Kocam, boşandıktan sonra çocukları yanında tutmak istedi. İstiyorsa tutabilir…
On yılın üzerinde bir süre boyunca Ahmet’le evli kaldık. Çok şey yaşadık; mutluluklar ve kırgınlıklar ama birbirimize asla ihanet etmedik. İki çocuğumuz var: büyük bir oğlumuz ve üç yaşını yeni doldurmuş küçük bir kızımız. Gerçekten sağlam bir aile olduğumuza inanıyordum, çünkü bu kadar yıl yan yana olup da aldatmamak artık nadir bulunan bir şey. Sonra bir gün, hiç beklenmedik bir anda, kocamın bir sevgilisi olduğunu öğrendim. Her şey korkunç derecede sıradan ve iğrençti. Ahmet, sevgimi, güvenimi, umutlarımı – her şeyi bir kenara attı. Bağırmadım, sahne çıkarmadım. Sadece boşanma davası açtım. Bu adamla kalmam imkansızdı.
Ahmet başta direndi, acele etmememi rica etti. Bunun bir hata olduğunu ve her şeyin düzeltilebileceğini söyledi. Ama ben zaten kararımı vermiştim. Bir kez kırılan kalp, bir daha tamir edilemez. Sonra, “Peki. Boşan. Ama çocuklar bende kalacak,” dedi. Önce ciddi olmadığını sandım. Ama ciddiydi — gelecekte çocuklara daha iyi bir yaşam sağlayabileceğini iddia etti; bense kendime bile bakamazmışım.
İlk başta şok oldum. Ama duygular bir kenara çekilince düşündüm — belki de haklı? Ahmet’in annesinden kalma bir evi var, iyi bir işi ve arabası var. Bense ne yapabilirim? Yaklaşık altı ay önce doğum izninden dönmüştüm, maaşım çok az, kiralık bir evde oturuyorum ve faturalarla uğraşıyorum. İki çocuğu tek başıma nasıl geçindirebilirim? Onları yoksulluğa ve sıkıntıya sürüklemek istemiyorum. Eğer Ahmet’le kalırlarsa, yiyecekleri, üzerlerinde bir çatı, kıyafetleri ve istikrarları olur.
Pes etmedim, çocukların iyiliği için bir seçim yaptım. Birlikte mahkemeye gittik. Sessizce, kavgasız ayrıldık. Ahmet nafaka istemedi, kendi başına halledeceğini söyledi. Ben de gücüm yettiğince yardım edeceğime söz verdim. Oğlum başta biraz zorluk çekti — birçok şeyin farkındaydı. Küçük kızım Asya ise annesinin artık onlarla yaşamadığını hemen anlayamadı. Her hafta sonu onları görmeye gidip, elimden gelen sevgiyi vermeye çalıştım.
Başta Ahmet günde yüz kez arıyordu. Ne yedireceğini, nasıl uyutacağını soruyordu, yorgun olduğunu söylüyordu. Ama zaman geçtikçe telefonlar azaldı. Birkaç ay sonra da tamamen kesildi. Bu süre zarfında ben ev kiralayıp, yeni bir işe girdim ve yavaş yavaş toparlanmaya başladım.
İki ay sonra Ahmet fikrini değiştirdiğini söyledi: Zorlanıyormuş, çocuklar özel hayatına engel oluyormuş, yoruluyormuş. Şimdi onları geri almamı istiyordu. Meğer bunun için “söz vermemiş.”
Onu dinledim ve inanamadım. Önce sorumluluklarından bahseden kişi şimdi çocukları geri vermek istiyordu, sanki gereksiz bir eşya gibi. Ve evet, beni suçladı, “çocukları terk etmişim” gibi konuştu. Ben kötü bir anne değilim. Yüzlerce kadının yaptığı gibi sağlığımı ve sinirlerimi harap etmek istemiyorum sadece.
Beni ilk o aldattı. Ailemizi o dağıttı. Şimdi tüm yükü neden ben tek başıma taşımalıyım? Kahraman değilim. Sıradan bir kadınım. Ve çocuklarımın bir babası var. Kendi yükünü de taşısın.
Çocuklarımı çok seviyorum. Delicesine. Ama bilinçli, mantıklı bir seçim yaptım. Belki bazıları kınar. Ama pişman değilim. Çocuklarımı bırakmadım. Onlara bir şans verdim. Hayat gösterecek, kim haklıydı…




