Kayınvalide Yıllarca Torun Hayali Kurdu… Şimdi Onu Tanımak Bile İstemiyor

Kayınvalidem, yıllarca bir torunun hayalini kurmuştu… Şimdi ise onu tanımak bile istemiyor.

Alper’le yaklaşık on yıldır birlikteyiz. Aşkla evlendik, kimse bizi zorlamadı ya da mecbur bırakmadı. Öyle denk geldi; tanıştık, aşık olduk ve evlendik. Her şey yolunda gidiyordu, ta ki bir sorun çıkana kadar: kayınvalidem, Nermin Hanım. Evliliğimizin ilk gününden itibaren sürekli olarak tekrarladığı bir cümle vardı: “Bana torunlar lazım, bir bebek sevmek istiyorum!”

O zamanlar ben sadece yirmi altı yaşındaydım. Kariyerime yeni başlıyor, Alper’le birlikte kirada oturduğumuz evde yaşayıp, bir yandan da birikim yaparak krediye girmeyi planlıyorduk. Çocuk, bu denklemde yer almıyordu. Durumu kayınvalideme açıkça anlattım: “Şu an olmaz, henüz hazır değiliz.” Ama sanki beni duymuyormuş gibiydi.

Küsüp olay çıkartır, beni oğlunun gerçek bir ailesi olmasını engellemekle suçlardı. Ona göre, kadın çocuk doğurmuyorsa, yararsızdı. Uzun süre sessiz kaldım, sorunları yumuşatmaya çalıştım, ama her geçen ay baskısı daha da arttı. “Çocuk istemiyorsan, onunla evlenmen hataydı. Keşke üniversitedeki o kızla evlenseydi” sözlerini defalarca duydum.

Belki de Alper’den başka çocuğu olsaydı daha sakin olurdu. Ama tek çocuğu Alper olduğu için tüm dikkatini, dengesiz sevgisini ve baskısını bize yöneltti. Biz evi aldık, borca girdik, kredi ödemelerinin altında ezildik, ama kayınvalidem için bunların önemi yoktu. Ona hemen, şimdi, torun gerekliydi.

Sonra başka bir olay oldu: Bir gün Alper’in kuzeninin teyzesi arayıp, Nermin Hanım’ın yanına gelip, sadece çay içmeye gelmediğini, aynı zamanda üzerine kayıtlı olan gayrimenkulü üzerine geçirmesini istediğini anlattı. Teyze, doğal olarak reddetti. Alper’le konuyu unutmuş gibi yaptık, hiç konuşmadık. İki ay sonra hamile olduğumu öğrendim.

Haber beklenmedik ama mutluluk vericiydi. Eşimle sarıldık, hatta gözyaşlarımızı tutamadık. Uzun zamandır beklenen bebek nihayet geliyordu. Artık her şey değişecek sanıyordum. Nermin Hanım’ın da mutluluktan havalara uçacağını düşündüm. Çünkü yıllarca bunu istemişti, ikna etmeye, ağlamaya, bağırmaya çalışmıştı. Hayatının hayali gerçekleşmişti. Hastaneden çıktığımızda, küçük Arif’le onu ziyarete davet ettik. O da yanına akrabalarını alıp geldi. Sofrayı kurdum, minik bebeği şık giydirdim.

Ama sonra onun ağzından şu sözleri duydum: “Bak, sizi korkuttum da doğurdunuz. Başka nasıl yapabilirdim ki, siz suçlusunuz.” O anda kötü oldum. Herkesin önünde bu zehirli cümleyi alaycı bir tavırla dile getirdi. Bizi yendiğini sanıyordu. Sanki çocuk, bir sevgi ya da hediye değil, bir baskının ürünüymüş gibi.

O günden sonra bir şeyler koptu. Aramaz, sormaz oldu. Bebeğin nasıl uyuduğunu, yediğini, sağlığını merak etmez oldu. Bazen nezaketen oğluna sorardı: “Arif nasıl? Öksürüyor mu?” ve o kadar. Ne bir oyuncak, ne bir battaniye, ne de doğum gününde bir kart. Sadece soğukluk ve ilgisizlik. Halbuki dünyanın en iyi büyükanne olacağına yemin etmişti.

Yıllarca bu kadar isteyip, yalvarıp, ısrar ettikten sonra nasıl bir anda sırt çevirebilir anlamıyorum. Eşim bunun onun manipülasyon yolu olduğunu, her şeye izin verdiğimiz için bizim suçumuz olduğunu söylüyor. Ama ben katılmıyorum. Bir anne, bir büyükanne böyle olmamalı. Torun, bir baskı aracı ya da şantaja yanıt değildir. O bir insan. Küçük, iyi kalpli, hiçbir suçu olmayan bir insan.

Oğlumun, “büyükanne olma hakkım var” diye çırpındığı kişinin sevgisinden mahrum büyüdüğünü görmek çok acı verici. Hem benim annem hem de onun annesi birlikte beşik sallayacak diye umut ederken, sonunda beşiği sadece ikimiz sallıyoruz.

Artık onu arayıp sormuyorum, davet etmiyorum. Beklemekten yoruldum, orada olmayan sıcaklığı. Ona bir şans verdim. O bu şansı elinin tersiyle itti. Belki de ben de aynısını yapmalıyım.

Rate article
Lifequest
Kayınvalide Yıllarca Torun Hayali Kurdu… Şimdi Onu Tanımak Bile İstemiyor