Sevilmeyen Kız

**Sevilmeyen Kız**

Çocukluğundan beri Elif, evlatlık olduğunu düşünüyordu. Bir gün evde yalnız kalınca, evrakları karıştırıp nüfus kaydını buldu. Belgelerde annesiyle babasının gerçek ebeveynleri olduğu yazıyordu. Bu keşif, onu rahatlatacağına daha da huzursuz etti. Çünkü artık ailesinin neden kendisine soğuk davrandığını anlamıyordu.

Elif, ailenin büyük kızıydı. Üç yıl sonra kız kardeşi Sibel doğmuştu. Sibel’in doğumundan önceki anıları silikti ama sonrası çok netti: Sibel’e gösterilen ilgi, Elif’inkinin katbekat üstündeydi. Sibel’e pahalı oyuncaklar alınırken, Elif, kuzenlerinin kıyafetlerini giyiyordu. Okulda zayıf not getirdiğinde televizyon yasağı veya arkadaşlarla görüşümeme cezası alırken, Sibel’in kırık notlarına annesi, “Notlar her şey değil,” diyerek sarılıyordu.

Elif’in nefret ettiği cümle hep aynıydı: “Sibel daha küçük!” Ardından, “Oyuncakını versin,” ya da “Son çikolatayı yesin,” gelirdi. Zamanla Sibel de bu ilgiyi kullanmayı öğrendi. Gözyaşlarıyla istediğini alan, ebeveynlerine yaranmak için tatlı diller döken bir aktristi. Elif ise sadece kapıları çarparak tepki verebiliyordu.

Üniversite sınavını kazanamayınca meslek yüksekokuluna yazıldı. Ailesi, “Paramız yok,” dedi. Oysa Sibel’in özel dersleri ve geleceği için birikim yapıyorlardı. İlk yılın sonunda Elif, kazandığı maaşla bir oda kiralayıp evden ayrıldı.

Sibel, kuralları delmeye devam etti. Elif’in kıyafetlerini izinsiz alıyor, hatta bir kez buldukları sigaraları ona attı. Elif’in itirazlarına kimse kulak asmadı.

Elif, meslek yüksekokulunu bitirip iyi bir iş buldu. Geniş bir eve taşındı, sevgilisi Can’la tanıştı ve terapiste gitmeye başladı. Çocukluk travmalarının etkisinden kurtulmak istiyordu. Can’la sessiz bir nikahla evlendi. Ailesi davet edilmedi. Kayınvalidesiyle ilişkisi ise mükemmeldi. Bir gün ona, “Seninle ilgili sorun yok,” dedi kayınvalidesi, “Aileler bazen sevgilerini adil paylaşamaz. Bu onların eksikliği.”

Elif ve Can, İstanbul’da bir daire aldı, bir kedi edindi. Ailesini nadiren arıyor, Sibel’le hiç konuşmuyordu. Ta ki bir akşam annesi arayana kadar: “Sibel’in başı belada! Birini ezmiş, hastaneye kaldırmışlar. Polise rüşvet vermeliyiz!”

Elif, “Yasaları çiğneyip kardeşinizi kurtaramazsınız,” dedi soğukkanlılıkla. Annesi, “Paranızı vermelisiniz!” diye bağırınca, “Sibel bedelini ödemeli,” diyerek telefonu kapattı. Can’ın kollarında ağladı, sonra bir rahatlama hissetti. Artık özgürdü.

Zamanla Sibel’in hapis cezası aldığını öğrendi. Elif hamile kaldığında, ailesine haber verdi. Cevap, “Bizim tek kızımız Sibel,” oldu. Elif üzülmedi. Torunlarından mahrum kalmak, ailesinin seçimiydi.

Kızı doğduğunda, mükemmel bir anne olabileceğini anladı. Kayınvalidesi ve Can’ın desteğiyle, kendi çocuklarını eşit seveceğine emindi. İkinci bebeği planladığında, geçmişin yükünden tamamen kurtulmuştu. Artık yeni bir ailesi vardı: Koşulsuz sevginin olduğu bir yuva.

Rate article
Lifequest
Sevilmeyen Kız