58 yaşındayım ve tek başıma yaşıyorum ama asla yalnız hissetmiyorum. Kocamdan uzun yıllar önce ayrılmıştım ve o günden beri özgürlüğümün ve bağımsızlığımın kıymetini daha iyi anladım. Tek oğlum var, Emre, otuz yaşında. Onunla aramız çok iyidir ve bu hayatıma büyük bir neşe katıyor. Geçenlerde Emre evlendi ama bu durum bile bizim ilişkimizin sıcaklığını ve samimiyetini değiştirmedi. Sık sık telefonlaşırız, uzun uzun sohbet ederiz, güleriz, eski günleri yad ederiz. Eşi Elif de harika bir insan çıktı—açık yürekli, nazik ve çok içten. Oğlumun böyle bir hayat arkadaşı seçmiş olması beni gerçekten mutlu ediyor.
Küçük ama şirin bir evde yaşıyorum, şehrin sakin bir köşesinde. Burası huzurlu ve sessiz bir yer. Küçük bir bahçem var, çiçekler ve biraz sebze yetiştiriyorum. Bu benim hem hobim hem de büyük bir keyif kaynağım. Komşularımız da çok iyi insanlar, sık sık birbirimize çay içmeye gideriz, sohbet ederiz. Bazen hayatımın bir dizi gibi olduğunu söylüyorum—her zaman anlatacak bir hikâyem var.
Eskiden muhasebeciydim ama şimdi emekliyim. Bu durum bana kendime daha çok vakit ayırma fırsatı verdi. Kitap okumayı seviyorum—özellikle polisiye ve aşk romanları. Bazen eski filmleri izliyorum, bana gençliğimi hatırlatıyorlar. Bir de örgü örmeye bayılıyorum—çorap, atkı, hatta kazak bile örüyorum, Emre ve Elif için. Onlar beni “hediye yağmuruna tuttuğum” için gülüyorlar ama gözlerinden ne kadar hoşlarına gittiğini görüyorum.
Tabii bazen geçmişin hüznü içimi kaplıyor. Gençlik, ilk aşk, kocamla kurduğumuz hayaller—hepsi hafızamda birer anı olarak kaldı. Ama kendimi uzun süre bu hüzünle baş başa bırakmıyorum. Hayat bana güçlü olmayı öğretti. Boşanmak zordu ama pişman değilim—bana özgürlüğü ve kendim olma şansını verdi. Şimdi her yeni günün bir fırsat olduğunu hissediyorum. Mesela geçenlerde İngilizce kursuna yazıldım. Seyahat etmek istiyorum, belki yurtdışına bile çıkarım. Emre bu fikrimi destekliyor, “Sen gençlere taş çıkartırsın” diyor.
Oğlum benim gurur kaynağım. Mühendis, çok sorumluluk sahibi ve kararlı bir insan. Onun için sadece anne değil, aynı zamanda bir arkadaş olmaya çalıştım hep. Her şeyi paylaşıyoruz—o bana işini, planlarını anlatıyor, ben de ona küçük mutluluklarımı. Onun düğünü benim için çok özel bir andı. Nasıl geçeceği konusunda endişelenmiştim ama tam bir şenlik havasında geçti—kahkahalar, danslar, mutlu gelin damat gözleri. Elif çabucak ailemizin bir parçası oldu ve bana gösterdiği sıcaklık için ona minnettarım.
Bazen geleceği düşünüyorum. Tabii ki torun hayalim var ama Emre ve Elif’i zorlamak istemiyorum—onların önünde daha çok zaman var. İkisinin bu zamandan keyif almasını istiyorum. Ben ise kendi hayatımı yaşıyor ve her günün tadını çıkarıyorum. Bu yaşımda anladım ki mutluluk büyük şeylerde değil, küçük detaylarda gizli. Oğlumun gülüşünde, samimi bir sohbette, bahçemde açan bir çiçekte… Yalnız değilim çünkü kalbim sevgi ve sıcaklıkla dolu.
Hayat bir yolculuk ve ben her adımına şükrediyorum. Önümde daha keşfedilecek o kadar çok şey var ki! Yeni maceralara hazırım. Belki bir köpek alırım—Emre bana uzun zamandır bir “yoldaş” lazım olduğunu söylüyor. Kim bilir, belki de bu benim bir sonraki adımımdır. Şimdilik sahip olduklarımla mutluyum, kaderime şükrediyorum—oğluma, aramızdaki bağa ve yeni bir günün getirdiği her küçük neşeye.




