Üç Aydır Bizimle Konuşmuyor: Tatil için Gittik ve Ona Tamirat İçin Para Vermedik

Adım Ayşe. Eşim Hakan’la birlikte Antalya’nın küçük bir kasabasında yaşıyoruz, iki çocuğumuz var ve nihayet ev kredisinin ağır yükünden kurtulduk. Ama uzun süredir beklediğimiz özgürlüğün tadını çıkaracağımıza, kendimizi bir aile dramının ortasında bulduk. Kayınvalidem Gülten Hanım, tam üç aydır bizimle konuşmuyor. Bizi, onun “acil” ev tadilatı yerine tatile gitmekle suçluyor. Onun gücenmesi, ailemizin üzerine kara bulut gibi çökmüş durumda. Eşimin akrabaları ise bizi suçlamakla meşgul. Bu çatışmadan nasıl çıkacağımızı bilmiyorum ama haklı olduğumuzu hissetsek bile, haksız suçlamalara boğuluyoruz.

Hayatımız hiç kolay olmadı. Hakan’la çalışıyor, altıncı sınıfa giden kızımız Elif ile üçüncü sınıf öğrencisi oğlumuz Emir’i büyütmeye çabalıyoruz. Yıllarca ev kredisi bize pranga gibi vurdu. Tatil yok; en fazla, çocukların bayıldığı, dede ve ninelerinin yaşadığı İzmir’e gidebildik. Çocuklar orada dedeyle balık tutmayı, ninenin gözlemelerini yemeyi ve bahçedeki meyveleri toplamayı seviyor. Bu kısa kaçamaklar, kredi taksitlerini ödemek için çabalarken Elif ve Emir’in tek neşesiydi. Kendi gezilerimizi hayal bile edemezdik.

Bu yıl, sonunda ipotekten kurtulduk ve biraz birikim yaptık. Kuzenimin yaşadığı Bodrum’a gitmeyi önerdim. Hakan da “Ayşe, bu tatili hak ettik” diye onayladı. Valizleri topladık, çocukları aldık ve yola koyulduk. Bu tatilin bir aile kavgasına dönüşeceğini aklımızdan bile geçirmedik. O kadar yıpranmıştık ki, deniz havasını ciğerlerimize çekmek, çocukların kumsaldaki kahkahalarını duymak, bir an olsun nefes almak istedik.

Kayınvalidem Gülten Hanım, başından beri torunlara bakmayacağını açıkça belirtmişti. “Ben üç çocuk büyüttüm, artık kendim için yaşamak istiyorum,” diye kesin bir dille söylemişti Elif doğduğunda. Hakan’ın bir de kardeşi var, kayınvalidem üç evladını yetiştirdikten sonra görevini tamamladığına inanıyor. Biz de onun bu tavrına saygı duyduk, yardım istemedik. Torunlarını ayda yılda bir görürdü: bir saatliğine gelir, şekerler getirir, hemen giderdi. Onu yargılamıyorum—iki çocuk bile yorucu, üçü nasıl bir cehennemdir tahmin bile edemiyorum. Ama bu mesafesi canımı sıkıyordu.

Dört yıl önce Gülten Hanım emekli oldu. “Artık keyfime bakarım!” diye müjdelemişti. Günleri havuz, arkadaş ziyaretleri, tiyatro ve kaplıca tatilleriyle doldu. Hayatın tadını çıkarıyordu ama emekli maaşı harcamalarını karşılamıyordu. Çocukları ona maddi destek oluyordu, her ne kadar herkesin kendi derdi olsa da… Hakan’ın kardeşi para vermeyi reddetti, kendi sıkıntılarını öne sürdü. Hakan’sa arada bir küçük miktarlar yolluyordu. Biz ipotek öderken, kayınvalideye yiyecek getiriyor, musluk tamir ediyor, işlerini hallediyorduk. Bizden para talep etmezdi, borcumuzu bildiği için.

Ama ipotek biter bitmez, kayınvalidem “tadilat” konusunu açtı. “Evimin yenilenmeye ihtiyacı var! Duvar kağıtları, yerler, banyo… Hepsi değişmeli,” diye tutturdu. Evinin hâli gayet iyiydi ama Gülten Hanım’a göre her beş yılda bir yenilenmek şarttı. Oysa bizim, alalı beri hiç elden geçmeyen evimiz çok daha fazla bakım istiyordu. Ama kayınvalidem bunu duymak istemiyordu. Onun istekleri öncelikliydi ve bu “yenilenme”yi bizim karşılamamızı bekliyordu.

Kayınvalideme tatile gideceğimizi söylemedik. Ne gerek var? Evde hayvan da yok, çiçek de yok, çocuklar bizimleydi. Hiçbir zaman planlarımızı rapor etme alışkanlığımız olmadı. Ama Bodrum’dayken Hakan’a aniden arayıp bir iş için yardım istedi. “Anne, denizdeyiz, şu an gelemiyorum,” dedi Hakan. Kayınvalide, bizim sadece anneanneme gittiğimizi sanıyordu, şaşırdı: “Ne zaman döneceksiniz?” Birkaç hafta sonra döneceğimizi duyunca, Hakan’dan hafta sonu gelmesini istedi. “Anne, İzmir’de değiliz ki, Bodrum’dayız!” diye güldü Hakan. Soğuk bir sesle, “Anladım,” deyip kapattı.

Eve döndüğümüzde öfkesiyle karşılaştık. Aynı gün pat diye kapımızda bitiverdi: “Nasıl böyle bir şey yaparsınız! Bana bile söylemediniz!” Hakan şaşırdı: “Anne, neyi söyleyecektik? Tatile gittik. Sen de bana her seyahatini haber vermiyorsun.” Kayınvalide kükredi: “Denize gidecek paranız varsa, benim tadilatımı niye karşılamadınız?” Hakan dayanamadı: “Anne, senin kaplıcalarına karışmıyorum. Biz neden tatile çıkamayalım?” Burun kıvırdı: “Nankörler!” diye bağırdı ve kapıyı çarparak çıktı.

O günden beri ne telefonlarıma cevap veriyor, ne kapısını açıyor, Emir’in doğum gününü bile kutlamadı. Hakan’ın kardeşi de bizi suçlamaya başladı. Özellikle gelin ablaları, kendisi hiçbir şey yapmadığı halde, “Annemi üzdünüz!” diye telefonlara düşüyor. Öfkeden deli oluyorum. Neden kayınvalidemin kaprisleri uğruna mutluluğumuzdan vazgeçelim? Annem ve babam bize destek oluyor: “Gitmeniz doğruydu, bu sizin hayatınız” diyorlar.

Hakan’la hiç suçluluk hissetmiyoruz. Kayınvalidemizin her isteğini karşılamak zorunda değiliz; çocuklarımız ve kendi hayallerimiz var. Ama onun küskünlüğü ve akrabaların baskısı hayatımızı zehirÜstelik, Gülten Hanım’ın bu inadı yüzünden artık Ramazan bayramında bile birlikte sofraya oturamayacağımızı düşünmek, içimi acıtsa da pes etmeye niyetim yok.

Rate article
Lifequest
Üç Aydır Bizimle Konuşmuyor: Tatil için Gittik ve Ona Tamirat İçin Para Vermedik