Güney Güneşinin Altında Çatışma: Bir Kasaba Hikayesi

Güneşin Altında Kopan İpler: İzmir’de Bir Dram

Ayşegür tatilden dönerken yüreği hüzünle doluydu. Kocası, Cemal, tüm tatil boyunca bir kez bile mesaj atmamıştı. İzmir garında onu karşılayan kimse yoktu… Ev karanlıktı, akşam yemeği hazır değildi ve dağınıklık her yere hakimdi. “Galiba Cemal tüm bu zamanı annesinin yanında geçirdi,” diye acı bir iç çekti Ayşegür. Hemen ikinci bir çanta çıkardı ve eşyalarını toplamaya başladı. Tam o sırada kapıda beliren kocası onu bu halde yakaladı.

“Döndün mü?” diye sertçe sordu, eşikte durarak. “Seni beklemiyordum bile! Eğlendin mi, her şeyi kolay mı sanıyorsun?”

Ayşegür bir anda acı bir kahkaha attı—tıpkı bir çığlığı andıran, hüzün dolu bir kahkaha.

“Merak etme, uzun kalmayacağım,” dedi, sesi tutkulu duygularla titreyerek.

“Bu ne demek şimdi?” Cemal’in kaşları çatıldı. Sonra birden aklına geldi…

“Cemalciğim, nasıl böyle yaparsın? Bu tatili aylardır planlıyorduk!” Ayşegür’ün gözleri dolmuştu.

Tüm yıl bu gezinin hayalini kurmuştu. Cemal’le beraber para biriktirmişler, tur seçmişler, sahilde nasıl keyif yapacaklarını konuşmuşlardı.

“Ne yapabilirim ki? Annem hasta, kalmam gerekiyor,” diye mırıldandı Cemal, gözlerini kaçırarak.

“Sonra ne zaman? Anlıyorum, eğer anneni hastaneye kaldırsalardı veya yatağa düşseydi. Ama ciddi bir şeyi yok ki!” diye isyan etti Ayşegür.

“Dün ateşi vardı! Ambulans çağırdık!” diye öfkeyle karşılık verdi Cemal.

“Hafif bir ateşti, ilaç içince düştü. Cemal, bu tur son dakika indirimli! Bugün rezervasyon yaptırmazsak bir daha bu fiyata bulamayız!”

“Biliyor musun? Senin bu bencil inatçılığın beni deli ediyor! Dedim ya—gitmiyoruz. Annemin durumu kötüleşebilir!” diye kesip attı.

“Zaten bir de kız kardeşin var,” diye karşı çıktı Ayşegür. “O annene bakamaz mı?”

“Leyla’nın işleri olduğunu biliyorsun. Konuyu kapat. Başka zamana erteledik. Hem bu tatilde evde kalıyoruz. Anneme tadilatta yardım edeceğime söz verdim. Sen de yardım edeceksin.”

Cemal odadan çıktı, sanki konu kapanmış gibi. Ayşegür ise hıçkırıklara boğuldu.

Sevmediği bir işte çalışıyordu, sırf aile bütçesine katkı sağlamak için. Şimdi ise uzun zamandır beklediği tatilini de elinden alıyorlardı. Patronunun eleştirilerine katlanıyor, fazla mesai yapıyor, her şeyi sıcak deniz ve güneş hayaliyle sineye çekiyordu.

Ayşegür işini değiştirmek istemişti ama Cemal izin vermemişti. “Burada iyi para kazanıyorsun” diyordu. Arabalarını yenilemişler, evi renovasyon yapmışlardı. Ama Cemal’in maaşı hep annesinin kaprislerine gidiyordu—ya bir tamirat ya da bir alışveriş…

Büyük ihtimalle bu tatil iptalini de annesi dayatmıştı. Herkesin etrafında dönmesine alışmıştı. Ama kimdi bu herkes? Sadece sevgili oğlu! Cemal’in kız kardeşi Leyla çoktan kurtulmuştu bu durumdan. O yüzden annesine bakması için ona yüklenmiyordu. Ama karısına “hayır” demek, annesine “hayır” demekten daha kolaydı…

Deniz hayalleri uzaklaşıyordu. Ayşegür, plaj yerine kaynanasının bunaltıcı evinde duvar kağıdı yapıştırdığını hayal etti ve dayanamayacağını anladı. Dinlenmeye ihtiyacı vardı.

Yarım saat sonra Cemal’in yanına gitti ve sertçe konuştu:
“Ben tatile gidiyorum. Seninle ya da sensiz.”

“Ne?! Aklını mı kaçırdın sen?!”

“Aklını kaçıran sensin! Bu tatili bir mucize gibi bekledim. Ama sen benim hayalimi çaldın. Anneye bu kadar düşkünsen, sen kal. Ben gidiyorum.”

“Kiminle gideceksin?” diye kuşkuyla sordu Cemal.

“Tek başıma.”

Sırıttı, sonra sinirle mutfakta volta atmaya başladı.
“Ne için gideceğini biliyorum! Tatil aşkı mı peşindesin? Başına bela mı arıyorsun?”

Ayşegür sessiz kaldı, kendini kaybetmemek için zor tuttu. Dilinde bir sürü laf vardı…

“Susuyorsun? Çünkü haklıyım!”

“Güvenmiyorsan, beraber gidelim,” diye soğuk bir tavırla cevap verdi.

“Annemi yalnız bırakamam,” diye kesin bir dille reddetti.

“Öyleyse bırakma…”

Ayşegür mutfaktan çıktı, öfke ve kırgınlıktan nefesi tıkanırcasına. Kocası hep annesini seçiyordu, onu değil! Üstelik şimdi de asılsız ithamlarda bulunuyordu. Hiçbir zaman şüphe uyandıracak bir davranışı olmamıştı. Tatilde tek istediği huzur ve sakinlikti. Aşk maceraları planlamıyordu.

Cemal ise Ayşegür’ün onu korkuttuğunu sanıyordu.

Ertesi sabah tekrar sordu: “Geliyor musun?” Cemal sinirle “Aptalca” diye çıkıştı. Öğleden sonra Ayşegür elinde biletle eve döndü.

Cemal büyük bir kavga çıkardı. Hayatlarında böyle bir şey olmamıştı. Ayşegür ona da bilet almayı teklif etti, belki fikrini değiştirir diye. Ama o inadına gidiyordu. Halbuki annesinin o gün ateşi bile yoktu.

Sonunda, istasyona giderken Cemal sertçe bağırdı:
“Dönme bile! Böyle bir karı bana gerekmez!”

Ayşegür gözyaşları içinde trene bindi. Bu tatilin hayatını sonsuza dek değiştireceğinden habersizdi…

Tatilde tüm dertlerini unuttu. Sıcak deniz, mis gibi güneş, lezzetli yemeklerAyşegür, kendine yeni bir başlangıç yaparken artık özgürlüğün tadını çıkarıyordu.

Rate article
Lifequest
Güney Güneşinin Altında Çatışma: Bir Kasaba Hikayesi