Her Şeyin Bir Bedeli Var! Şimdi Yapayalnızım

Her şeyin bir bedeli var! Şimdi bir köpek gibi yapayalnızım…

Size yetmişini aşmış yalnız bir adam yazıyor. Belki başkalarına ders olur diye hikâyemi anlatmak istiyorum.

Büyük bir taşra şehrinde yaşıyorum, ama etrafımda yalnızca yabancılar var. Evimin o eski duvarları çoktan yabancılaştı, bir zamanlar gururla dolaştığım sokaklarsa buz gibi ve ıssız. Beni bekleyen, hatırımı soran yok. Geçmişin bedeli işte…

Aynaya bakıyorum, tanıyamıyorum kendimi. Çökmüş bir yüz, bembeyaz saçlar, çökük omuzlar ve solgun gözler… Hayatı dolu dolu yaşayan, kadınların peşinden koşan, şatafatlı partilere doyamayan o adam nerede? Dünyayı ayaklarının altında sanan o kibirli çapkın? Yerinde, kimsesiz ve bitkin bir ihtiyar kaldı…

**Geçmişin Günahları**
Bir zamanlar şansın sevdiği, kadınların peşinden koşan biriydim. Onları kolayca baştan çıkarır, sonra unutup giderdim. “Bir kez yaşanır, hayattan alabildiğini almalısın,” diye tekrarlardım kendime. O zamanlar haklı olduğumu sanıyordum.

Bir eşim vardı: Aylin. Sabırlı, iyi kalpli bir kadındı. On beş yıl dayandı bana. Geceleri kayboluşlarıma, sarhoş dönüşlerime, eve getirdiğim yanlış insanlara rahatsız oldu ama sustu. Belki düzelirim diye umut etti.

Ama ben durmak niyetinde değildim. “O gidemez, katlanmak için yaratılmış,” diye düşünürdüm. Ta ki bir gün bana ültimatom verene kadar: “Ya değişirsin ya da giderim.” Sadece gülümsedim: “Nereye gideceksin canım?”

Gideceği yeri biliyormuş meğer. Bir sabah eşyalarını topladı, çocukları aldı ve ülkenin öbür ucuna gitti. Kavgasız, gözyaşsız… Sonsuza dek.

Önemsemedim başta. Eski hayatıma devam ettim. Nadiren aklıma düşen çocuklar ve Aylin için nafakayı aksattım. Bir Kurban Bayramı’nda sürpriz yapayım dedim, hediye gönderdim. Bir hafta sonra kargo geri döndü…

Omuz silktim. “Zamanla gelirler,” dedim. Ama yıllar geçti, telefon hiç çalmadı.

**Yalnız İhtiyarlık: Son Hüküm**
Yaşlanacağımı hiç düşünmezdim. Gençken sonsuza dek sürecek sandım. Düzenli işten nefret etmem, keyfime bakardım. Bir işten diğerine atlar, “gelecek” diye tasalananlara gülerdim.

Şimdiyse “özgür” hayatım, ilaçlara bile zor yeten bir emekli maaşına dönüştü. Sıcak yemek yıllar önceki bir hatıra. Bazen aç uyusam da şikâyet edecek kimse yok.

Geçenlerde sokakta eski bir dostuma rastladım. Yaşlanmıştı ama huzurlu, bakımlıydı. Bir evi, çoluk çocuğu vardı. Omzuma dokunup:
“Mehmet, sen krallara layıktın. Şimdi ne kaldı?” dedi.

Beklemediğim bir anda boğazıma düğümlendi her şey. Geriye sadece pişmanlık ve anılar kaldı. Acınacak halim yok; bu sonuç kendi eserim.

Başkaları aile kurarken, ben meyhanelerde sahte dostlarla içtim.
Başkaları birikim yaparken, ben metreslere servet döktüm.
Başkaları yarını düşünürken, ben sadece geceyi yaşadım.

Şimdi çocuklarımın sesini duymaya bile cesaretim yok. Belki torunlarım var, ama yüzlerini görmeden gideceğim.

**Geç Olmadan Tavsiye**
Hatalarımı tekrarlamayın. Gençliğin sonsuz olduğunu sanmayın. Ailenizin hep orada kalacağını varsaymayın. Yanınızdakileri sevin, değer verin.

Çünkü bir gün, “Merhaba” dediğinizde yankılanmayan boş bir evde bulabilirsiniz kendinizi…

Rate article
Lifequest
Her Şeyin Bir Bedeli Var! Şimdi Yapayalnızım