Kocam Karısından O Kadar Korkuyor ki Benimle Sadece Gizlice Buluşuyor

Ben, Elif Hanım, oğlum Emre’yi tek başıma büyüttüm. Belki de onun karısına bu kadar bağımlı olmasında benim hatam vardır, ama bu gerçek yüreğimi parçalıyor. Çocukluk arkadaşım Ayşe bana açıkça dedi ki: “Onu fazla korudun.” Sözleri canımı yaktı, ama düşündürdü beni. Şimdi Eskişehir’in küçük bir kasabasında yaşıyorum, neredeyse hiç oğlumu ve torunumu göremiyorum çünkü karısı, Defne, onu tamamen kendine bağladı, ben ise artık onların hayatında yabancıyım.

Emre, babasını unuttuğum bir dönemde doğdu. Onunla dört yıl nişanlı kaldık. Babam, başarılı bir iş adamı, liseden sonra bana bir daire verdi ki kendimi bağımsız hissedeyim. Gençken o daire eğlencelerin merkeziydi, ama onu tanıyınca her şey değişti. Aşk sonsuz gibi geldi, ama hamilelik sürpriz oldu. Hiç tereddüt etmedim, doğuracağım çünkü rüyalarımda bebeğimi kucağımda tutuyordum. Emre’nin babası ilgimi çekmeye çalıştı, ama ben uzaklaştım. Doğumdan önce ayrıldık. Ailem, “Oğlun için barış” diye ısrar etti, ama ben: “Ben ona hem anne hem baba olacağım” dedim. Babam umursamazca, “Sen bilirsin” dedi.

Emre yedi yaşındayken babam vefat etti. O zamana kadar hiçbir şey eksik olmadı: oyuncaklar, kıyafetler, tatiller… Oğlum hiç şımarık değildi, arkadaşlarım şaşırırdı: “Bu kadar refah içinde böyle sakin bir çocuk nasıl yetiştirdin?” Ben de gururla, “Sadece onu seviyorum. O benim tek erkeğim” derdim. Ama o zamanlar “tek erkeğimin” büyüyüp başka bir kadını seçeceğini, beni ikinci plana atacağını düşünmemiştim.

Okulu, askerliği derken hep onunla ilgilendim. Askerde zorluk çekmesin diye kayırma yaptırdım, her gün yemek götürdüm, gülüşünü görmek için. Askerden sonra üniversiteye başladı, üçüncü sınıfta Defne’yle tanıştı. Onu ilk gördüğümde yüreğim sıkıştı. Güzel ama sert bakışlı biriydi, adeta hükmediciydi. İçimden dedim ki: “Bu kız Emre’yi esir alacak.” Öyle de oldu. Gölgesi gibiydi artık, her dediğini yapıyor, tüm parasını ona harcıyor, sürekli sürprizler peşindeydi. Defne açıkça zorbalık etmiyordu, sadece sevilmeyi kabul ediyordu, o ise ona adeta tapıyordu. Konuşmalarımız hep onun hakkında oldu, anladım ki oğlumu kaybediyorum. Acımı sakladım, gelinime kibar davrandım.

Düğünden önce Defne şartlarını koydu: tören lüks olacaktı. Neredeyse tüm birikimimi harcadım. Yetmedi, dairemi Emre’ye devrettim, annemin yanına taşındım. Bu karar hataydı. Dairenin sadece Emre’ye ait olduğunu öğrenen Defne kıyameti kopardı. Ertesi gün Emre notere koştu, evi ikisine geçirdi. Yer yarıldı, içine girdim sanki: fedakarlığımın hiç değeri yoktu onun gözünde. O günden sonra Defne bana küstü, bir zamanlar benim olan eve artık istenmeyen misafir oldum.

Kızları Zeynep doğunca her şey daha kötü oldu. Defne, Emre’yi tamamen ele geçirdi: çalışıyor, eve para getiriyor, her dediğini yapıyordu. Sonra bir bahane buldu, torunumu görmemi yasakladı: “Zeynep’in kedilerinize alerjisi var. Kıyafetinizle tüy getiriyorsunuz, ona zarar veriyorsunuz.” Saçmaydı, ama Emre inandı. Gözlerini kaçırarak, “Ara sıra ben gelirim” dedi. Sözleri bıçak gibi saplandı. Benim büyüttüğüm çocuk, artık bana yabancıydı, karısının sözünden çıkmıyordu.

Şimdi Emre bana gizlice geliyor, hırsız gibi. Yarım saat boş şeyler konuşuyoruz, gözlerime bakmıyor, sonra koşarak gidiyor, Defne’ye geç kalmamak için. Zeynep’i de neredeyse hiç göremiyorum, sadece anaokulu gösterilerinde, dans hocalarının yanında, gelinin keskin bakışları altında. Torunumun gözleri giderek annesinin soğuk ifadesine benziyor, bu da beni korkutuyor. Yüreğim sızlıyor: hem oğlumu hem torunumu kaybediyorum.

Bu durumu değiştirmek istiyorum ama nasıl bilemiyorum. Defne aramıza aşılması zor bir duvar ördü. Emre, benim küçük çocuğum, artık onun kuklası oldu, ben ise gereksizim. Arkadaşım haklı: fazla korudum, şimdi bana karşı duramıyor. Ama oğlumun ailesini bozmadan bunu nasıl düzeltebilirim? Her gizli ziyareti, onu kaybettiğimi hatırlatıyor. Bu acıyla yaşıyorum, Zeynep’i kucaklamayı, Emre’yle içten konuşmayı özlüyorum, ama Defne aramızda aşılmaz bir engel gibi duruyor. Korkuyorum ki bu kopuş hiç bitmeyecek.

Hayat bazen bize en çok sevdiğimiz insanlarla aramıza duvarlar örüyor. Belki de gerçek sevgi, bırakmayı bilmekten geçiyor; çünkü bazen en büyük fedakarlık, sevdiğinin yoluna ışık olup kendi gölgeni geride bırakmaktır.

Rate article
Lifequest
Kocam Karısından O Kadar Korkuyor ki Benimle Sadece Gizlice Buluşuyor