Sevgişim, ben geldim evdeyim!
M-Metin?! Sen mi? Neden bu kadar erken? Daha üç gün sonra dönecektin…
Otuz yaşlarında bir kadın, aceleyle ipek sabahlığını üzerine çekerken koridora çıktı ve kapıda duran kocasına şaşkın bir bakış attı.
Sürpriz yapmak istedim, Sevgi. Bakıyorum da başardım! Yoksa sevindin mi, anlayamadım? Uzun boylu, geniş omuzlu Metin, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle söylediğini pek beğenerek güldü.
Çok memnun oldum tabii ki! Sen geç hemen mutfağa, ben bir şeyler ısıtayım…
Kendinden çok memnun bir şekilde Metin mutfağa geçti. Fakat orda onu bekleyen masa şaşırtıcı derecede zengindi: çilek, çikolata, yeni pişmiş bir akşam yemeği… Sanki özel olarak onun için hazırlanmıştı.
Vay be Sevgi, neler yapmışsın! Nasıl anladın geleceğimi? Sen var ya, maşallah gözünden hiçbir şey kaçmaz!
Metin, tabağına bolca yemek aldı ve hızlıca yemeye başladı. Eşi ortalarda yoktu ama onu çağırmak istemedi; kesin kocası için güzel bir elbise giyiyordu, uğraşıyordu…
Tam o sırada kapının orada belirdi Sevgi. Yanında ise, Metinin kardeşi Ali vardı. Kadın biraz suçlu gözlerle yere bakıyor, Ali ise şort ve tişörtle, yorgun şekilde alnını ovalıyordu.
Sen de mi buradasın Ali?
Evet abi, ben geldim. Merhaba…
Merhaba. Şimdi düzgünce anlatın bakalım nedir bu işin aslı? Gerçi artık anlatmanıza gerek kaldı mı bilemiyorum…
Sevgi derin bir nefes aldı. Metin, sana uzun zamandır söylemek istiyordum. Ben kardeşin Aliyi seviyorum, onunla olmak istiyorum. Lütfen affet… deyiverdi, başını önüne eğip.
Metin, elindeki tabağı çarptığı gibi masadan düşürdü. Tabak ve içindekiler yere savrulurken ortalığı bir sessizlik kapladı.
Yani… siz az önce…
Evet, az önce de beraberdik.
Yani mükemmel… Bravo Sevgi! Ve sana da bravo Ali! Sırf kocanı düşünüp böylesine süslü yemek yapmışsın, ne güzel.
Sevgi, kocasına bakamıyordu. Gözlerini kaldırırsa cesaretinin kaybolup gideceğini hissediyordu.
Peki Yasemin? Kızımız ne olacak? O biliyor mu?
Hayır, ona anlatmadım.
Şimdi nerede peki?
Karşı komşuda, çizgi film izliyor.
Sen sık sık mı böyle komşuya bırakıyorsun?
Bunu altı aydır yapıyorum…
Metinin soruları tükenmişti, artık hissizleşmişti. Uzun yolculuktan yorgundu ve kavga etmenin gereksiz olduğunu biliyordu. Doğası gereği fazla sinirlenemeyen, sakin bir insandı. Fakat bazen sabrı taşınca da gözünü kimse görmesin denirdi. Fakat bu durumda özellikle şaşkına dönmüştü ve bir süre öylece kaldı.
On dakika içinde burayı terk etmiş ol Sevgi. Süre başladı, dedi. Aliye ise hiç bakmadı.
Sevgi ne buldu Alide? Fizik olarak bana benziyor, hatta aynı benlerde var… Ne mesleği var, ne aklı… Başına dert alacak. Ama kendi tercihi! diye düşündü çayını yudumlarken.
Bir yere gitmem abi, senin iznin olmadan, dedi Ali birden.
Ne izni istiyorsun benden?
Boşanmanı… Sevgi seni sevmiyor.
Belli ki kimin kime aşık olduğu ortada… Boşanmak mı istiyorsunuz? Olur, ama mahkemede! Tüm birikimlerinizi avukatlara harcamanızı izlemek istiyorum
Metin Kadın narin bir dokunuşla kocasının bileğini tuttu. Ne olur, dostça ayrılalım. Sen iyi birisin, biliyorum…
Metin başını salladı.
Peki, öyle olsun. Ama sen de benim için kardeş diye biri kalmadın, Ali.
Bir de senden bir şey rica edecektik
Evet, daha ne kaldı?
