Merhaba, bu satırları okuyan herkese. Böylesine derin bir acıyla karşılaşacağımı asla düşünmemiştim, nefes almakta zorlandığım bir an yaşıyorum. İçimi dökmeye ihtiyacım var. Belki bu satırlardan biri, yaşadıklarımı anlayabilecek birine ulaşır. Belki de bu hikaye, birilerine ders olur.
Adım Elif, 45 yaşındayım. Ramazan ile neredeyse çeyrek asırlık bir evliliğimiz vardı, yirmi dört yıl; sevgi, saygı ve karşılıklı destekle dolu olduğuna inandığım bir süreç. Birçok zorluğun üstesinden birlikte geldik: evliliğimizin başındaki zorluklar, uykusuz geceler, aile büyüklerimizin hastalıkları. Tüm bunları beraber atlattık. Onun benim desteğim olduğunu, kaderim olduğunu içtenlikle inanmıştım.
Ramazan, bu yıllar boyunca beni kendisinden ya da kendimden şüpheye düşürecek bir davranışta hiç bulunmamıştı. Mükemmel değildi belki, ama onu olduğu haliyle seviyordum. Telefonunu hiç kontrol etmedim ya da ona gereksiz sorular sormadım. Evliliğimizin güven üzerine kurulu olduğuna emindim. Ne kadar yanıldığımı acı bir şekilde öğrendim…
Yaklaşık bir ay önce, Ramazan’ın ailesini ziyaret etmek için köye gitmeye karar verdik, birkaç gün kafa dağıtmak için. Ancak son anda işi çıktığını söyleyerek vazgeçti. Israr etmedim. Çocukları topladım ve yola çıktık. Fakat pazar günü kızım sıkıldığını söyleyip erkenden dönmek için ısrar edince sabah erkenden yola çıktık. O an aldığım bu kararın hayatımı nasıl alt üst edeceğini öngöremezdim.
Eve girdiğimizde, ilk başta ne olduğunu anlamadım. Yatak odasının kapısı aralıktı ve içeriden garip sesler geliyordu. Kapıyı ittim ve… Aman Allah’ım. Ramazan’la beraber yattığımız, çocuklarımızın dünyaya geldiği, el ele uyuduğumuz yatağımızda yalnız değildi. Yanında genç bir kız vardı. Gerçek bir kız, 18 yaşlarında. Bayılmamış olmam şaşırtıcı. Kız hızla toparlanıp üstüne bir şeyler geçirip, tek kelime etmeden dışarı çıktı. Ramazan şaşkındı, herhangi bir açıklama yapma çabasında bile bulunmadı.
Oğlum, ki yaşı yirmi, babasına yumrukla saldırdı. Zor engelledik. Yirmi iki yaşındaki öğrenci kızım ise artık onu baba olarak görmediğini söyledi. Onu evden kovdular. Sonrasında bir otelde kaldığını öğrendim. Mutfakta sadece donup kalmış halde oturdum. Bunların benim başıma geldiğine inanmakta zorlandım.
O gün hemen boşanma davası açtım. Onunla aynı havayı solumak istemiyordum, bırak evi paylaşmayı. Nasıl oldu da eve başka bir kadını —üstelik çocuk yaşta birini— getirdi? Yatağımıza? Midem bulandı. Aldatılmış ve kirletilmiş hissettim. Sadece ben değil, çocuklar da. Bir anda tüm ailemizi yerle bir etti.
Sonradan o kızın, bizden bile genç olduğunu öğrendim. Ramazan kırk dört yaşında. Ne oldu ona? Orta yaş krizi mi? Aklını mı yitirdi? Yoksa bu hep içinde vardı da, ben mi kördüm?
Son yılları tekrar tekrar düşünüyorum. Mutlu değil miydi? Seyahat ediyorduk, hafta sonlarını beraber geçiriyor, film izliyor, birbirimize yemek yapıyorduk. Hep sevdiğini söylerdi. İnanmıştım. Şimdi anlıyorum ki, insan böyle bir ihanet edebiliyorsa sözlerin anlamı kalmıyor.
Her gece boğazımda bir düğümle uyuyorum. Ara ara, o yatak odasındaki sahne aklıma gelince titreme geliyor. Ne gözyaşları, ne çocuklarla sohbetler, ne arkadaşlarla konuşmalar; hiçbiri yaraya merhem olmadı.
Çocuklar onunla konuşmayı reddetti. Tek dayanağım onlar oldu. Ama görüyorum ki onların da canı yanıyor. Babalarının sadece beni değil, aynı zamanda onları da nasıl böyle yaralayabildiğini anlayamıyorlar. Onları ailelerinden mahrum bıraktı. Ve tüm bunların bedeli mi? Birkaç ay içinde adını bile hatırlamayacak bir kız için.
Bundan sonra nasıl devam edeceğimi bilemiyorum. Sarsılmaz sandığım her şey çöktü. Kayıp, yorgun hissettim. Kocası genç birine kaçan kadınlardan biri olacağımı hiç düşünmezdim. Hep bizde özel bir şey olduğunu sanırdım. Ama acı bir şekilde öğrendim ki, bu hayatta hiçbir şey kalıcı değil.
Bazen aynaya bakıyorum ve kendime soruyorum: Nerede hata yaptım? Kader neden beni böyle vurdu? İyi bir eş, anne, ev hanımı olmak için hiç durmadan çalıştım. Aileme, eve, ona kendimi adadım. Karşılığında ise ne aldım.
Onu asla affedip affedemeyeceğimi bilmiyorum. Büyük ihtimalle hayır. Ama kesinlikle bir şeyi biliyorum: Hayatta kalacağım. Kendim için. Çocuklarım için. Dünyaya göstermek için; bir kadını kırmak kolay, ama ruhunu kırmak imkansız. Ve gerçekten, göz yaşları yardımcı olmuyor, ama ruhu arındırıyor. Ve bir gün tekrar gülümsemeyi öğreneceğim.
Bu, yeni bir hayatın başlangıcı olsun. Yalanların, ihanetin olmadığı bir hayat. Bu hayatın başrolünde ben olacağım.




