Çocuklar beni şoka uğrattı: Annelerinin ihanetini kabul ettiler, ben ise hiç olmadığı kadar acı çektim!
Hayatın yıkılacağını kimse önceden söylemez
Artık bu dünyanın nasıl işlediğini biliyorum. Bugün zirvedesin, geleceğinden, evliliğinden, çocuklarından emin oluyorsun. Ertesi gün ise yıllarca inşa ettiğin her şey yıkıntılara dönüşüyor ve sen nerede hata yaptığını bilemeden o yıkıntıların arasında kalıyorsun.
Hep ailemin en önemli şey olduğuna inandım. Sevginin mücadele ederek korunabileceğine inanıyordum. Oğullarıma güveniyordum, her zaman benim yanımda olacaklarına inanıyordum.
Ama her şey tamamen farklı çıktı.
Ailemi kurtarmak için mücadele ettim, ama kaybettim
Eşim Zeynep, benim için her şeydi. Yirmi yılı aşkın bir süredir birlikteydik ve iki oğlumuzu büyüttük.
Bir gün kalbini başka birinin kazanabileceğini hiç düşünmemiştim.
İhaneti öğrendiğimde, inanamamıştım. Tartışma çıkarmadım, tabak kırmadım, sahneler yapmadım.
Sadece mücadele etmeye karar verdim.
Sevginin geri gelebileceğine inanıyordum.
Yanıldığımı, yetişkin oğullarımız bu konuda ilk kez konuştuğunda anladım.
Beni destekleyeceklerini sanıyordum.
Annesine yanlış yaptığını, aileyi yıktığını söylemelerini bekliyordum.
Ama bunun yerine şu sözleri duydum:
— Baba, neden bu kadar kendini yıpratıyorsun? O mutlu. Hem Kerem (sevgilisi) iyi bir adam. Ona iyi bakıyor, onu seviyor.
Donup kaldım.
Ne söyleyeceğimi bilemedim.
Ne hissedeceğimi bilemedim.
Onu durdurmaya çalışmadılar.
Bu durumu ihanet olarak görmediler.
Bunu sadece bir gerçek olarak kabul ettiler.
— Sen güçlüsün, baba, – dedi küçük oğlum. – Üstesinden gelirsin. Başka birini bulursun.
O an en çok bağırmak istedim: «Ne dediğinizin farkında mısınız?»
Ama sustum.
Çünkü anladım ki artık mücadele edecek bir şey kalmamıştı.
Boşanma, yalnızlık ve boşluk
Boşandık.
Zeynep, Kerem’e gitti. Altı ay sonra bir kızları oldu.
Ben ise büyük dairemizde tek başıma kaldım.
Üç yıl boyunca geçmişte yaşadım.
Fotoğraflara bakıyordum, hatıraları anımsıyordum, cevaplar arıyordum.
Kendime neyi yanlış yaptığımı sordum. Mutlu evliliğimin bir kâbusa dönüştüğü an ne zamandı?
Çocuklar, daha seyrek ziyaret eder olmuşlardı.
Sadece hayatta mıyım diye arıyorlardı.
Onlara artık lazım değildim.
Kimseye lazım değildim.
Ve bir noktada kabullenmiştim.
Beklemediğim bir karşılaşma
Derya ile tesadüfen karşılaştım.
O da kendi acısını yaşamıştı – kısa süre önce eşini kaybetmişti.
Birbirimize hiç benzemiyorduk, hiçbir ortak yanımız yoktu.
Ama onun sakinliği ve iyiliği beni düşündürdü: Belki de her şey henüz kaybedilmemiştir?
Beni teselli etmeye çalışmadı. Sadece yanımda oldu.
Yeniden hissedebileceğime inanmıyordum.
Ama onun sabrı, ilgisi ve hafif gülümsemeleri bana inandırdı: Hayatın benim için hala sunacak bir hediyesi var.
Birlikte daha fazla zaman geçirmeye başladık.
Yavaş yavaş her gün onu görmek istediğimi anladım.
Ona bakmayı istiyordum.
Sabahları onun için uyanacak bir nedenim olduğunu hissettim.
Aşk, beklemediğin anda gelebilir
Şimdi Derya ile onun evinde yaşıyorum.
Onu sevdiğimi ne zaman anladığımı bilmiyorum.
Bu fark edilmeden oldu.
O benim kurtuluşum oldu.
Acının, ihanetin ve korkunun olmadığı sessiz bir liman.
Ve eğer Allah bize zaman verirse, kalan yıllarımı onun yanında geçirmek istiyorum.
Çünkü sevgi sadece tutku değildir.
Bu, güven demektir.
Beklemeyi bıraktığında gelir.
Ve kader sana ikinci bir şans verirse – en önemli şey, korkmamak ve o şanstan kaçmamaktır.