Boşanırken evi bana bırak olur mu, Metin? Sevgi, büyüleyici bir gülümsemeyle, kocasının bileğini okşamaya devam etti. Yasemin burayı çok sevdi, okulda tüm arkadaşları burada… Evi bölersek yeni ev almaya paramız yetmez, köye dönmek zorunda kalırız…
Metin, ellerini çenesi altında kavuşturdu ve düşüncelere daldı. Sevgi ise, içinden daha güzel cümlelerle ikna etmeye çalışıyordu:
Metinciğim, güzelim… Bak, sen nasıl olsa çok kazanırsın, yine yeni ev alırsın. Kızın için, bana değil bak! Zaten tek çocuğun. Onun için istiyorum…
Sakin ol Sevgi, dedi Metin. Benim daha iyi bir fikrim var.
Nedir o? Sevgi umutla sordu. Arabayı da bize bırakacak mısın, Yasemin çok sevinir vallahi…
Yasemin benimle yaşayacak.
Olmaz öyle şey! dedi Sevgi şaşkınlıkla. Sende çocuk bakma yeteneği mi var? Sürekli iş seyahatindesin! Yanında bile yoktu çoğu zaman…
Şimdi göreceğiz, diyerek kapıya yöneldi Metin.
Birkaç dakika sonra Metin, on yaşındaki kızını elinden tutarak getirdi. Sarı saçlı, dördüncü sınıfı yeni bitirmiş minik bir kızdı. Mutlulukla babasının eline tutunmuştu.
Şimdi ne yapacaksın, kızı da mı karıştıracaksın bu meseleye?! dedi sertçe Sevgi.
Cevap vermedi Metin. Kızını dizine oturttu ve şöyle başladı:
Yaseminciğim, babana iki sorum var, olur mu güzelim?
Tabii ki! dedi kız, babasının ilgisine sevinerek.
Ama söz ver, dürüstçe cevap vereceksin! Şimdi büyük kız oldun, ona göre konuşacağız.
Aynı ofisteki amcalar gibi mi konuşacaksın?
Aynen öyle.
Kız başını salladı, ciddiyetle bekliyordu.
Söyle bakalım, annen sana son haftalarda kötü davrandı mı? Hiç vurdu mu?
Küçük kız utandı, gözlerini kaçırdı. Uyuşukça elbisesinin eteğiyle oynadı.
Sen ne biçim adamsın! diye bağırdı Sevgi. Kızı rahat bırak!
Sus Sevgi. Kızımla konuşuyorum, sertçe karşılık verdi Metin, başından okşadı kızını. Korkma Yasemin. Bana dürüstçe cevap vereceğine söz vermiştin.
Kız susarak başını salladı. Gözlerinden yaşlar damladı. Babasına sarıldı, sessizce yere doğru fısıldadı:
Evet, bana üç kez vurdu! Önce kötü not aldım diye, sonra sütü döktüm diye… Sonunda da Ali Amcaya bağırdım diye. Sen seyahatteyken onunla öpüşüyordu…
Ağlama yavrum, ben buradayım, artık annen seni incitemez, diyerek kızını kucakladı Metin.
Yalan söylüyor! dedi Sevgi sinirle. Elimi sürmedim bile…
Hem evi, hem arabayı kızımız için istiyorsun yani? diye kıs kıs güldü Metin. Yasemin, sana bir soru daha soracağım.
Tamam…
Kızım, eğer sana sorsalar, annenle mi, benimle mi yaşamak istersin?
Küçük kız sustu. Bakışları hem annesine, hem babasına gidip geliyordu. Sevgi de elini uzatmaya çalıştı, yanına çekmek için.
Sen söz ver, bundan sonra uzun seyahatlere çıkmayacaksın, tamam mı?
Söz veriyorum! dedi Metin.
O zaman, seninle kalmak istiyorum, babacığım.
Nasıl yani?! diye bağırmaya başladı Sevgi, kızına saldıracak gibi oldu. Ama Metin kızını arkasına aldı, sarmaladı. Ali ise bir köşede öylece kaldı.
Tamam Sevgi, konu kapanmıştır. Bundan sonra kızım yanımda kalacak, dedi Metin ve Yaseminle beraber çocuk odasına geçtiler.
Biraz sonra Metin, kızının eşyalarını toplamasına yardım etti. Zaten seyahatten döndüğü çantası hazırdı. Birlikte, şehrin öteki ucunda iş için sıkça gittiği bir otele geçtiler.
…Birkaç ay sonra mahkeme günü geldi. Sevgi ve Ali’nin ne düzenli geliri, ne de doğru düzgün oturacak evleri olmadığı anlaşıldı. Kız da babasıyla kalmak istediğini söyledi. Sonunda hakim, Yaseminin velayetini Metine verdi.
Metin, evini bölüştü, kendi payını sattı. Yaseminle birlikte yeni bir ev tuttular. Annesini ise sadece hafta sonları görebildi. Artık Metin, iş seyahatlerini kısaltmış, tüm vaktini kızına ayırır olmuştu. Ve Yasemin de günden güne daha çok gülmeye başlamıştı, bu da Metin için her şeyden, tüm paradan daha değerli olmuştu.




