Kayınvalidem Ne İstediğini Kendi de Bilmiyor: Bizi Özlüyor mu, Yoksa Tahammül Edemiyor mu?

Kayınvalide ne istediğini bile bilmiyor: bizi özlüyor mu yoksa bize katlanamıyor mu

Geçen tatili herhalde uzun süre unutamayacağım. Ne keyifli olduğu için ne de unutulmaz anılarla dolu olduğu için. Yolculuğumuzun ilk durağı olan kayınvalideme ziyaret, dayanma gücümüzü sorgulatan bir sınav gibiydi. O Kütahya’da yaşıyor, bizse İstanbul’un kenar mahallelerindeyiz. Evlendikten sonra sadece bir kez görüşebilmiştik: hastaneden taburcu olduğum gün. Kocam yılda bir iki kez, sadece doğum günlerinde, bir günlü olarak ziyaret ederdi, asla gecelemezdi. Şimdi sebebini çok iyi anlıyorum.

Kayınvalidemin iki odalı dairesi, kendisi, üvey kayınpederi ve onun ilk evliliğinden olan yetişkin kızıyla bile zorlukla geçiniyordu. Bu yüzden bizi misafir etmeyi çok isterdi ama yer olmadığını söylerdi. Ama her telefon görüşmesinde torunu Elif’i nasıl da özlediğini, yanımızda olamadığı için üzüldüğünü anlatırdı. Kocam bir ara otelde kalmayı önerdiğinde ise tepesi atmıştı: “Bu bir aşağılanma! Bilmediğim yerlerde kalmamıza izin vermem!” demişti.

Aradan birkaç yıl geçti, üvey kızı İstanbul’a taşınınca boşalan odadan dolayı bu kez bizi sık sık davet etmeye başladı. “Artık rahatça gelebilirsiniz, Elif’i göreyim, içim gidecek!” diye tutturmaya başladı. Biz de tatil günlerimizi ayarlayıp bir plan yaptık ve nihayet yola koyulduk, sıcak bir karşılanma hayaliyle… İtiraf etmeliyim ki, ilk karşılama gerçekten içtendi. Kayınvalidem torununa sarıldı, soru yağmuruna tuttu, mutfakta telaşla yemek hazırlıyordu… Ama bu mutluluk tam iki saat sürdü. Sonra sanki yerine biri geçmişti.

Yemekte eleştiriler başladı: kaşıklar çok ses çıkarıyor, çocuk yemek isterken yüksek sesle konuşuyor, sandalyenin kumaşını dizleriyle oynatıyordu. Önce kötü hissettiğini, tansiyonunun çıktığını düşündüm. Ama maalesef sağlığı yerindeydi. Sadece kontrol manyağı haline gelmişti.

Akşam olmadan nasihatler bitmemişti: “Su faturası milyoner gibi geliyor sanki!”, “Elektriği boşa yakıyorsunuz!”, “Duşta saatlerce kalıyorsunuz!”, “Buzdolabının kapağı kapanmıyor artık!”, “Evde ayakkabıyla gezinmek yasak!” Ne kadar rahatsız edici ve düzen bozucu misafirler olduğumuzu o an fark ettim. Yaptığımız her şey onu deli ediyordu.

Ertesi gün kocama kaçalım dedim—sadece biraz hava almak, parka gitmek için. Fareler gibi sessizce evden sıvıştık. Akşam yemeği için birkaç şem aldık, bir kafeye oturduk. Döndüğümüzde ise kayınvalidem, Elif’le vakit geçirmek istediğini, onu özlediğini söyledi… Ama ilk işi ayakkabılarımızı silmemizi söylemek oldu, halbuki dışarıda kavurucu bir sıcak vardı! Kocam durumu yumuşatmak için dediğini yaptı, ama yüzündeki hafif şaşkınlık ifadesine bile kayınvalidem patladı: “Evde düzen olmalı!”

Yemek tabut sessizliğinde geçti. Elif bile ufacık bir sözün yeni bir nasihat yağmuruna sebep olacağını anlamış gibi sus pus oturuyordu. Ortamı biraz yumuşatmak için kayınvalideme, “Akşam Elif’le gezilir, biz de sinemaya gidelim” dedim. Cevap sert geldi: “Ben size göre mi ayarlayacağım hayatımı? Sizce başka işim yok mu?”

Neredeyse boğuluyordum. Kocama baktım, o da durumu anlamıştı. Akşam yemeğinden sonra oturup erken dönmeye karar verdik. Kocam sadece “Galiba yine rahatsız ediyoruz” dedi. Biletleri değiştirdik, kibarlık olsun diye bir iki gün daha kaldık. Kayınvalidem ayrılacağımızı öğrenince, “Daha torunumu doya doya göremedim…” diye sızlandı. Ona asıl inisiyatifin bizde olduğunu, kendisinin hiçbir adım atmadığını hatırlatmaya gerek duymadım.

Vedalaşma sahnesi her şeyin zirvesiydi. Kayınvalidem evin içinde dolaşıyor, ağır iç çekiyor, sanki evi başına yıkmışız gibi bakıyordu. Sebebi sonradan ortaya çıktı: bizden sonra çarşafları yıkayacakmış. Artık bardak taşmıştı. Sessizce “Kuru temizlemeye verebilirim ya da yeni bir takım alabilirim” dedim. Dudaklarını bükerek, “Ben hallederim!” diye çıkıştı.

Vedalaşmamız resmiydi. Ne sarılma ne duygusal bir an… Ama trene biner binmez bir anda aradı. Hıçkırarak, “Sizi çok özledim… Ne zaman geleceksiniz?” dedi.

Derin bir nefes aldım ve sustum. Çünkü eğer döneceksek, çok çok sonra olacak. Belki de hiç dönmeyeceğiz…

Rate article
Lifequest
Kayınvalidem Ne İstediğini Kendi de Bilmiyor: Bizi Özlüyor mu, Yoksa Tahammül Edemiyor mu?