Oğluma Yardım Ederim, Gelin Kendi Başının Çaresine Baksın

Benim hikayem, İzmirli Hatice Hanım olarak, birisi beni anlasın diye paylaşmak istediğim bir yaşanmışlık. Hayatta nasıl adaletsizliklerin olabileceğini göstermek istiyorum. Hele ki anne olarak, sadece işler kötüye gittiğinde hatırlanıyorsun. Diğer zamanlarda ise adını bile anmak istemiyorlar.

Oğlum Mehmet, evimize gelin adayı Ayşe’yi getirdiği gün farklı bir şeyler olacağını hissetmiştim. Hemen sevmedim demeyeyim, ama ince bir soğukluk vardı. Tatlı dilli ve alımlıydı görünüşte. Ona yakın olmaya çalıştım, aradım, sordum, yardım teklif ettim ama hep kuru bir “her şey yolunda” ya da, daha kötüsü, hiçbir şey duymadım. Telefonlara nadiren yanıt verdi, yanıt verirse de sanki nezaketen, zoraki konuşuyordu.

Başlarda, belki utangaçtır, zamanla alışır diyordum. Müdahale etmeyip, iyi niyetli kalmayı denedim. Ancak her ziyarete gitmeye karar verdiğimde, Ayşe mutlaka bir bahaneyle dışarı çıkmak zorunda kaldı. Beni Mehmet’le baş başa bırakıyordu.

Kendi kiraladıkları eve taşınıp kendi hayatlarını yaşamaya başladıklarında ise işler daha da kötüye gitmişti. Arıyorum açmıyor, yazıyorum cevap yok. Sonra Mehmet arıyor, “Anne, Ayşe’nin çok işi var, kızma” diyor. İyi niyetle karşılarım, ama biraz nezaket de görmeyi beklerdim.

Torunum doğunca, “Artık her şey değişir” diye düşündüm. Ama Ayşe, bebekle iletişimimi neredeyse sıfıra indirdi. “Zamanı değil”, “Çocuk hasta”, “Daha çok erken”, “Vaktimiz yok” diyordu. Oysa kendi ailesi şehir dışında yaşıyordu ve bir kere bile gelmemişlerdi. Her şey onların üzerinde olmasına rağmen çocuğu bana emanet etmeyi istemiyordu. Oysa ben emekliyim, sağlıklıyım ve mutlulukla yardımcı olurum.

Kabullenip aramayı kestim. Israrcı görünmek istemedim. Üç odalı kendi evimde huzurla yaşamaya başladım. Eşimle yıllar önce almıştık, o sonra başka birine gitti. Ama burası benim yuvam, huzur adacığım.

Geçenlerde bir öğleden sonra kapı çaldı. Kapıyı açtığımda Mehmet, yanında valizi ve çocuğuyla duruyordu. Gözleri şaşkınlık doluydu. “Anne, sorun yaşıyoruz, evden çıkarıldık, ev sahibi evi satıyor ve yeni bir yer için paramız yok. Ayşe doğum izninde, beni de işten çıkardılar” dedi. Şaşkındım ama içeri aldım.

Etrafına bakındı, ardından çekingen bir şekilde sordu: “Bir süre sende kalabilir miyiz?”

İç çektim. Oğluma üzülüyordum, torunuma daha da fazla. Ama gözlerine baktım ve şöyle dedim: “Sen ve küçük olan kalabilirsiniz. Ayşe ise kendi ailesine gitsin. Ben otel değilim. Üç gün önce aramalarımı görmezden gelen kişi şimdi mi aklına geldi? Yok, kendi başına devam etsin.”

Mehmet sessizce başını eğdi.

Bilin ki, kötü biri değilim. Ama bağışlamak ile kendini küçük düşürmek arasında bir sınır var. Hep yanlarında olmaya çabaladım. Oğlum, annesini hiçe sayan birini tercih etti diye suçlu değilim.

Eğer Ayşe bir kere bile “Teşekkür ederim” deseydi, bir çay içmeye davet etseydi, bu ailenin bir parçası olduğumu kabul etseydi, ona her şeyi verirdim. Ama şimdi hayır. Kararlarının bedelini bilsin.

Mehmet ve torunum şimdilik benimle yaşıyorlar. Onlar için elimden geleni yapıyorum. Peki ya gelin? O, hem gururlu hem de düşünceli olduğunu ispatlayabilir. Ama bu şansı çoktan kaçırdığından korkuyorum.

Rate article
Lifequest
Oğluma Yardım Ederim, Gelin Kendi Başının Çaresine Baksın