Babamız Hâlâ Ailemizin Merkezinde Olmaya Devam Ediyor

Ben ve kardeşim çoktan yetişkin olduk, ancak babamız hâlâ ailemizin kalbinde. İkimizin de kendi aileleri var, ama yetmiş yaşındaki babamız bizim için her zaman özel bir yere sahip. Şehrin kenarında, küçük bir evde yalnız yaşıyor. Annemiz artık aramızda değil; ben ve İbrahim, babamızın yalnız hissetmemesi ve hep sevgiyle kuşatılması için elimizden geleni yapıyoruz. Benim adım Emre, kardeşiminki İbrahim. Yoğun iş temposuna rağmen, ikimiz de babamızı düzenli ziyaret etmeye özen gösteriyoruz, bazen günlük koşturmacalar bizi yorsa da.

Ben her pazar babamın yanına giderim. Ona birkaç gün yetecek yemekler hazırlarım: mercimek çorbası, köfte, sebze yahnisi, pilav. “Yemeklerin restorandan daha lezzetli,” diye şakalaşır, ama biliyorum ki bu, beni mutlu etmek içindir. Yemekler ocakta pişerken, evi toparlar, her şeyin yolunda olduğundan emin olurum. Babamın adı Mehmet Ali. Gençlik günlerini anlatmayı sever, aynı hikâyeleri defalarca dinlemişimdir. Ama yine de dinlerim—çünkü o anlatırken gözlerindeki ışıltıyı görmek, geçmişe olan sevgisini hissetmek paha biçilemez.

İbrahim, babamı çarşamba günleri ziyaret eder. Biraz daha uzakta yaşar, ama zaman ayırır. Kardeşim evin tadilat işlerini üstlenir: musluk tamir eder, bahçeyi biçer, kışın karları temizler. Babam yardım etmek ister, ama biz onu dinlenmesi için ikna ederiz. “Beni hiç yalnız bırakmıyorsunuz,” diye güler. İbrahim bazen yedi yaşındaki kızı Elif’i de getirir. Elif dedesine bayılır, o da ona masallar anlatır, satranç öğretir. Babam için bu anlar tarifsiz bir mutluluktur.

Babam yaşına rağmen hâlâ çok hareketlidir. Küçük bir bahçesi var; domates, salatalık, maydanoz yetiştirir. Toprakla uğraşmanın ona iyi geldiğini söyler. Gazete okumayı, eski filmleri izlemeyi sever. Ara sıra onu gezmeye ya da misafirliğe götürmeye çalışırız, ama genelde “Evim güzel evim,” diyerek nazikçe reddeder. Yine de ziyaretlerimizin ona iyi geldiğini hissederiz. Bunu açıkça söylemez belki, ama gözlerindeki sıcaklık her şeyi anlatır.

Ben ve İbrahim çok farklıyız, ama bir konuda aynıyız: babamızı çok seviyoruz. O bizim için sadece bir baba değil, bir örnektir. Bize çalışmayı, dürüstlüğü, insana saygıyı öğreten odur. Şimdi kendimiz baba olduğumuz halde, hâlâ onun sözü bizim için değerlidir. Annemiz vefat ettikten sonra biraz içine kapandı, ama biz bu boşluğu sevgimizle doldurmaya çalışıyoruz. Bazen, onu böyle görse ne kadar mutlu olurdu diye düşünürüm.

Eşim Aylin de babamı çok sever. Ona ev yapımı börekler, reçeller götürür. Babam kibarca teşekkür eder, “Beni şımarttınız,” diye takılır. Bizim iki çocuğumuz var: on iki yaşındaki Arda ve dokuz yaşındaki Zeynep. İkisi de dedelerini ziyaret etmeye bayılır. Arda bahçede ona yardım eder, Zeynep ise dedesinin anlattığı hikâyeleri büyük bir heyecanla dinler. Bu buluşmalar aile bağımızı güçlendirir.

Bazen zamanın ne kadar hızlı geçtiğini düşünürüm. Babam artık eskisi kadar dinç değil, ama ruhu dimdik. İkimiz de onu asla yalnız bırakmayacağımıza söz verdik. Gerekirse evimize alırız ya da bir yardımcı tutarız. Ama şimdilik kendi evinde yaşamak istiyor—saygı duyuyoruz. Önemli olan, her zaman yanında olduğumuzu bilmesi.

Pazar ve çarşamba ziyaretlerimiz bir gelenek haline geldi. Bu sadece yemek ya da temizlik değil, ona ne kadar değer verdiğimizi gösterme şeklimiz. Onun gülüşünü gördüğümde, Elif’e sarıldığını izlediğimde ya da akşam yemeği için teşekkür ettiğini duyduğumda içim ısınır. Hayat bana ailenin kıymetini öğretti ve hâlâ bir arada olduğumuz için şükrediyorum. Çünkü babamız, hâlâ hepimizi birleştiren tek güç.

Rate article
Lifequest
Babamız Hâlâ Ailemizin Merkezinde Olmaya Devam Ediyor