Kaderin Kıvrımları: Deniz Yolunda Hayatımın Aşkını Buldum

“Kaderin Dönemeçleri: Hayatımın Aşkını Sahil Yolunda Buldum

Gençliğimde biri bana, hayatımın aşkını bir gün yol kenarında bulacağımı söyleseydi, herhalde sadece gülerdim. Ama şimdi, neredeyse elli yıl sonra, bu hikayeyi torunlarıma gülümseyerek anlatıyorum — önce inanmazlar, sonra gülerler ve en sonunda bir daha anlatmamı isterler. Çünkü gerçek aşk, onu hiç aramadığımız yerlerde bile karşımıza çıkabilir — mesela İzmir-Didim yolunda, sıcak bir yaz güneşi altında.

O sıralarda on yedi yaşındaydım, yeni mezun olmuştum ve üniversiteye başlamadan önce biraz dinlenmeye karar vermiştim. Fikir olgunlaştı: Arkadaşlarımla Ege Denizi’ne, her daim hayali kurulan o Kuşadası’na gitmek. Elbette para yok denecek kadar azdı ve aramızdan biri önerdi: “Hadi otostop çekelim!” İkili gruplara ayrıldık, böylece daha kolay bir araç bulabilirdik. Ben, son anda grubumuza katılan Esra’yla kaldım — pek tanımıyordum.

İzmir’e kadar kolayca ulaştık. Ama sonrası… Diğerleri önden gitti ve biz sıcakta kaldık. Nihayet bir kamyon durduğunda, sadece bir yer vardı. Esra arabaya atladı, Didim’deki halasında buluşmak üzere sözleşerek. Yalnız, güneşin altında yanmış ve boğazım düğüm düğüm olarak durmuştum yolda. Neredeyse İzmir’e geri dönmeyi düşünüyordum — her şeyin bittiğini sanarak.

Tam o sırada yanımda eski, gıcırdayan bir Şahin durdu. Direksiyonda, yirmi yaşlarında bir delikanlı, açık renk bir gömlek, bronz bir ten ve hafifçe mahcup bir gülümseme. “Balıkesir tarafına, dedeme gidiyorum,” dedi. Tereddüt ettim ama bindim. İşte o an hayatımın hikâyesi başladı.

Adı Levent’ti. Askerden yeni dönmüş ve İstanbul’da Mimarlık Fakültesine başvurmaya hazırlanıyordu. Yol boyunca kışladan eğlenceli hikayeler anlattı, şakalar yaptı ve ben de korkularımın nasıl yok olup, yerini hafiflik ve… sempatinin aldığını hissettim. Uzun süredir tanışıyormuşuz gibi sohbet ettik. Nazik, samimi ve tanıdığım diğer delikanlılardan çok farklıydı. Balıkesir’e vardığımızda, beni Didim’e kadar götürmeyi teklif etti. Kabul ettim.

Vedalaşırken kızardı ve usulca, İstanbul’da buluşmak isteyip istemediğimi sordu. Elbette kabul ettim. Ve o buluşma gerçekleşti. Sonra bir tane daha. Ardından da aşk geldi. Gerçek, sessiz, kendinden emin bir aşk. İki yıl sonra, o okurken, ben çalışırken evlendik. Mütevazı ama mutlu bir hayatımız oldu. İki çocuk büyüttük, sonra torunlar geldi…

Geçenlerde büyük torunum, yüzü ışıl ışıl parlayarak yanımıza geldi. “Babaanne, âşık oldum!” dedi. Meğer yol kenarında aracı çalışmayan bir kız görmüş. Durdurup yardım etmiş. Sonra kahve içmişler. Ardından sinema. Ve bir ay sonra, tanıştırmak için bizi onunla buluşturdu. Zarif, akıllı, aydınlık bir kız. Şimdi de evlenme hazırlıkları yapıyorlar.

Ve düşünüyorum da — hayat ne kadar da şaşırtıcı biçimde dönüyor. İzmir-Didim yolu ne kadar uzunmuş meğer. Bana ne çok mutluluk verdi. Kendinizi dünyaya açmaktan korkmayın — sevgi, onu hiç beklemediğiniz anda gelir.”

Rate article
Lifequest
Kaderin Kıvrımları: Deniz Yolunda Hayatımın Aşkını Buldum