Hayatımın Adamıyla Düğünü Planlarken Yedi Yıl Sonra Sırtımdan Bıçaklandım!

7 yıl boyunca hayatımın erkeğiyle düğün planları yaparken, bir gün aniden sırtımdan vuruldum!

Adım Zeynep Yılmaz, ve İstanbul’un eski sokaklarında Boğaz’ın rüzgarı eşliğinde yaşıyorum. Hikayem size sıradan gelebilir, ama kalbimi paramparça ediyor. Kaderim olduğunu düşündüğüm adamla evlenmeye hazırlanıyordum, ama beni öyle bir hayal kırıklığına uğrattı ki hala acısız nefes alamıyorum.

Ali ile tam yedi yıl önce tanıştık. Hiçbir tartışmamız olmadı, sıcaklık ve saygı dolu bir günümüz geçmedi. Biz, birbirini tamamlayan iki yarımız. Dört ay sonra onunla aynı eve taşındım – ikimiz de yakın olmak, bir an bile ayrı kalmamak istiyorduk. Birlikte, son nefesime kadar ruhumda taşıyacağım binlerce anı yarattık. Bazı günler çocuklar gibi şakalaşırdık: güler, oynar, birbirimizden saklanırdık. Ve bazen de birbirimizi öyle bir aşk ile severdik ki, sanki yarın hiç gelmeyecekmiş gibi — tutku dolu, titreten, mutluluktan ağlatan.

Diğer erkeklerde asla böyle hissetmemiştim. Ali benim için gerçekti; güçlü, nazik, kollarında her sabah uyanmak istediğim adam. 8 Ağustos’un asla unutulmayacak bir gün olacağını bilmiyordum. Beni yatakta bir kahvaltı ile uyandırdı — taze simit, mis kokulu çay ve o güzel gülümsemesiyle. Ardından birbirimizi sevdik, yavaşça, zaman durmuş gibi. Tatildeydik, özgürlüğün ve birbirimizin tadını çıkarıyorduk. Bir hafta boyunca Bodrum’da kaldık — deniz, güneş, masalsı gün batımları. Her şey rüya gibiydi.

O gün, o banyodayken kapı çaldı. Açtım — elinde kırmızı güller olan yabancı biri ve üzerinde “Seni seviyorum. A.” yazan bir not. Kalbim sevinçle çarpmaya başladı. Ali’ye sürpriz için teşekkür ettim, onu öptüm ve plaja gittik. Ama bu yalnızca başlangıçtı. Resepsiyonda bir başka adam bana bir gül daha verdi. Denize doğru yürürken, altı kişi daha bana çiçek verdi. Plaja vardığımızda yedi gül ile dolu bir buketim vardı — her aşk yılımız için bir başka çiçek. Ali sadece gülümsedi ve göz kırptı: “Seni şaşırtmak istedim.” Tüm günümüzü deniz kenarında geçirdik, gün batımında dalgalar eşliğinde öpüştük. Ve birden, denizin içinde diz çöktü: “Zeynep, benimle evlenir misin?” Mutluluktan nefesim kesildi, gözyaşlarım yanaklarımdan akıyordu, bacaklarım titredi. “Evet!” diye bağırdım ve dünya sevinçle döndü.

Her şey yolunda gidiyordu, ta ki aralık ayına kadar. Yılbaşından hemen önce, başka bir şehre iş seyahatine gitti. Bir hafta sonra geri döndü — yabancı, soğuk, boş bakışlarla. Üç gün boyunca ne olduğunu anlamaya çalıştım, ama taştı, konuşmadı. Sonunda kırıldı ve itiraf etti: bir iş arkadaşıyla birlikte olmuştu. Biraz içki, gevşeme ve “her şey kendi kendine gelişti.” Dünyam yıkıldı. Beni evreni olarak gören, sanki dünyada tek ben varmışım gibi beni kucaklayan adam bana ihanet etti. Bu sırtımdan vurulmuş bir bıçaktı. Ağladım, o da ağladı — ama bu yaşlar hiçbir şey ifade etmiyordu.

Ertesi gün eşyalarımı toplayıp çıktım. Kalması için yalvardı, ellerime yapıştı, sevdiğini ve bunun bir hata olduğunu haykırdı. Ama içimde her şey ölmüştü. Kapıyı çarpıp onun hayatından kayboldum. Sonrasında telefonlar, uzun konuşmalar, onun gözyaşları ve benim gözyaşlarım geldi. Ama acı geçmedi — ihanet kızgın bir demir gibi içimi dağladı. Hala onu çok seviyorum — kalbim parçalanacak gibi. Ama yaptıklarını hatırlamak, beni gözyaşlarına boğuyor, aşkım nefretle karışıyor. Ayrılıktan sonra üç kez görüştük. Her seferinde ona koşup sarılmak, öpmek istiyorum, ama kendimi durduruyorum. Yapamıyorum. Bu, yutamadığım bir zehir gibi.

Ona dönmek istiyorum — kahramanım olduğu günlere geri dönmek. Ama kalbimi tekrar kıracağından korkuyorum. Bu yara kanıyor ve nasıl iyileşeceğini bilmiyorum. İstanbul’un sokaklarında dolaşıyorum, el ele yürüyen çiftleri görüyorum ve kendimi boş bir kabuk gibi hissediyorum. O benim her şeyimdi, ama şimdi tekrardan yalnızım; bu beni boğuyor ve ihanet beni terk etmiyor. Lütfen, bana bir yol gösterin. Başkalarının fikirlerini duymak, ne yapacağımı anlamak istiyorum. Onu geçmişe mi bırakmalıyım, yoksa bir şans daha mı vermeliyim? Acı dayanılmaz bir noktada ve ben içinde kayboluyorum, kıyıyı göremiyorum. Bu beni mahveden aşkıma ne yapmalıyım?”

Rate article
Lifequest
Hayatımın Adamıyla Düğünü Planlarken Yedi Yıl Sonra Sırtımdan Bıçaklandım!