Bıktım! Annem, erkeklerin kullanıp attığı naif bir kadın.
Yazıyorum, çünkü kimseye söyleyecek başka bir şeyim yok…
19 yaşındayım, İstanbul’da doğup büyüdüm.
Babamın kim olduğunu bilmiyorum.
Anneme hiç bahsetmedi, sorduğumda ise soğuk bir şekilde cevap verirdi:
– O yok. Unut gitsin.
Babası olmadan, ailesiz, sıcaklık ve huzur duygusundan yoksun büyüdüm.
Yalnız kalmaya alıştım.
Ama en çok, annemin her zaman benim üzerimde bir öncelik sahibi olduğunu kabul etmeye alıştım.
Yeni bir erkek hayatına girdiği her seferde, ben görünmez oluyordum.
Aynanın önünde dolaşıp, kıyafetler seçer ve son paralarını parfüme ve makyaja harcardı.
Ben odamda oturur ve bilirdim ki, bugün ona gerek yoktum.
Sonra, birkaç hafta ya da ay sonra, deliren sesi yankılanmaya başlardı.
Ağlayarak şikayette bulunur, yine aldatıldığını, kullanıldığını ve terk edildiğini söylerdi.
Ben yanındaydım, dinler, başımı sallayıp onu teselli etmeye çalışıyordum.
Ama birkaç hafta içinde her şeyin yeniden olacağını biliyordum.
O, hiçbir şeyi anlamıyordu.
Davranışlarının beni ilişkilere, aileye, aşka olan inancımı nasıl öldürdüğünü göremiyordu.
Küçüklüğümden beri anladığım bir şey vardı – hayatındaki bir erkek, her zaman benim için daha önemli olacaktı.
Kendi evimde yabancılaştım.
Yeni bir “aşk” girdiğinde yaşamımızda, telefon durmaksızın çalıyordu.
Artık evde yerim yoktu.
Ona olan inancımı kaybettim, ona karşı hissettiğim tek duygu sinir olmaya dönüştü.
Soğuklaştım.
Artık onun yakınmalarını dinleyemiyor, her yeni başarısızlığında onu teselli edemiyordum.
O yetişkin bir kadın ama davranışlarıyla huysuz bir çocuk gibi.
Ve ben…
Kendimi bir ihtiyar gibi hissediyorum.
Onun gözyaşlarından, boş umutlarından, sonsuz hatalarından yoruldum.
Ve en korkunç olanı biliyor musunuz?
İlişki istemiyorum.
Kimseye güvenmeyi hayal bile edemiyorum.
Aşkın yalan, ihanet ve acı olduğu bir evde büyüdüm.
Buna daha fazla katlanamam.
Bazen eve sarhoş geliyor.
Bazen “yeni birini” getiriyor.
Ben başka bir odada yatıyor, güldüklerini duyuyorum.
İçimde bir iğrençlik duygusu kabarıyor.
Kendimi hastalanmış gibi hissediyorum.
Bunu duymak istemiyorum.
Böyle yaşamak istemiyorum.
Ama seçeneğim yok.
Annem, benim kötü hissettiğim konusunda hiçbir şey düşünmüyor.
Onu yalnızca kendisi ilgilendiriyor.
İnternet benim tek kaçış alanım.
Biliyor musunuz, beni kurtaran tek şey bu.
Sadece burada, asla sesli söyleyemeyeceğim şeyleri dile getirebiliyorum.
Ekranın karşısında oturduğumda özgür hissediyorum.
Ama bu da yaşam değil.
Ve belki bir gün bu evden ayrılacağım.
Onu duymamak için.
Onu görmekten kaçınmak için.
Kaderini tekrar etmemek için.




