Otuz yılı birlikte geçirdik ama aşk hiç olmadı: Her şeyin yalan olduğunu öğrenince ihaneti nasıl kabullenmeli?
Gerçekten içimi dökmem gerekiyor. Şikayet etmek için değil – sadece birinin dinleyip anlamasını istiyorum. Yakınlarım hiçbir şey bilmiyor, çocuklarım ve torunlarım, kocamla güçlü bir ailemiz, mükemmel bir birlikteliğimiz olduğuna inanıyor. Böyle bir konuda güvenebileceğim arkadaşlarım da olmadı hiç — dedikodudan, yanlış anlaşılmalardan korkuyorum, bir de açıklamaktan, savunmaktan yoruldum…
İgor’la otuz yılı aşkın bir süredir beraberiz. 1989 yılında tanıştık. O zaman ben 22, o ise 25 yaşındaydı. Genç, hayalci, umut doluyduk. O, bana ciddi, güvenilir, doğru bir insan gibi görünüyordu — hayatımı birleştirebileceğim, beni koruyup destekleyecek biri. Epey hızlı evlendik, her ne kadar ailelerimiz bu fikre sıcak bakmasa da. Ama ben ısrar ettim. Çünkü onu seviyordum.
İlk zamanlar zor geçti. Zor yıllar, iki çocuk, para sıkıntısı. Ama ayakta kaldık. İki binli yılların başlarında işler düzeldi sanki — iş, istikrar, kendi evimiz. Lüks içinde yüzmüyorduk ama gerekli her şeye yetiyordu ve çocuklar giysi kuşamdan mahrum kalmıyordu.
Şimdi üç yetişkin çocuğumuz var: İki kızımız kendi ailelerini kurdu, bize torun verdiler. En küçük oğlumuz henüz evlenmedi ama ayrı yaşıyor. Bizse kocamla birlikte — evimizde baş başa, sanki huzurun, sessizliğin, yeniden gençliğin tadını çıkaracak gibiydik. Ama birkaç ay önce her şey yerle bir oldu.
İgor’un değiştiğini fark ettim. Sinirli, içine kapanık biri oldu. Akşam yemeğinde sessizdi, işe dalıp gidiyordu, ne benimle ne de torunlarla ilgileniyordu. Başka biri mi var acaba diye düşündüm. Ya da belki de mali sıkıntılar, borçlar, krediler — zira erkekler her zaman sorunlardan bahsetmezler. Ama öğrendiğim şey, olası bir ihanetten çok daha korkunç çıktı.
İgor boşanma davası açtı.
“Niye?” diye sorduğumda, bana bakıp soğuk bir şekilde “Seni hiç sevmedim. Kızgınlıktan evlendim. Sevdiğim kadın o zaman zengin biriyle evlendi ve dayanamayarak sana teklif ettim. Sonra o kadın yurtdışına gitti, ben de kabullendim. Ama yakın zamanda o öldü. Ve ben bütün hayatımı kendi yaşamadığımı anladım” dedi.
İnanamadım. Havadır gibi, en ufak bir pişmanlık veya merhamet göstermeden konuşuyordu. Sadece oturup dinledim ve kafamda tek bir düşünce yankılandı: “Demek her şey yalandı? Bunca yıl — sahte miydi?”
Düğünümüzden sonra bile onunla görüştüğünü itiraf etti. Sonra ayrıldılar, o kadın Avrupa’ya gitti. Çocuklarımız oldu ve “böylesi daha iyi” diye düşündü çünkü “iyi bir anne ve güvenilir bir eşim” ben. Ama şimdi, o kadın öldüğünde, “kendisi için yaşamaya başlamak” istiyor ve evi satıp kendimize ayrı evler almamızı talep ediyor.
Böyle bir durumda nasıl karşılık verilir?
Hayatım boyunca sadece biraz farklı olduğumuzu düşündüm. Ki o nazik değil — olur böyle şeyler. Ki “seni seviyorum” demez — erkekler pek şefkatli olmayabilirler. Hepsini mazur gördüm, kendime anlattım. Ama şimdi anlıyorum — bu karakter meselesi değil. Bu ilgisizlikti. Yanında, sanki bir mobilyaymışım, bir alışkanlıkmışım gibi. Yaşamı paylaştık ama ruhu değil.
56 yaşındayım. Ve sanki en kırılgan anımda ihanete uğramış gibi hissediyorum. Gençliğinizi, sağlığınızı, yıllarınızı her şeyi verdikten sonra… Karşılığında ilgisiz bir “seni hiç sevmedim”.
Kendime en çok acıtan şey kendim için değil. Eğer gerçeği daha önce bilseydim ne olurdum? Ona ilgisiz olan bu adamla yaşamasaydım. Onun çocuklarını taşımadan, geceleri işten dönmesini beklemeden, sevdiği yemekleri hazırlamadan. O ise sadece katlanıyordu. Sadece yanında yaşıyordu çünkü bu daha kolaydı. Kendi sebepleri vardı — “intikam”, “kabullenme”, “rahatlık”. Ama bu mazeret mi?
Şimdi nasıl yaşayacağımı bilmiyorum. Aniden yanılsamalarla yaşadığımı anlıyorum. Ki hiçbir şey gerçek değilmiş. Ki sevgi bir garanti değil. İyi bir eş, sadık, güvenilir, sevgi dolu bir kadın olsanız da yine de gereksiz kalabilirsiniz.
Kızlar, kadınlar, benzer şeyleri yaşamış olanlar — söyleyin, bunu nasıl atlattınız? Nasıl bırakıyorsunuz? Tekrar nasıl nefes almaya başlıyorsunuz? Çünkü ben genç değilim artık. Biraz huzur istiyorum. Biraz saygı. Biraz sıcaklık — ondan değil, hayır. Dünyadan. Kendimden.
Güçlü olmaktan yoruldum. Ama belli ki öyle olmam gerekecek.




