Kaynanamı Evden Kovdum ve Hiç Pişman Değilim

Merhaba. Duyguların hâlâ dinmediği bir hikayemi anlatmak istiyorum. Belki bazıları beni yargılayacak. Belki bazıları anlayacak. Ama en önemlisi, bunu yüksek sesle söyleyeceğim. Otuz yaşındayım ve çok geçmeden ilk kez anne oldum. Hem de sıradan bir anne değil, ikiz annesi! Kızım Ayşegül ve oğlum Emre, eşimle birlikte heyecan ve sevgiyle beklediğimiz iki küçük mucize. Çocuklarımız hayatımızın anlamı oldu, onlara adeta eridik ve bu mutluluğu hiçbir şeyin gölgeleyemeyeceğini düşündük.

Ama yanılmışım. Çünkü tüm bu ışık ve sıcaklığın içine bir gölge düştü: kaynanam. Saygı göstermeye, kabullenmeye, sabretmeye çalıştığım bir kadın. Ama bir noktadan sonra bardak taştı.

Doğumdan ilk günlerden itibaren, şaka gibi görünen ama aslında zehir zemberek sözler sarf etmeye başladı. “İkiz mi?” diye burun kıvırıyordu. “Bizim sülalede böyle bir şey yok. Hiç kimsede. Ya seninkilerde?” Ben de ailemde de ilk defa olduğunu dürüstçe söylüyordum. Ama o durmuyordu: “Peki neden çocuklar Mehmet’e (eşim) hiç benzemiyor? Bizim sülalede hep erkek çocukları var, bir de senin kızın çıktı ortaya. Şüpheli.” Bu sözler, tekrar tekrar ruhuma saplanıyor, öfke, acı ve şaşkınlık uyandırıyordu. Kendi torunlarından nasıl şüphe duyabilirdi?

Ama doruk noktası bir hafta önce geldi. Onunla birlikte dışarı çıkıyorduk: ben Ayşegül’ü giydiriyordum, o da Emre’yi. Birden, nefesimi kesen bir cümle kurdu:
“Uzun zamandır sana söylemek istiyordum… Emre’nin ki, Mehmet’in o yaştaki hâline hiç benzemiyor.”

Kulaklarıma inanamadım. İlk tepkim gergin bir kahkaha oldu. Sonra alaycılık:
“Evet, demek ki Mehmet’inki kız çocuğu gibiymiş.”

Ama içimde bir volkan kaynıyordu. Çizgiyi aşmıştı. Beni aldatmakla suçlamasına tamam, belki katlanılabilirdi. Ama yedi aylık bir çocuğun beynini kurcalamak, kocamın babalığını sorgulamak ve tüm bunları iğrenç imalarla yapmak… Hayır. Bunu affedemezdim.

Bağırmadım. Sadece yanına gittim, Emre’yi aldım, kapıyı açtım ve dedim ki:
“Çık git. Babalık testi yaptırıp özür dilemeden buraya adımını atma.”

Şaşkınlıkla itiraz etmeye çalıştı, “Buna hakkın yok!” diye savruldu, ama artık dinlemiyordum. Hissettiğim tek şey kararlılıktı. Evimizin duvarları sesimden değil, sonunda kendimi, çocuklarımı ve evliliğimi savunma gücümle sarsılıyordu.

Eşim akşam geldi. Her şeyi sakin bir şekilde anlattım. Abartmadan, histeri yapmadan. Önce sessiz kaldı, sonra bana sarıldı ve dedi ki:
“Doğru olanı yaptın.”

O günden beri zerre kadar suçluluk hissetmiyorum. Kaynanam kurban değil. Kendi elleriyle güvenini yok eden yetişkin bir kadın. Hep barıştan, büyüklere saygıdan yana oldum. Ama büyükler küçükleri aşağılamaya, hakaret etmeye, saldırmaya başladığında susmak olmaz.

Çocuklarımız sevgiyle büyümeyi hak ediyor, başkalarının komplekslerinin gölgesinde değil. Biz de huzur içinde yaşamayı hak ediyoruz. Bunun için birini kovmak gerekiyorsa, o zaman öyle olsun. Ben bir anneyim. Bir kadınım. Bir insanım. Ve kendimi, ailemi korumayı seçiyorum.

Rate article
Lifequest
Kaynanamı Evden Kovdum ve Hiç Pişman Değilim