**Yarının Günü**
Elif, Burak’la beş yıl geçirmişti, ancak nikâh teklifi beklediği gibi gelmemişti. Tertemiz evini çekip çeviren, şefkatli ve sevecen bir kadındı. Ancak son zamanlarda ilişkilerindeki soğukluğu hissediyordu. Daha doğrusu, Burak buz kesmiş, sürekli asık suratlı ve iletişime kapalıydı. Akşam yemeğini yer yemez televizyonun karşısına geçip film izliyordu.
Elif’in dokunuşlarına “Yorgunum, yalnız kalmak istiyorum,” diyerek sırtını dönüyordu.
“İrem,” diye danıştı kız kardeşine Elif, “Bu neyin nesi? İki aydır böyle davranıyor.”
“Beraber bile yatmıyor musunuz?” diye sordu İrem.
“Nadiren… Ama bir şey değişmiyor,” çaresizce iç çekti Elif, “Ne yapmadım ki: börekler, mum ışığında akşam yemekleri… Hiçbiri işe yaramadı. Artık sevmiyor mu sence?”
“Peki hislerin ne diyor? Başkası mı var?” diye sordu İrem.
“Nereden bileyim? İşten sonra hemen eve geliyor. Ama bu içimi rahatlatmıyor.”
“Belki gündüzleri görüşüyordur. İş yerinde, öğle arasında… Kim bilir?” diye düşünceli düşünceli ekledi İrem, “Neden açık açık konuşmuyorsun? Sonuçta resmi nikâhınız yok. Belki de başkasını arayabileceğini düşünüyordur.”
“Öyle mi?” Elif’in gözleri doldu, “Nasıl yapar? Ona kötülük mü yaptım ben?”
“Tamam, ağlama. Güzel, becerikli bir kızsın. Gençsin, istersen kendine yeni birini bulursun. Ben olsam dayanmaz, gerçeği öğrenirdim. Bilinmezliktense acı gerçek iyidir.”
O akşam Elif yemekten sonra Burak’a döndü:
“Bıktıysan benden, git. Seni zorla tutmam, seviyorum ama…”
“Ne saçmalıyorsun?” diye sertlendi Burak, ancak Elif’in yanaklarından süzülen gözyaşlarını görünce sustu.
“Tam da ihtiyacım olan şey, senaryo…” diye gerildi, çantasını toplamaya başladı. Elif şok olmuştu. Resmi olmasa da “kocası”nın böyle savuşacağını hayal bile edemezdi.
Ütülü gömleklerini spor çantasına savurarak eşyalarını topladı. Kapıyı açarken bile arkasına bakmadı.
“Burak!” diye seslendi Elif, “Hepsi bu mu? Beş yılımız…”
“Söylenecek ne var? Her şeyi sen söyledin. Evet, artık sevmiyoruz.”
“Sen sevmiyorsun…” diye düzeltti Elif. Ancak Burak koridora çıkmıştı bile. Elif peşinden koştu:
“Başkası mı var? Neden söylemedin?” diye bağırdı merdivenlerden inen adama.
“Yok kimse. Sen… dünün insanısın. Anlıyor musun? Aşk bitti,” diye buz gibi cevapladı Burak.
“Dünün insanı mı?” Elif’i öfke bastı. Toka




