Kayınvalideye Anne Demek Zor mu?

Bugün, günlüğümün sayfalarına düşündüklerimi dökmek istiyorum. Evlendiğim zaman, kaynanama “anne” demeyeceğimi kesin olarak biliyordum. Arkadaşlarımın çoğu kayınvalidelerini “ikinci annem” diye çağırıyor, aramızda bir yakınlık olduğunu söylüyorlardı ama ben buna kendimi hiç hazır hissetmedim. “Annem bir tanedir, beni büyüten, hayat veren,” diye düşünürdüm. Bu inancıma aykırı davranamazdım.

Kaynanam, Ayşe Hanım, ciddi, ağırbaşlı ama kötü kalpli olmayan bir kadındı. İlk zamanlar genç ailemize destek olmuştu: para, nasihat, yardım… Onun sayesinde güzel bir araba alabilmiştik, zamanla da ev için peşinat biriktirebildik. İşlerimize karışmaz, fikrini dayatmazdı ama her zaman vakur ve mesafeli dururdu.

Yine de aramızda hep bir mesafe vardı. “Anneciğim” değil, hatta “anne” bile değil; sadece “siz”, sadece “Ayşe Hanım”. Saygılı, kibar ama soğuk. Aramızda görünmez bir duvar gibiydi.

Bir gün, onunla çay içmek ve sohbet etmek için evine gittiğimde, Ayşe Hanım birden yumuşak bir sesle:

“Biliyor musun, ‘siz’ demene gerek yok. Bana Ayşe diyebilirsin… Ya da nasıl rahat edersen,” dedi.

Ben gergin bir tebessümle başımı salladım:

“Hayır, eskisi gibi kalsın. Başka türlüsü gelmiyor içimden, affedin…”

Kaynanam başka bir şey söylemedi. Eskisi gibi uzak ama huzurlu bir şekilde yaşamaya devam ettik. Ta ki oğlum Ahmet evlenene kadar.

Ahmet’in nişanlısı Elif, sevecen ve samimi bir kızdı, tüm aile onu çok sevmişti. Düğün günü, ona verdiğim hediyeyi alırken birden bana sarıldı ve fısıldadı:

“Teşekkür ederim, anneciğim.”

Herkes heyecandan böyle dediğini düşündü. Ama ertesi gün yine aynı şekilde hitap etti bana. Ve o an içimde bir şey kıpırdadı. Uzun zamandır uyuyan bir şey, aniden uyandı.

Bu sözcükte öyle bir sıcaklık, öyle bir kabullenme vardı ki… Ne kadar hoşuma gittiğini kendim bile beklemiyordum. Basit bir kelimeydi belki, ama iyileştiriyordu. Isıtıyordu. Kabul ediyordu.

Birkaç gün sonra, birden Ayşe Hanım’ı ziyaret etmek istediğimi fark ettim. Kocam işteydi, bir taksi çağırdım. Bir bahane uydurdum — yeni bir yatak takımı götüreceğimi söyledim. Ama aslında beni çeken çok daha büyük bir şeydi. Derinlerde bir şey…

Ayşe kapıyı açtı, mutfağa davet etti, çay demledi ve masaya bir pasta koydu. Karşılıklı oturduk. Birden, kendime bile şaşırarak:

“Anne, acele etme. Çayımızı yudumlayalım, biraz sohbet edelim…” dedim.

Sustum. Bu sözler bir nefes gibi çıkmıştı ağzımdan. Hazırlıksız, düşünmeden. Sadece… kalpten. Kaynanam — hayır, annem — gözlerini bana çevirdi ve gözlerinde hem gözyaşları hem de öyle bir sevinç vardı ki, daha önce hiç böylesini görmemiştim.

Bu konuyu bir daha hiç açmadık. Gerek yoktu. Her şey söylenmişti.

Eve döndüğümde içimde tarifsiz bir rahatlama hissettim. Gerçekten hafiflemiştim. Sıcak. Huzurlu. Yıllardır ertelediğim, kendime izin vermediğim şeyi yapmıştım.

Ve belki de hayatımda ilk kez, tek bir kelimenin yıllarca ördüğümüz duvarı yıkabileceğini anladım. Basit bir kelime: “anne”.

Rate article
Lifequest
Kayınvalideye Anne Demek Zor mu?