Çocuğuna Baktım, Teşekkür Etmedi ve Beni Yalancılıkla Suçladı

“Bana yardım ettiğim için bir teşekkür bile etmedi, üstelik beni yalancılıkla suçladı,” diyor Emine Hanım, sesindeki acıyla.

“Ben demirden değilim ki,” diye ekliyor, yorgun argın saçlarını düzeltirken. “Altmış beş yaşındayım, gücüm giderek azalıyor ama sorumluluklarım sanki hiç bitmiyor. Yardım etmeye karşı değilim. Torunumla ilgilenmeyi de seviyorum. Ama iyiliğin karşılığında suçlanmak, insanın içini acıtıyor.”

Oğlu Murat, otuz üç yaşında. Eşi Sevgi ise ondan üç yaş küçük. On yıldan fazladır evliler, görünürde sağlam bir ilişkileri var ama kaynana-gelin arasındaki iletişim hiçbir zaman sıcak olmadı. Hep mesafeli durdular, açık kavgalar olmasa da samimiyet de yoktu.

Emine Hanım, torunlarının olacağını öğrendiğinde gerçekten sevinmişti. Küçük Elif’i ilk gördüğü anda sevmişti. Minik, neşeli, sarışın bir kızdı, hep büyükannesine koşardı. Oğlu ve geleni istemeden, Emine Hanım kendisi teklif ederdi – akşamları bakmayı, anaokulundan almayı, hatta bazen hafta sonu yanına alıp gezmeyi.

Ama zamanla işler değişti. Yardım, bir zorunluluk haline geldi. Torununu artık “gönderiyorlardı” ona. Hafta sonları, tatiller, hatta iş günleri. Bir gün Sevgi açıkça, “Bu sene okula başlamadan önce anaokuluna gitmesin, büyükanne baksın,” dedi.

“Yoruldum. Gerçekten. Hayır demiyorum ama yaşlandım, tansiyonum var, eklemlerim ağrıyor. Bir de üstüne bir çocuğu doyurmak, oyalamak, ödevlerle uğraşmak… Elif artık bebek değil, altı yaşında, kendi fikirleri var, çok ilgi istiyor,” diye anlatıyor Emine Hanım. “Yine de elimden geleni yaptım. Çünkü seviyorum onu.”

Sonra o kırılma noktası geldi: Saçlar. Elif’in beline kadar uzun, gür saçları vardı. Yıkamak, kurutmak, taramak, örmek… Saatler sürüyordu. Emine Hanım’ın köydeki evinde saç kurutma makinesi bile yoktu.

“Ben ısrar etmedim ki! Sadece, ‘Belki biraz kısaltalım?’ dedim. Elif kendisi istedi. Annesinin izin verdiğini sanmıştım. Ama o…” Emine Hanım’ın sesi titriyor. “Telefon açıp bağırdı, yalancısın, çocuğu kışkırtıyorsun, manipülatörsün diye.”

Olay büyüdü, Sevgi kızını görünce dünyası yıkıldı. Çocuk omuzlarına kadar kestirmişti ve artık kaynanası gözünde, onun otoritesini sarsmaya çalışan bir kötü kadına dönüşmüştü.

“Bu ne ya?” diye yakınıyor Emine Hanım. “Bunu hak ettim mi hiç? Makas bile tutmadım ellerimle. Elif’e kuaförde arkadaşım kestirdi, ben markete çıkmıştım. Ama suçlu benim. Oğlum bile aramıyor artık.”

Torununu görememek Emine Hanım’a ağır geldi. Çocuk özlüyor onu, ama ne halde olduğunu bile öğrenemiyor. Ve hepsi, yanlış anlaşılan bir şey yüzünden, bir ihanete dönüşen bir yanlış anlaşılma…

“Belki daha katı olmalıy”Oysa tek istediğim, bir çayımı içerken Elif’in kahkahasını duymaktı.”

Rate article
Lifequest
Çocuğuna Baktım, Teşekkür Etmedi ve Beni Yalancılıkla Suçladı