Kayınvalidemin Evini Düzenledim, Ama Sadece Eleştiri Aldım

Arife, Emre ile tanışalı yıllar olmuştu. İlişkimiz yavaş ama emin adımlarla ilerliyordu. Emre, şefkatli, düşünceli ve her hareketiyle kendimi sevildiğimi hissettiren biriydi. Geçenlerde evlenme teklif etti, ben de büyük bir sevinçle kabul ettim. Birlikte bir gelecek hayal ediyor, planlar kuruyorduk. Sanki hiçbir şey yolundan çıkamazdı.

Düğün hazırlıkları sırasında, Emre’nin ailesi tatile çıkacağını ve bu sürede evlerinde kalmamızı teklif etti. Emre hemen heyecanlandı; aile gibi yaşayabileceğimizi, ev hayatını tadabileceğimizi söyledi. İçimde bir tedirginlik olsa da kabul ettim. Sonuçta onların eviydi, ailesiyle pek yakın değildim ve üzerimde bir sorumluluk hissediyordum. Ama aşk, endişelerin önündeydi.

İlk günler her şey mükemmel gidiyordu. Ev işlerini büyük bir istekle üstlendim: yemek yaptım, çamaşırları yıkadım, her yeri tertemiz ettim. Emre pek yardım etmiyordu, erkek işinin para kazanmak, kadın işinin de evi çekip çevirmek olduğunu düşünüyordu. İtiraz etmedim. Üstelik iyi para kazanıyordu, ev işlerini benim üstlenmem bana da mantıklı geliyordu.

Ta ki ailesi evine dönene kadar…

Evi pırıl pırıl yapmıştım: yerleri silmiş, camları temizlemiş, tozları almış, dolapları ve mutfağı düzenlemiştim. Bir pasta bile pişirip akşam yemeği hazırlamıştım; onlara eve döndüklerinde sıcak bir karşılama beklediğini hissettirmek istiyordum. Ama minnet yerine yüzüme tokat gibi inen bir hakaret aldım. Emre, rahatsız bir ifadeyle annesinin beni dağınık bulduğunu söyledi.

“Tuvalet ve banyoyu yıkamamışsın, mutfak da fırtına geçmiş gibi,” diye aktardı annesinin sözlerini. “Pastaya hiç girmiyorum, yenmez.”

İçim yanmıştı. Tüm vaktimi ve enerjimi vermiş, iyi bir ev hanımı olduğumu göstermek için uğraşmıştım. Karşılığında ise soğukluk, eleştiri ve aşağılanma. Eminim ki biri bahane aramaya kalksa ancak böyle bir şey bulabilirdi. Herhangi bir ev sahibesi böyle bir temizlik için teşekkür ederdi, ama kayınvalidem belli ki ilk andan beri bana karşıydı.

Bu konuşmadan sonra Emre’nin bana mesafeli davranmaya başladığını fark ettim. Artık düğünden aynı coşkuyla bahsetmiyor, gelecekten söz etmiyordu. Korku sardı içimi. Acaba bir annenin sözleri her şeyi silip atabilir miydi?

Ne yapmam gerekiyordu? Belki de evet demekle acele etmiştim. Eğer samimi çabalarımla bile annesinin kalbini kazanamadıysam, düğünden sonra beni neler bekliyordu? Sürekli eleştiriler? Aşağılanmalar? Oğlunun sevgisi ve saygısı için bitmeyen bir mücadele?

Dürüst olmak gerekirse, evin hanımı gibi davrandığım için pişman oldum. Şimdi anlıyorum ki misafir gibi durmalıydım. Karışmamalı, yaranmaya çalışmamalı, bu kadar çabalamamalıydım. Belki de o zaman eleştirecek bir şey bulamazlardı.

Emre daha önce, kendi evimizi alana kadar ailesiyle yaşamayı istediğinden bahsetmişti. Ama bu yaşananlardan sonra… Hayır. Bir daha o evin eşiğinden geçmeyeceğim. Saygı yoksa, ben de yokum.

Şimdi bir yol ayrımındayım: Ya bu adam ve ailesi için kendimi feda edip mücadele edeceğim, ya da durup düşüneceğim—gerçekten böyle bir birliktelik istiyor muyum? Baştan saygı duyulmayan bir yerde, sonradan sevgi ve kabullenme çıkması çok zor.

Belki de sorun bende değil, girmeye çalıştığım ailenin beni kabul etmeye hazır olmamasındadır?

Rate article
Lifequest
Kayınvalidemin Evini Düzenledim, Ama Sadece Eleştiri Aldım