Kardeşi Onu Sokakta Parasız Bıraktı, Ama Mutluluğu Öğrendi

Bazen tesadüfi bir karşılaşma insana tüm bakış açısını değiştirtebilir. Durup düşünmenizi, tekrar değerlendirmenizi sağlayabilir. Oldukça duygusal bir insanım ve başkalarının acılarını hissetmek benim için çok zordur. Bu hikaye ise aklımdan çıkmıyor. Günlerdir aklımda aynı genç adam dolaşıyor ve ben rahat uyuyamıyorum. Onu İstanbul’da Haydarpaşa Garı’nın yakınlarında bulduğum anı düşünüyorum.

Arkadaşıma gitmek üzere sıradan bir günde sıradan İstanbul kalabalığında yürüyordum. İnsanlar aceleyle ordan oraya koşuşturuyordu, arabaların kornaları çalıyordu, soğuk rüzgar yüzüme vuruyordu. Aniden küçük bir figür dikkatimi çekti. İlk bakışta bir çocuk gibi görünse de, yakından baktığımda zayıf yapısı ve alışılmadık yürüyüşü olan yetişkin bir adam olduğunu fark ettim.

Kollarında küçük şirin bir köpek yavrusu tutuyordu. Altında tuttuğu eski gazete yığını ise her an elinden kayıp düşecek gibiydi. Hareketleri belirsiz, parmakları gergindi, yüzü ise hafifçe çarpıktı. Belli ki bazı özel durumları vardı; belki psikolojik belki nörolojik. Ancak onda öyle saf ve parlak bir şeyler vardı ki, yanından öylece geçip gidemedim.

Köpek yavrusuna bakarken, genç adam gazeteleri yere düşürdü. Hemen yardım etmek için yanına koştum. Gazeteleri toparlarken dikkatle sordum:
— Nereye götürüyorsun bunları?

Sessizce yanıtladı:
— Toplama noktasına. Köpeğime mama almak için.

Bu sözler tokat gibi geldi.

Gazeteleri toplarken, daha önce annesiyle yaşadığını anlattı. Annesi öldükten sonra, kız kardeşi evi satıp parasını alarak yurtdışına gitmiş. Onu tek başına, desteksiz, parasız ve belgesiz bırakmış. Hiç şansı yokmuş.

Bunu kin duymadan, sadece bir gerçekmiş gibi anlattı. Belki de bu durumu çoktan kabullenmişti. Şu an, engelliler için yapılmış bir yurtta kalıyor, zar zor karnını doyuruyor ve köpeğine mama alabilmek için kağıt ve şişe topluyormuş. Adı Bora’ydı. Köpeğinin ise ismi yoktu.

Zaman geçtikten sonra, soğuk bir akşam üstü Bora’yı yeniden gördüm. Yavrusu büyümüş, kuvvetlenmiş olarak kendi yaptığı bir tasma ile sokakta yürüyordu. Köpek beni tanıdı ve heyecanla havlayarak yanıma geldi. Çantamdan biraz yiyecek çıkardım; yavru o kadar aç bir şekilde yemeğe saldırdı ki kalbim burkuldu.

— Her şeyi yer benimki, — dedi Bora gururla. — Ama en çok beraber hazırladığımız yemekleri sever. Tabii ki et varsa.

Sohbete dalıp, köpeğe ne kadar bağlandığını anlattı. Onun en iyi arkadaşı, hayatının anlamı, yalnızlıktan kurtuluşu olduğunu söyledi. Onunla aynı battaniyenin altında uyur, son lokmasını paylaşırmış.

Bora, çocukça bir umutla seslendi:
— Geçen gün sokakta ona benzeyen bir köpekle karşılaştık. Annesi olabilir mi diye düşündüm. Acaba birbirlerini tanırlar mıydı?..

Bu sözler boğazımı düğümledi. Göz yaşlarımı orada, şehir kalabalığının ortasında zor tuttuğumdan eminim.

Sonra aniden sordu:
— Ona isim koymak ister misiniz? Ben henüz bir isim bulamadım. Hep ‘köpiş’ derim.

Başımı salladım.
— Adı ‘Işık’ olsun. Çünkü o sizin için bir ışık.

Köpeğe sarıldı, bana geniş açık gözlerle bakarak fısıldadı:
— Teşekkür ederim… Güzel bir isim. O artık benim Işık’ım.

Eve giderken boğazımda bir düğüm vardı. Kafamda ise sürekli şu ses yankılanıyordu: “Tanrım, bu dünya ne kadar adaletsiz.” Bazıları milyonlarca liralık daireleri, elmasları, lüks arabaları varken, bazıları yıkık dökük odalarda köpekleriyle ekmek kırıntılarını paylaşıyor. Ve yine de mutlu.

Bora’ya yardım etmek istiyorum ama benim de bir servetim yok. Hayatını tamamen değiştiremeyeceğim. Ama ne zaman onu görsem ya yiyecek, ya sıcak bir mont ya da sadece bir destek sözü götürüyorum. Ve biliyor musunuz, en şaşırtıcı şeyi ne? O her zaman gülümsüyor. Her küçük şey için sonsuz bir teşekkürle karşılık veriyor, sanki gökyüzünden bir hediye almış gibi.

Böyle insanlar, mutluluğun para, sosyal statü veya kusursuz bir evde olmadığını hatırlatıyor bize. Mutluluk sıcak bir el, sadık bir bakış, nazik bir kelimede. Ve sadece yalnız olmamakta.

Bazen “İnsanlar! Uyanın! Etrafınızdaki acıya bakın!” diye bağırmak istiyorum. Ama sonunda anlıyorum ki, bu çığlık duyulmayacak.

Bu yüzden sadece elimden geleni yapacağım. Çünkü eğer en azından bir Işık ve bir Bora aç ve yalnız kalmazsa, demek ki boşa yaşamıyorum.

Rate article
Lifequest
Kardeşi Onu Sokakta Parasız Bıraktı, Ama Mutluluğu Öğrendi