Şok o kadar büyüktü ki: hamile olduğumu öğrenince beni, zavallı bir korkak gibi terk etti!
Benim adım Aslı Yılmaz, 20 yaşındayım ve İstanbul’da yaşıyorum. Burası, boğazın maviliğiyle şehir hayatının telaşını içinde barındıran bir yer. Uzun zamandır yazıp yazmamak arasında gidip geldim ama diğer kızların hikâyelerini okuyunca acımı dışa vurmak istedim. Benim hikâyem, iyileşmeyen bir yara, her günümü zehir eden bir gölge.
Her şey 15 yaşındayken başladı. Ege isminde bir çocuğa âşık oldum, öylesine yakışıklıydı ki tam bir rüya kahramanını andırıyordu. Gözleri, gülümsemesi — okulda tüm kızlar ona gizliden gizliye hayrandı. Bir gün arkadaşımdan onun benimle tanışmak istediğini duyduğumda mutluluktan inanamadım. “Ciddi misin?” diye sordum, kalbim kafesteki bir kuş gibi çırpınıyordu. Hiç düşünmeden buluşmayı kabul ettim. İlk buluşmamızda bana kırmızı bir gül verdi — hâlâ o gülü eski bir kitabın sayfaları arasında kurutulmuş olarak saklıyorum. O gece bir masal gibiydi: sesi, sıcaklığı — bu büyünün içinde kaybolup giderken nasıl bir uçuruma düştüğümü fark etmedim.
Ona teslim oldum — bu benim en büyük hatam oldu. Kısa bir süre sonra hamile olduğumu öğrendim. Dünya başıma yıkıldı. Ailemin tepkisi beni yabancılaştırdı: Babam sessizce yumruklarını sıktı, annemse sanki ölmüşüm gibi ağladı. Korku içindeydim, bir çıkış yolu göremedim. Ege, o güzel prensim, bir korkak gibi beni terk etti. Çocuğumuz olacağını duyunca beti benzi attı, bir şeyler geveledi ve sonra adeta buharlaşıp gitti. Bu korkuyla, utançla, yıkımla tek başıma kaldım.
Evde, çığlıklardan daha korkunç bir sessizlik hâkimdi. Ailem sırtını döndü, öfkeyle, ben ise nereye gideceğimi bilemedim. Sonunda annemin rızası ile kürtaj yaptırdım. Bu bir cehennemdi: acı, gözyaşı, boşluk. Ardından içime kapandım, sanki bir mezarın içindeydim. Şok o kadar güçlüydü ki, yıllarca erkeklere bakamadım. O günden beri ne bir ilişkim oldu ne de hissettiğim herhangi bir şey. Aşk benim için bir zehir, cinsellik ise kâbus gibi soğuk terler içinde uyandığım bir anı olarak kaldı. Yeniden hamile kalmaktan korkuyorum, eğer olursa doğurmaya mecbur kalacağımdan korkuyorum ve bu korku içimi dondurdu.
Kendimi kaybettim. Ruhum, sadece hüzünlü melodiler çalan kırık bir keman gibi, melankolimi yankılayan bir hâlde. Yalnızlık ve üzüntü ile yaşıyorum, sevinç için yerim yok. Güneş benim için sönmüş, gülüşler yabancılaşmış, gölgem ise her adımımı izleyen bir hayalet gibi. Erkeklerle nasıl konuşacağımı, gözlerinin içine korkusuzca nasıl bakacağımı unuttum. Biriyle konuşurken sesim titriyor, kalbim korkuyla sıkışıyor. Buzdan bir heykel oldum — soğuk, kırılgan ve sıcaklığı hissedemeyen.
Bazen aynaya bakıyorum ve kendimi tanıyamıyorum. O gülen, hayal kuran, aşka inanan kız nerede? Ege onu çaldı, ezdi ve bana sadece acı ve korkuyu bıraktı. İstanbul’un sokaklarında dolaşıyor, âşık çiftleri görüyorum ve içimden bir ses çığlık atıyor: neden ben değilim? Neden benim hayatım karanlık? Aşık olmak, yaşamak istiyorum ama her düşündüğümde onun yüzü — güzel, sahte, korkak yüzü gözümde canlanıyor. Beni en zor anda terk etti ve bu şok hâlâ kalbimde yankılanıyor.
Bu cehennemden nasıl çıkacağımı bilmiyorum. Korku beni zincire vurmuş durumda: güvenmekten, yeniden açılmaktan, aynı kâbusu yaşamaktan korkuyorum. Gençliğim ışıkla dolu olmalıydı ama ben kederde boğuluyorum. Arkadaşlar dışarı çağırıyor ama ben, kendi odama saklanıyorum, duvarlar sadece benim acımı biliyor. Annem ve babam uzun zaman önce affetti ama ben kendimi affedemiyorum — saf olduğum için, zayıf olduğum için, ona inandığım için. Kitaptaki gülüm, her şeyi kaybettiğim günü hatırlatıyor.
Lütfen bana nasıl devam edeceğimi söyleyin? Kalbimi saran bu buzları nasıl eritebilirim? Geçmişin pençesinden kurtulmak istiyorum ama beni sıkıca tutuyor. Henüz 20 yaşında olmama rağmen hayatım bitmiş gibi hissediyorum, daha başlamadan sona erdiği gibi. Ege gitti ama bana bu yükü bıraktı — korkuyu, yalnızlığı, boşluğu. Yeniden aşka, insana, kendime inanmam için gücü nasıl bulabilirim? Yastığa ağlamaktan, korkmaktan yoruldum. Ruhumda güneş olsun istiyorum ama nerede bulacağımı bilmiyorum. Lütfen bana yardım edin, bu karanlıkta boğuluyorum ve ışığı göremiyorum.




