Artık 70 Yaşındayım, Yapayalnız ve Kızıma Bir Yük Oldum

Şimdi yetmiş yaşındayım. Yapayalnızım. Kendi kızıma bile yük oldum.

“Kızım, bu akşam gelir misin?.. Lütfen, sensiz baş edemiyorum.”

“Anne, işlerimin içinde boğuluyorum! Sürekli sızlanmandan bıktım artık. Tamam, geleceğim…”

Dayanamadım, ağladım. Canım çok yanıyordu. O anda aklıma uykusuz geceler, onu büyütmek için tek başına çektiğim yıllar geldi. Hayatımı ona verdim. Şükran bu mu sence?

Belki de suç bende. Onu çok şımarttım, her dediğine göz yumdum. On bir yaşındayken bir adamla tanışmıştım… Yıllar sonra ilk kez sevildiğimi, bir kadın olarak değer gördüğümü hissettim. Ama kızım öyle bir kriz çıkardı ki, kalbim parçalanırken bile o adamla görüşmeyi bırakmak zorunda kaldım.

Şimdi yetmişimdeyim. Ve tamamen yalnızım. Bir sürü hastalığım var, zor yürüyorum. Tek kızımsa… yirmi yıldır evli ve sanki annesinin olmadığını varsayıyor. Üç torunum var ama onları sadece fotoğraflarda görebiliyorum. Neden? Bilmiyorum…

“Bu sefer ne oldu yine?” diye tersledi kızım, kapıdan içeri girerken.

“Doktor iğne yazdı. Hemşiresin sen, yardım edersin…”

“Her gün buraya mı geleceğim şimdi? Dalga mı geçiyorsun anne?!”

“Canım, dışarı çıkamıyorum, kaldırımlar buz tutmuş…”

“Peki bana bunun parasını ödeyecek misin? Ben hayır işi mi yapıyorum? Bedavaya gelmem buraya!”

“Param yok ki…”

“O zaman hoşça kal anne. Başkasına git!”

Sabah, muayene saatinden iki saat önce evden çıktım. Yavaş yavaş yürüdüm, nefes nefese, gözyaşlarımı sildim. Böyle günler göreceğim aklıma gelmezdi…

“Teyze, buyurun sıra beklemeden geçin… İyi misiniz? Ağlıyorsunuz?”

Genç bir kadındı, gözleri sıcaktı. Koridorda yanıma geldi, elini omzuma koydu.

“Hayır canım, başka şeylere ağlıyorum…”

Sonra konuştuk. Adeta günah çıkarır gibi döktüm içimi. Çünkü konuşacak kimse bulamamıştım. Adı Ayşe’ydi. Meğer benden iki sokak ötede oturuyormuş. O günden sonra sık sık ziyaretime gelmeye başladı. Alışverişimi yapar, ev işlerine yardım ederdi.

Doğum günümde gelen tek kişi oydu. Sadece Ayşe.

“Böyle bir günde kutlamamak olmazdı. Anneme çok benziyorsunuz… Yanınızdayken içim ısınıyor,” dedi, sarılarak.

O an anladım ki, artık bana öz kızımdan daha yakındı. Birlikte parka gider, şehir dışına küçük geziler yapar, bayramları paylaşırdık. Öz evladım gibi ilgileniyordu benimle.

Uzun düşündüm ve sonunda karar verdim—evimi Ayşe’ye yazdırdım. Önce reddetti, kabul etmek istemedi. Ama ısrar ettim. Bu, bana verdiği sevgiye minnettim. Biliyordum ki, çıkar için iyilik yapanlardan değildi.

Zamanla beni yanına aldı—artık tek başıma zorlanıyordum. Evimizi sattık. Sonra kızım Ayşe’yle mahkemelik olmasın, kavga etmesin diye.

Ve biliyor musunuz, kızım ancak bir yıl sonra aklına geldim. Suçlamalarla, tehditlerle geldi. Bana ihanet ettiğimi, ölmemi dilediğini haykırdı. Belli ki evi bekliyordu, ben “hayal kırıklığına” uğrattım onu. O zaman Ayşe’nin kocası kapıya dikildi ve sakince ama sertçe:

“Gidin. Bir daha gelmeyin. Burası size kapalı,” dedi.

İşte böyle… Yabancılar, öz evladımdan daha çok sahiplendi beni. İnsanlığın nasıl da kaybolduğunu görmek hem acı, hem utanç, hem de korkutucu. Ama bana tekrar seçme şansı verseler, yine Ayşe’yi seçerim. Çünkü o, benim gerçek ailem…

Rate article
Lifequest
Artık 70 Yaşındayım, Yapayalnız ve Kızıma Bir Yük Oldum