış zaten, dedi.

Elif başını iki yana sallayıp oğlunun saçlarını okşadı. O an anladı: Bazen yaşam, sevdiğini kaybettim sandığında, yanında asıl sevgiyi bulabileceğin yeni bir sayfa açarmış. Gelecek ne getirirse getirsin, birbirlerine sarılıp ayakta kalacaklarına dair sessiz bir sözleşme yaptılar kalplerinde.

O gece Elif uyuduğunda, ilk defa, rüyasında ne Yasini ne de ihaneti gördü. Yalnızca, üzerinde parlayan sıcak güneşin altında, oğluyla birlikte gülümseyerek yürüdüğü geniş bir yol vardı. Ve o yol, umut dolu yeni bir hayata doğru uzanıyordu.

Rate article
Lifequest
Sizsiz Hayat Bana Harâm – Sensiz Yaşayamam