Gelin Yüzünden Oğlum ve Torunum Benden Uzaklaştı

Adım Emine Aksoy, altmış iki yaşındayım ve kendi oğlumun hayatında yabancı biri haline geldiğim düşüncesiyle yıllardır içim acıyor. Bunun nedeni ise gelinim Elif’in beni ailelerinden silmek için elinden geleni yapması. En can sıkıcı olan ne biliyor musunuz? Ona hiç kötü bir söz söylemedim. Bir kere bile. Bir bakış bile. Sadece sevgi, ilgi ve samimi bir yakınlık gösterdim. Ama karşılığında sessizlik. Soğukluk. Kapalı kapılar.

Oğlum Murat evlenmeye karar verdiğinde, tabii ki nişanlısıyla tanışmak istedim. Hep hayal etmiştim, gelinimi öz kızım gibi sevecektim – şefkatle, saygıyla. Ama Murat mahcup bir ifadeyle dedi ki:

“Anne, Elif henüz tanışmaya hazır değil. Utangaç biraz.”

Anlayışla karşıladım. Olur öyle şeyler, dedim içimden. Belki kız çekingendir, çekinir. Ama düğün hazırlıkları sürerken dayanamadım. Oğluma açıkça söyledim:

“Yani senin eşinle düğünde mi tanışacağım? Bu nasıl olur? Ben yabancı bir kadın değilim!”

Sonunda Murat, zor da olsa Elif’i benimle görüşmeye ikna etti. Bekledim. Çok heyecanlıydım. Güzel bir yemek hazırladım, sofrayı kurdum, çiçek aldım – belki biraz ısınır diye. Ama karşılık? Elif sofrada sessiz sedasız oturdu. Ne bir gülümseme, ne göz teması, ne de bir “teşekkür ederim”. Bütün akşam, doğrusunu söylemek gerekirse, on ağzını bile açmadı. Sanki zorla getirilmiş gibiydi. Strese bağladım ama içime bir kuşku düşmüştü.

Düğünden sonra ayrı eve çıktılar. Helal olsun, kredi çekip iki odalı bir ev aldılar. Ben karışmadım, üstlerine gitmedim. Kendi hallerinde mutlu olsunlar yeter. Bir buçuk yıl sonra torunum Efe doğdu. Benim güneşim, bir tanem.

Çocuğun doğumuyla Elif’le aramızın düzeleceğini umdum. Anne olan bir kadın nasıl bu kadar soğuk kalabilir ki? Ama işler daha da kötüye gitti. Şimdi arayıp “Ziyarete geleceğim” dediğimde Elif kısaca:

“Evde olmayacağız. Gidiyoruz.”

Sonra oğlumdan öğreniyorum ki bütün gün evdeler. Anlıyorum ki beni görmek istemiyorlar.

Yine de pes etmedim. Torunuma oyuncaklar, kitaplar, kıyafetler aldım. Meyve getirdim, çayın yanına kurabiyeler, bir parça sıcaklık götürmeye çalıştım. Sonuçta ev kredisi, zorluklar, Elif doğum izninde… Ama nafile. Gittiğimde Elif selam bile vermiyor. Başka odaya geçip kapıyı kapatıyor.

Mutlakta oğlum ve torunumla oturup çay içiyoruz, sohbet ediyoruz. O ise biz yokmuşuz gibi davranıyor. Bu nasıl bir tavır? Ben ona hep iyilikle yaklaştım! Hiç incitici bir laf etmedim. Eleştiri bile yapmadım. Tam tersine, övdüm, destek oldum, akıl vermeye kalkışmadım. Peki neden ona göre bir yabancıyım?

Belki de karışacağımdan korkuyordur? Ama öyle biri değilim ki! Sadece ailelerinin bir parçası olmak, mutluluklarını paylaşmak, zor zamanlarında yanlarında olmak istedim. Bundaki kötü ne?

Artık nasıl davranacağımı bilmiyorum. Gitmek içimden gelmiyor ama torunumu görmemek de kalbimi parçalıyor. Oğlumu seviyorum. Ailesini seviyorum. Ama görünen o ki herkes benim sevgime ihtiyaç duymuyor…

Yine de vazgeçmiyorum. Umudum şu ki bir gün Elif kapıyı açacak, mutfağa gelecek ve masaya oturup diyecek: “Buyur teyze, sana çok ihtiyacımız var.” Beklemekten başka çarem yok…

Hayat bana şunu öğretti: Kimseyi sevmeye zorlayamazsın. Ama sevginin karşılık beklemeden verilmesi gerektiğini de unutma. Belki bir gün o kapı açılır…

Rate article
Lifequest
Gelin Yüzünden Oğlum ve Torunum Benden Uzaklaştı