“Sen bana kimsin ki, seni dinlemek zorundayım!” diye yine sözünü kesti üvey kızım.
Beş yıl önce, ben, Aylin, Serkan’la evlendim. O gündem beri Rize’nin küçük bir kasabasındaki hayvanım bir mücadeleye dönüştü. Serkan’ın ilk evliliğinden 14 yaşında bir kızı var, Elif. Onunla sık sık görüşüyor ve maddi olarak destekliyor. Hiçbir zaman bu duruma itiraz etmedim, hatta eski eşi Ayşe ile aramızda sıcak, neredeyse dostane bir ilişki oluştu. Ama Elif’in ergen isyanları benim için gerçek bir sınama oldu. Her “Sen bana kimsin!” dediğinde, bıçak gibi batıyor.
Ayşe mantıklı bir kadın. Elif’in bizde kalmasını istediğinde önceden arar, uygun olup olmadığımızı sorar. Bazen telefonla sohbet ederiz, arkadaş gibi. Serkan’a karşı kin beslemiyor; boşanırken ona beraber aldıkları evi bırakmış, kendi payını da Elif’e devretmiş. Biz, Serkan ve iki yaşındaki oğlumuz Can, benim iki odalı dairemde yaşıyoruz. Serkan aileyi geçindiriyor, ben de evinin anneliğe adanmış durumdayım. Ama Elif evimize adım attığından beri, çekilmeyen bir kaos başladı.
Son zamanlarda Elif’in ergen sorunları arttı. Ayşe yeniden evlendi ve yeni eşi Emre onlara taşındı. Başta Elif sevindi ama sonra isyan etmeye başladı. Emre, “Odanı topla,” dediğinde, “Sen babam değilsin, bana emir veremezsin!” diye çıkışıyordu. Emre onunla iletişim kurmaya çalıştı, hediyeler aldı, sabırlı davrandı, ama Elif her seferinde onu reddetti. Kontrol edilemez hale geldi: bulaşıkları yıkamıyor, çöpleri atmıyor, her söze sert bir cevap veriyor. Son bir tartışmada Emre’ye, “Burası annemin evi, sen burada hiçbir şeysin!” dedi. Serkan bunu duyunca çok sinirlendi—sonuçta onlar Serkan’ın eski evini kiraya veriyorlar ve o evin geliriyle geçiniyorlar. Ayşe Elif’i umutsuzluğa düşürdü ve kızımız ağlayarak babasını aradı, ona katılmak için yalvardı.
Karşı çıkmadım. Can bizim odada uyuyor, salonda katlanabilir bir kanepe var zaten. Ayşe’yi arayıp durumu ilettim. O da kabul etti ama uyardı: “Eğer Elif söz dinlemezse, hemen haber ver.” Elif bize geldiğinde üzgündü ama kısa sürede rahatına bakmaya başladı. Benim söylediklerimi görmezden geldi, her uyarıya surat astı. Bulaşıkları bırakıyor, yatağını toplamıyor, eşyalarını odanın her yerine saçıyor, tüm gün telefonla konuşuyordu. İçimde öfke birikiyor ama Serkan için kendimi tutuyordum.
Sonunda dayanamayıp kocamdan kızıyla konuşmasını istedim. “Beni ciddiye almıyor,” dedim. Serkan denedi ama Elif onu da savuşturdu. Masayı toplamasını tekrar söylediğimde, “Sen bana kimsin ki, seni dinlemek zorundayım!” diye ağzına geleni söyledi. Yüreğim sızladı. Zorlukla gözyaşlarımı tutarak, “Ben babanın eşiyim ve bu evin sahibiyim. Burada sadece izin verdiğim için bulunuyorsun. Benimle böyle konuşamazsın!” dedim. Elif mutfaktan fırladı, kapıyı çarparak çıktı. Hiçbir şey değişmedi—hâlâ beni yokmuşum gibi davranıyordu.
Serkan’la konuştum ve Ayşe’yi aradım. “Babasını dinler diye ummuştum,” diye iç çekti Ayşe. “Onu geri getirin. Sizin zaten Can’la yeterince işiniz var.” Serkan Çocuk’a onu geri götüreceğini söyledi. Elif sessizce eşyalarını topladı, sonra büyükannesi Fatma Hanım’ı arayıp, “Herkes beni kovuyor!” diye yakınmaya başladı. Ama kaynım onu desteklemedi. Ayşe’nin dediğine göre, Elif büyükannesinin onu yanına alacağını ummuştu, ama Fatma Hanım yeni bir ilişkiye başlamıştı ve torunuyla uğraşacak durumda değildi. Şimdi Elif’in cezası var: ev işlerini bir programa göre yapıyor.
Ayşe beni anlıyor ve aynı düşüncedeyiz. Ama kaynım fitili ateşliyor. “Zavallı Elif! Herkes onu terk etti! Babası yeni bir eş buldu, annesi evlendi, kimse çocukla ilgilenmiyor!” diye sızlanıyordu. Dayanamadım: “Tabii, özellikle de torunundan önemli bir özel hayatı olan büyükanne!” Fatma Hanım telefonu kapattı ama umurumda değil. Önemli olan, Serkan ve Ayşe’nin bana destek olması. Dün Elif arayıp özür diledi, düzeleceğine söz verdi. Ama onun sözlerinin verdiği acı dinmiyor. Ona annelik yapmaya çalıştım, kendi çocuğum gibi kabul ettim, ama o beni sürekli itiyor. Yüreğim parçalanıyor: aile huzuru istiyorum ama Elif’e nasıl ulaşacağımı bilmiyorum. Eğer tekrar “Sen bana kimsin!” derse, kendimi tutabileceğimden emin değilim.




