İki Ateş Arasında: Annem Yardım İstiyor, Kocam Kesinlikle Karşı Çıkıyor

Adını Elif diyelim, 29 yaşındayım. Altı yıldır Mehmet’le evliyiz, dört yaşında harka bir kızımız var, Zeynep. Tipik genç bir ailenin hayatını yaşıyoruz: ikimiz de çalışıyoruz, ev indirimini ödüyoruz, masrafları hesaplıyoruz, her şeye yetişmeye çalışıyoruz. Son zamanlarda uzaktan çalışıyorum, bu da Zeynep’le daha çok vakit geçirmemi sağlıyor ve bunda annemin desteği çok önemli.

Annem torunu için canını verir. Onu çok seviyor, yazlığına götürüyor, onunla gezintiye çıkıyor, oyunlar oynuyor. Bizim için bu büyük bir destek. Zeynep de anneannesine bayılıyor, onun için tam bir bayram havası orada. Salıncakları, bahçesi, kum havuzu var. Ama her yardımın olduğu gibi bunun da bir karşı tarafı var.

Annem çok hareketli biri. Emekli ama boş durmayı sevmez. Sürekli bir şeyler planlar, uğraşır. Bu sene mesela, yazlıkta bir çardak yapmaya karar verdi. Bizimle konuşmadan, kendi başına inşaat malzemelerini sipariş etti ve sonra birden bana dedi ki:

“Elif, Mehmet’e söyle, gelsin malzemeleri indirmeme yardım etsin. Tek başıma halledemem.”

Sessizce başımı salladım ama cevabın ne olacağını biliyordum. Son iki yıldır hiç değişmedi:

“Bu senin annenin yazlığı, Elif. O uğraşsın. Ben oraya gitmeyeceğim. Haftada bir gün izinim var, onu da kanepede geçiriyorum. Kimseye yardım etmek istemiyorum. Bu kadar!”

Mehmet’i anlıyorum. Gerçekten çok çalışıyor. Hafta sonları bile bilgisayar başında acil işlerini yaptığı oluyor. Paraya need var. Ev indirimini ödüyoruz, çocuk büyüyor. Ama diğer yandan, bu benim annem. Bize o kadar çok yardım etti. Haftada bir Zeynep’i alıyor. Kendisi için bir şey istemiyor, hayatımıza karışmıyor. Ve şimdi sadece çardak malzemelerini indirmek için bir ricası var. Ama Mehmet “hayır” dedi.

Sonunda malzemeler cuma sabahı geldi. Annem panikle aradı, yardım edecek kimsesi yoktu. Her şeyi bıraktım, Zeynep’i arabaya bindirip yola çıktım. Annemle beraber tahtaları, çimentoyu, kirişleri indirdik. Ağırlığından bahsetmiyorum bile. Annem sonra belini bile doğrultamadı. Ama onu en çok yaralayan, damadının dönüp bakmaması oldu.

“Elif, bu adam erkek mi yoksa ne? Bu nasıl bir tavır? Ben çatı mı yaptım? Sadece iki saat yardım etsin diye çağırdım!” diye öfkeyle konuşuyordu, ellerini tozladı.

Ben de öylece durdum, sessizce dinledim. Utanç içindeydim. Anneme karşı. Kendime karşı. Tüm bunları izleyip de onların neden kızgın olduğunu anlamayan Zeynep’e karşı.

Eve döndüğümde, hava buz gibiydi. Konuşmaya çalıştım, annemin kapris ya da saçma bir şey istemediğini, sürekli bize yardım eden birinin basit bir ricası olduğunu anlatmaya çalıştım. Ama Mehmet elinin tersiyle savurdu:

“Beni hiç dinliyor musun? Her şeyi ben çekiyorum! Ona yardım etmek zorunda değilim! Onun yazlığı, onun işi, onun derdi!”

Ne yapacağımı bilmiyorum. Gerçekten iki ateş arasındayım. Bir yanda hep yanımızda olan, içtenlikle bize destek veren, bizi düşünen annem. Diğer yanda yorgun, sinirli, “zorunda değilim” diyen eşim. İkisi de kendince düşünüyor, ikisi de haklı bir yerde.

Mehmet’i seviyorum. Anneme de minnettarım. Ama ailemin neden bir savaş alanına döndüğünü anlamıyorum. Sürekli kendimi savunmak zorunda mıyım? Neden basit bir yardım isteği, haftalarca süren gerginliğe dönüşüyor?

Yoruldum. Sürekli arada kalmaktan, barıştırmaktan, açıklamaktan katlanmaktan yoruldum. Annemin değerli ve saygı gören biri olduğunu hissetmesini istiyorum. Mehmet’in de düşünsün istiyorum: bazen yardım etmek, zorunluluk değil, yanında olan bir kadına saygı meselesi.

Bazen düşünüyorum, belki daha sert olmalıydım? Ya da tam tersi, daha yumuşak? Ya da hiçbir şey söylemedim, her şeyi sessizce mi halletmeliydim? Bilmiyorum.

Ama şunu biliyorum: Zeynep’in böyle bir duruma düşmesini asla istemiyorum. Onun sevgi, anlayış ve saygı dolu bir hayatı olsun istiyorum. Damadıyla anneannesi arasında savaşlar olmasın.

Ama bunu nasıl başaracağım? Şimdilik bu bir sır….

Rate article
Lifequest
İki Ateş Arasında: Annem Yardım İstiyor, Kocam Kesinlikle Karşı Çıkıyor