Fedakarlığın İhanetle Karşılığı: Bir Annenin Yürek Burkan Hikayesi

Her şeyi kızımın mutluluğu için verdim… karşılığında ihanet buldum

Hiçbir zaman lüksün peşinde koşmadım. Hayatım fedakarlıklar, çalışmak ve sessizce katlanmakla geçti. Ne kaderden ne insanlardan fazlasını istedim. Tek dileğim kızımın mutlu olmasıydı. Sıcak bir yuva kurması, sevgi bulması. Bunun için her şeye katlandım. Yüreğim parçalansa bile.

Adım Aylin, 57 yaşındayım. Kızım Deniz, bana kalan tek varlık. Eşim Mehmet’i, Deniz sekiz yaşındayken kaybettim. Ben henüz otuz ikiydim. On yıl süren evliliğimizde o benim her şeyimdi. Ölümü hayatımı “önce” ve “sonra” diye ikiye böldü. O günden sonra kendim için değil, onun için yaşadım. İki işte çalıştım, okusun, giyinsin, hayaller kursun diye.

Deniz üniversiteyi bitirip iyi bir iş buldu. Âşık oldu. Seçimi Can; sakin, kibar ama biraz içine kapanık biriydi. Kızım “güvenilir” diyordu. Evlenme kararını duyunca içten sevindim. Düğün hazırlıkları başladığında, “Nerede yaşayacaklar?” diye düşündüm.

Anneannemin bir odalı evi dar gelirdi. Benim şehir merkezindeki iki odalı dairemse ferah, tertemizdi. Kararımı verdim: Anneme taşınacak, evimi onlara bırakacaktım. Tereddüt etmedim. Bunun onların geleceğine yatırım olduğunu biliyordum. Tabii ayrılmak zordu. Ömrümün geçtiği evden… Ama “Deniz için” diyordum kendime.

Vedadan önce badana yaptırdım, muslukları yeniledim. Lüks tadilata param yetmedi ama her köşe tertemizdi. Deniz “Anne burası çok sıcak” demişti. İnanmıştım.

Sonra Can’ın annesi Şükran Hanım geldi. Gür sesli, buyurgan bir kadın. Doğrudan sordu:
“Tadilatı ne zaman yaptıracaksınız Aylin Hanım? Gençler yepyeni bir evle başlamalı!”
“Evin hâli gayet iyi” desem de dinlemedi:
“Duvar kâğıtları dedelerden kalma! Mutfak 90’lar modası. Kim böyle yaşar?”

İçim acıyarak sordum:
“Beğenmediyseniz, maddi destek olabilir misiniz?”

Alaycı bir gülüşle:
“Başkasının evine yatırım mı? Olmaz teşekkürler.”

Susmak zorunda kaldım. Yutkundum. Kızımın huzuru için. Kaynana dedikodusu olmamak için. Anneme taşındım. Arayıp sormadım, davetsiz gitmedim. “Rahat etsinler” diye bekledim. İhtiyaçları olursa koşarım sandım.

Ama “ihtiyaç” hiç gelmedi.

Yılbaşı yaklaşırken alışveriş yaptım. Fazladan aldım, belki onlara da götürürüm diye. Torbalar ağırdı, telefonumu çıkaramadım. “Anne değil miyim?” diyerek çaldım kapıyı.

İçeride Şükran Hanım vardı. Çayını yudumluyor, menü listesi hazırlıyordu. Donakaldım:
“Yılbaşı hazırlığı mı yapıyorsunuz?”

Yabancıya bakar gibi baktı:
“Duymadınız mı? Can’la Deniz burada kutlayacak. Tüm aile toplanıyor…”

“Tüm aile”nin içinde ben yoktum. Annem de…

İçimde bir şey kırıldı. Evimi verdim. Şikâyetsiz çekildim. Yük olmamaya çalıştım. Karşılığım? İlk ortak yılbaşımıza bile çağrılmadım. Sanki yoktum.

Çıkıp gittim. Torbaları kapıya bıraktım. Karda yürüdüm. Arkamdan kimse gelmedi. Arayan olmadı. Neden gittiğimi sormadılar.

Bunu nasıl kabulleneceğim? Nasıl affedeceğim? Yüreğim paramparça ama gülümsemem gerekiyor. Neyi hak ettim ki? Elimden geleni verdim. Karşılığı vefasızlık. Artık minnet beklemiyorum. Sadece ihanet görmek istemiyorum.

Söyleyin… siz olsanız affeder miydiniz?

Rate article
Lifequest
Fedakarlığın İhanetle Karşılığı: Bir Annenin Yürek Burkan Hikayesi