Torunundan Evden Atılacağını Öğrenen Büyükanne, Evi Vicdan Azabı Duymadan Sattı

Torunu onu evinden atmak istediğini öğrendiğinde, büyükanne hiç pişmanlık duymadan evini sattı.

“Niye kredi çekip ev alalım ki? Büyükannem ölünce evini alırız zaten!” diye düşünüyordu kocamın kuzeni, Emre. Karısı Aylin ve üç çocuklarıyla birlikte, hepsi mirasın peşindeydi. Kredi çekmek istemiyor, bunun yerine büyükannenin evinin bir gün onlara kalacağı hayaliyle yaşıyorlardı. Şimdilik Aylin’in annesinin İzmir’deki küçük iki odalı evinde kalıyorlardı ve bu durum onları gittikçe daha fazla rahatsız ediyordu. Emre ve Aylin, sık sık fısıldaşarak büyükanneyi “halledip” bu dertten kurtulmanın yollarını arıyorlardı.

Oysa büyükanne, Sevim Hanım, tam bir cevherdi. Yetmiş beş yaşında bile enerji doluydu, hayatın tadını çıkarıyor ve sağlığından şikayetçi değildi. İzmir’in merkezindeki evi her zaman dostlarına açıktı, akıllı telefon kullanıyor, sergilere gidiyor, tiyatrolara katılıyor ve hatta bazen emekliler için düzenlenen danslarda hafif flörtler bile yapıyordu. Sanki ışık saçıyordu ve hayatı, her anın keyfini çıkarmanın bir örneğiydi. Ama Emre ve Aylin için bu gurur duyulacak bir şey değil, sinir bozucu bir durumdu. Beklemekten yorulmuşlardı.

Sonunda sabırları tükendi. Sevim Hanım’ın evi Emre’ye devretmesi ve bir huzurevine taşınması gerektiğine karar verdiler. Hatta niyetlerini gizlemediler, “Büyükanne için orası daha iyi olur” diyerek açıkça söylediler. Ama Sevim Hanım pes edecek biri değildi. Kesin bir şekilde reddetti ve bu kıvılcım büyük bir kavgaya dönüştü. Emre öfkeden deliye döndü, ona “bencil” ve “torunlarını düşünmesi gerektiğini” haykırdı. Aylin de ateşe körükle giderek, büyükannenin “çok yaşadığını” ima etti.

Kocam ve ben bunu duyduğumuzda şok olduk. Sevim Hanım her zaman Hindistan’a gitmek, Tac Mahal’i görmek, baharatların kokusunu içine çekmek ve Delhi’nin sokaklarında dolaşmak istemişti. Ona bizimle yaşamasını, evini kiraya verip bu hayal için para biriktirmesini önerdik. Kabul etti ve kısa sürede şehir merkezindeki geniş üç odalı evi kira geliri getirmeye başladı. Emre ve Aylin bunu öğrenince büyük bir kavga çıkardılar. Evin kendilerine ait olduğunu iddia ediyor, büyükanneden oraya taşınmalarına izin vermesini istiyorlardı. Hatta kocam Ahmet’i, miras için büyükanneyi “kandırmakla” suçladılar. Emre, kiradan gelen parayı vermemizi bile istedi, bunun “hakkı” olduğunu söylüyordu. Biz ise kesin bir dille reddettik.

Aylin neredeyse her gün bize gelmeye başladı. Bazen yalnız, bazen çocuklarıyla, bazen de saçma sapan hediyelerle… Büyükannenin nasıl olduğunu soruyordu ama gerçek niyetini biliyorduk: Emre ile hâlâ Sevim Hanım’ın yakında “gidip” mirası bırakacağı umudunu taşıyorlardı. Açgözlülükleri ve yüzsüzlükleri inanılmazdı.

Bu arada, Sevim Hanım yeterli parayı biriktirmiş ve Hindistan’a gitmişti. Geri döndüğünde gözleri parlıyor, bir valiz dolusu hikaye ve fotoğraf getirmişti. Ona durmamasını, evini satıp seyahatlerine devam etmesini, yaşlılık günlerini bizimle huzur içinde geçirmesini teklif ettik. Düşündü ve kararını verdi. Büyük evini iyi bir fiyata sattı ve elde ettiği parayla İzmir’in kenar mahallelerinde küçük ama şirin bir stüdyo aldı. Kalan parayı da yeni maceraları için harcadı.

Sevim Hanım İspanya, Avusturya ve İsviçre’yi gezdi. İsviçre’de, Cenevre Gölü’ndeki bir tur sırasında Pierre adında bir Fransızla tanıştı. Aşkları filmlerden fırlamış gibiydi! Yetmiş beş yaşında onunla evlendi. Biz de Ahmet’le düğünleri için Fransa’ya uçtuk ve onu beyaz gelinliği içinde, çiçekler ve gülümsemelerle çevrili, ışıl ışıl görVe o gün, Sevim Hanım’ın mutluluğu, hırslarının esiri olmuş torunlarının yüzüne bir tokat gibi çarptı.

Rate article
Lifequest
Torunundan Evden Atılacağını Öğrenen Büyükanne, Evi Vicdan Azabı Duymadan Sattı