Dolandırıcılar, kapıyı açan incecik doksan yaşında bir teyze görünce sevindiler. Ama hemen arkasında devasa bir köpek olan Karabaş belirdi…
Safiye Hanım, yaşlı olmasına rağmen oldukça modern bir kadındı. Doksan yaşına gelmişti ve hem torunlarıyla Skype üzerinden görüşüyor hem de faturalarını internet üzerinden ödüyordu. “Postanede sıra bekleyip boşuna zaman kaybetmek de neymiş,” derdi her zaman.
Safiye Hanım, eşini on iki yıl önce toprağa vermişti. Yaşlı kadının hayatına neşe katan tek canlı, köpeği Karabaş’tı ki köpeğe bu tuhaf ismi veren de merhum eşi olmuştu. Her sabah ve akşam, çevredeki herkes Safiye Hanım’ı bir elinde baston, diğer elinde tasma ile yürürken görürlerdi. Aslında tasma daha çok usul gereğiydi — Karabaş bugüne kadar kimseyi ısırmamıştı, gençliğinde oldukça heybetli görünmesine rağmen.
Safiye Hanım, yaşlı ve yalnız insanların dolandırıcıların en fazla hedef aldığı kişiler olduğunu biliyordu. İlk önce torunları anlattı, sonra mahallenin bekçisi. Daha sonra internetten bu tür haberleri okudu. Birkaç ay önce ise bir tanıdığı arayıp gözyaşları içinde, kefen parasını dolandırıcılara kaptırdığını anlatmıştı.
Bu yüzden kapı çalındığında Safiye Hanım teyakkuzda idi. Kapıda yirmi beş yaşlarında bir genç adam ve bir genç kız vardı. Sosyal hizmetlerden geldiklerini söylediler.
— Ben kimseyi çağırmadım ki, — dedi Safiye Hanım, gözlerini kısarak.
— Biz kendimiz geldik, — diye gülümseyerek cevap verdi genç adam. — Geçen ay eczaneden bir şeyler aldınız mı?
— Almaz olur muyum? Tabii ki aldım. Yaşım itibariyle eczaneye en az markete gittiğim kadar sık uğruyorum! Doksan yaş, az buz değil! — dedi Safiye Hanım. Saatlerce hangi ilaçları aldığını, ne etkiler gördüğünü anlatabilirdi.
Fakat gençleri pek ilgilendiren bir şey gibi görünmüyordu.
— Devlet tarafından size tazminat ödenecek! Bu, hükümetin yeni desteği. İçeri geçelim, fişlerinizi bulursanız, her şeyi kayda geçeriz! — dedi genç kız.
Safiye Hanım içten içe gülümsedi. Bu numara ona tanıdıktı: Davetsiz misafirler içeri girer, biri ev sahibini oyalarken diğeri basit saklama yerlerini arar ve değerli bir şeyler bulup alır.
Aynen öyle oldu. İkili odaya girdiler — ve genç kız mutfağa kadar gidip kendisine bir bardak su vermesini rica etti.
— Tabii, güzel kızım! Ama sen, delikanlı, burada canın sıkılmasın, Karabaş sana eşlik eder, — dedi Safiye Hanım gülümseyerek.
Tam bu sırada Karabaş odaya girdi — uykulu ama yabancıların varlığıyla huzursuz görünüyordu. Yaşlı olmasına karşın korkutucu bir hâldeydi.
Safiye Hanım genç kızla birlikte odadan çıkarken, Karabaş yavaşça delikanlının yanına yaklaşıp gözlerinin içine baktı.
“Sahibimin eşyalarında karıştırmaya kalk, kafanı koparırım,” der gibi bakıyordu köpek. Delikanlı bir süre kımıldamaya bile cesaret edemedi.
Böylesi bir karşılamanın ardından, ikili aceleyle yapmaları gereken başka işleri hatırlayıp gitmeye yeltendi.
— E peki tazminat ne olacak? İlaçlar için olan? — dedi Safiye Hanım, hafif bir alayla.
— Sizinle daha sonra iletişime geçeceğiz, — diyerek mırıldandı genç kız ve aceleyle çıkışa yöneldi.
Safiye Hanım, gözlerini sıkı bir şekilde konuklarını süzerek uğurladı, kapıyı kapattı ve Karabaş’ı sevdi. Ardından telefonu alıp mahalle bekçisini arayarak bu çifti tarif etti — bakalım neymiş bu sosyal hizmetler!.




