Yemek Yapmak Zor Geliyorsa Belki de Sen Gitmelisin, Biz Başarırız” – Kaynanam Söyledi, Kocam da Destekledi…

“Yemek yapmak sana bu kadar zor geliyorsa, belki de gitsen de biz senin olmadığın yerde halledebiliriz?” dedi kayınvalidem, kocam da onu destekledi…

Hayatımın bir anda altüst olacağını hiç düşünemezdim. İhanetin dışarıdan değil de en çok güvendiğim insanlardan geleceğine inanamadım. Kayınvalidem Perihan Hanım’la yaptığım tek bir konuşma, kendimden başka kimseye güvenemeyeceğimi anlamama yetti. Her şey, basit bir cümleyle başladı: “Annem dinlenmeye ihtiyaç duyuyor, yorgun. Belki birkaç haftalığına gidersen onu rahatsız etmezsin?” Bunu söyleyen, benimle yaşlanmayı hayal ettiğim adamdı. Onun için yemek yaptığım, çamaşırlarını yıkadığım, her konuda destek olduğum adam… Hepsi bunun için miydi?

Cem—kocam—yine bir iş seyahatine çıktı. Fabrikalarda makine devreye alma uzmanı olarak çalışıyordu ve sık sık farklı şehirlere giderdi. Şikayet etmezdim; eve iyi para getiriyordu, geçimimiz iyiydi. Teyzemden kalan iki odalı evimizde yaşıyorduk. Ona uygun, bana huzurlu… Sorun şuydu ki, her gidişinde annesi kapıma dayanırdı. Perihan Hanım. Habersiz, kapıyı çalmadan, izin istemeden. Bir fırtına gibi içeri dalar, hemen kurallarını dikte etmeye başlardı: Ne pişireceğim, nasıl temizlik yapacağım, çarşafları nereye koyacağım, hangi ürünleri alacağım…

Susuyordum. Nazik olmaya çalışıyordum. Yaşlı bir insan, yalnız, ona ilgi göstereyim diye düşündüm. Ama şükür yerine hep eleştiri aldım. “Çorba yapmayı bilmiyorsun”, “Köşelerde toz bile var”, “Patates bile doğramayı bilmiyorsun, çocukları nasıl büyüteceksin?” Sonra iş daha da ileri gitti. Gitmemi istedi. Kendi evimden. Yorgun ve mutsuz olduğu için “sonunda rahat uyuyabilirim” diye. Rahat uyumak! Benim evimde! Peki ben nerede kalacaktım? Bir arkadaşımda mı? Otogarda mı?

Sonunda kocamla konuşmaya karar verdim. Cem’i aradım, umutla, sesim titreyerek. Her şeyi anlattım. Destek bekliyordum. Ama o… Şaşırmadı bile. “Annem gerçekten yoruluyor. Akıllı ol, biraz sabret. Bir yere gidersin, sonra konuşuruz…” Nereye gideceğimi sormadı. Otel önermedi. Onun karısı, evin hanımı, belki de gelecekteki çocuklarının annesi olduğumu bile hatırlamadı.

O an her şey bitti. Anladım ki burada sevgi yok. Sadece aşçı, hizmetçi ve temizlikçi görevi gören bir kadın vardı. Ne sevgi, ne saygı… Ona dedim ki: “Annenle kalmak istiyorsan kal. Ama ben boşanma davası açıyorum.” İkna etmeye çalışmadı. Sessiz kaldı. Birkaç gün sonra geldi, sessizce eşyalarını toplayıp köyüne, annesinin yanına gitti. Ben kaldım. Kendi evimde. Yalnız. İçim bomboş.

Ağlamadım. Artık ağlayacak gücüm yoktu. Bana onu tercih ettiğinde tüm gözyaşlarım kurumuştu. Şimdi sadece yaşıyorum. Sessizce. Kavgasız. Başkalarının eleştirileri olmadan. Kin tutmadan. Bazen onu düşünüyorum, kalbim sızlıyor. Ama sonra bana “git” dediği o sesi hatırlıyorum ve rahatlıyorum. Çünkü asıl giden oydu. Sevgi gitti. Ama ben—kaldım. Güçlü. Tam. Doğru.

Ve biliyor musun, şimdi her sabah uyandığımda biliyorum—bu gün benim. Ve artık hiçbir Perihan Hanım, bana nasıl yaşayacağımı dikte edemeyecek.

Rate article
Lifequest
Yemek Yapmak Zor Geliyorsa Belki de Sen Gitmelisin, Biz Başarırız” – Kaynanam Söyledi, Kocam da Destekledi…