Küçük Boyun Getirdiği Zorluklar ve Kendini Kabul Etme Mücadelesi

Erkeğin kısa boyu, Allah’ın bir imtihanıydı adeta. Mehmet Demir, çocukluğundan beri herkesten kısa olmasından utanç duyardı. İlkokul üçüncü sınıftayken arkadaşlarını yakalayacağına dair umudu varken, lise son sınıfa geldiğinde tüm ümitlerini kaybetmişti.

İyi kalpli, neşeli, yardımsever bir insan olduğu için köyde herkes onu sever, sayardı. Liseyi bitirince şehre gitmemiş, kamyon ehliyeti alıp devlet çiftliğinde işe girmişti. Her şey yolundaydı ama sınıf arkadaşlarının hepsi evlenip çoluk çocuğa karışırken, Mehmet hâlâ hem boyuna hem yüreğine uygun bir eş bulamamıştı.

Bir yaz günü ilçe merkezine iş için giderken, şehrin kenar mahallesindeki otobüs durağında parlak hasır şapkalı, kocaman çantalı ufak tefek bir kız gördü. “İşte bana göre eş,” diye geçirdi içinden gülümseyerek, “kısa boylu, zarif, güzel de olmalı.”

Yavaşlayıp durdu, tam o sırada rüzgâr kızın şapkasını alıp yolun karşısına uçurdu! Kız düşünmeden peşinden koşunca Mehmet frene yapıştı. Önünde kimsecikler yoktu. Yoksa ezmiş miydi? Tir tir titreyerek indi kabinden, baktı ki kız kamyonun altında ağlıyor.

“Yaralandın mı?” diye telaşla sordu, “Neren acıdı? Niye atladın önüme?”
Kız başını sallayıp yaşlı gözlerle baktı:
“Acımıyor. Annemin hediyesi şapkam gitti diye üzüldüm. Bende ondan kalan çok şey yok zaten.”
Mehmet önce söylediklerini anlamadı, çünkü gözlerini ondan alamıyordu. İşte buydu! Rüyalarını süsleyen, evinde cıvıl cıvıl çocuklarla hayalini kurduğu kadın.

“Tamam,” diye aptalca sırıttı, sonra silkindi: “Şapka mı? Hemen bulurum!”
Koşarak yolun karşısına geçti, şapkayı alıp silkelerken içinden “Allah’ım, bu fırsatı kaçırmayayım” diye dua etti.

“Ben Mehmet. Nereye gidiyorsun? Seni bırakayım.”
Elif -yabancının adı buydu- kabine bindi. Kızıl Şafaklar Köyü’ndeki teyzesinin yanına gittiğini anlattı. Meslek lisesinden aşçı çırağı olarak mezun olmuş, üvey annesi ve iki çocuğuyla paylaşamadığı evini terk etmişti. Teyze Emine ise yeğenini sevinçle kabul etmişti. Son otobüsü kaçıran Elif, Mehmet’in kamyonuna rastlayınca “Kader işte” diye düşündü.

Mehmet, Elif’i teyzesine bırakırken ayrılmak istemiyordu. Aniden durdu kamyonu, Elif’in gözlerinin içine baktı:
“Belki de şapkan boşuna uçmadı önüme. Seni görür görmez anladım: Ömrümün kadınısın. Benimle evlen, iyi bir koca olurum. Söz, seni çok seveceğim.”

Elif donakaldı. Önce Mehmet’e, sonra şapkaya baktı… Başını eğdi.
Mehmet elini tutup rahatlamış bir kahkaha attı:
“Hadi Teyze Emine’ye gidelim. Senden izin isteyeceğim. Şimdi!”
İki ay sonra düğünlerini yaptılar. Köy halkı genç çifti yürekten kutlarken, ikisi de birbirine doyamıyordu.

Bir yıl sonra ilk çocukları Ali doğdu. Anne baba o kadar mutluydu ki Elif’in boyunun uzamaya başladığını fark etmediler. İki yılda üç çocukları oldu. Elif, Mehmet’ten bir kafa uzun olmuş, doğumlardan sonra biraz da kilo almıştı.

Teyze Emine, “Aile hayatı ve çocuklar vücudunu değiştirmiş” diye açıkladı. Arkadaşlar Mehmet’le dalga geçerken Elif hüzünlendi:
“Beni artık bırakacaksın değil mi? Senin ne işine yararım şimdi?”

Mehmet gülümseyip yanağına dokundu:
“Seni her hâlinle seveceğim. Yeter ki sen de beni bırakma.”
Bir daha bu konuyu açmadılar. Beş yıl sonra beş çocukları vardı. Elif’in boyu biraz daha uzayıp durdu. Köydekiler bu tuhaf çifti severdi. Sokakta yürürken Mehmet, iri yarı eşinin beline sarılır; o da elini onunkinin üstüne koyardı. Kimse onlara gülmez, aksine gıpta ederdi.

Bir gün Mehmet eski ahırın çatısını tamir ederken düştü. Elif, kocasının çığlığını duyarak koştu. Sırtında kocaman kirişlerle hastaneye yetiştirdi. Hem koşarken hem dua ediyordu: “Allah’ım, bu boy ve güç için sana şükürler olsun!”

Mehmet hastanede aylarca yattı. Komşular, Elif’i sokakta tek başına yürürken görüp iç çekerdi. Elif ise hep sağ elini beline koyar, sanki Mehmet hâlâ sarılıyormuş gibi…

Yıllar geçti, çocuklar büyüdü, torunlar, torun çocukları oldu. Ama köydeki hiçbir çift, topal dede Mehmet ile kocaman yapılı nine Elif kadar mutlu görünmüyordu. Elleri hep birbirinin avucunda, sevgilerini ömür boyu taşımayı başarmışlardı.

Rate article
Lifequest
Küçük Boyun Getirdiği Zorluklar ve Kendini Kabul Etme Mücadelesi