Yaşlı Bekârın Yalnızlıkla Dansı

Yusuf yaşlı bir bekârdı. Yalnızlık onu hiç rahatsız etmez, öylece yaşayıp giderdi. Bir at gibi çalışırdı, işini de severdi. Her şeyin kusursuz olmasını ister, titizlikle düzenini korurdu. Kadınlarla birçok kez görüşmüş ama mükemmel olanını bir türlü bulamamıştı. O yıl, temmuz sonunda, Yusuf güneye tatile gitmeye karar verdi. Çok yorulmuştu, biraz şehirden uzaklaşmak istedi. İnternete girdi, bir ilan verdi.

Güneyde bir köyde yaşayan, iki çocuklu bir kadın cevap verdi. Deniz yirmi dakika yürüme mesafesindeydi ama turistik yerlerden uzak, sakin bir yerdi. Ayrı bir oda, anlaşmaya göre yiyeceklerini verirse, ev yemeği pişireceklerdi. Yusuf kandı. Yol boyunca navigasyon şaşmadı, sorunsuz vardı. Ev eski ama temizdi, odası rahat, ev sahibesi de güleryüzlüydü. Avluda küçük bir köpek, bir toy, koşturup duruyordu. Bahçeden meyveler toplanıyor, dokuz on yaşlarında bir oğlanla bir kız, işlerle uğraşıyorlardı. Ev sahibesi Yusuf’a çok fazla karışmıyor, ne pişireceğini soruyor, bolca çilek ikram edip tatlı tatlı gülümsüyordu. Yusuf gün boyu denizde vakit geçiriyor, yüzüyor, kayalıklarda dolaşıyor, fotoğraf çekiyor ve eski bir arkadaşına mesaj atıyordu. Arada bir, elli yaşındaki bu kadının neden bu kadar küçük çocukları olduğunu düşünüyordu. Sonunda pat diye sordu:

“Sevim Hanım, bunlar torunlarınız mı?”

“Yok,” dedi Sevim. “Benim çocuklarım. Geç kaldım biraz. Aile kurmayı beceremedim, evlenmedim, en azından çocuk sahibi olayım dedim. Hem o kadar da yaşlı değilim, kırk sekizim daha yeni oldu.”

Konuşurlarken Yusuf kadına daha dikkatli baktı. Hoş, yumuşak huylu, gülümseyen biriydi. Adını da sevmişti. Sevim, Seviş. Annesinin adıydı. Üstüne çilek ve taze tereyağı kokusu sinmişti. Genç şarap lezzetli, akşamlar serin, gökyüzü yıldızlıydı. İkisi de çocuk gibi davranmıyordu; olgun insanlardı. Gündüzleri her şey normal giderken, geceleri Yusuf sessizce Seviş’in odasına geçiyor, sonra kendi odasına geri süzülüyordu. Çocukları uyandırmamak lazımdı. Küçük köpek bile Yusuf’a havlamıyor, kurnaz kurnaz bakıp anlıyor gibiydi. İyi bir köpekti, masrafı azdı. İki kaşık yemekle yetinir, avluyu sadakatle korurdu. Adı Matildaydı. Bir süre sonra Matilda Yusuf’la denize gitmeye başladı, yüzer, sonra çıkar, silkelenir, güneşte kurur ve Yusuf’tan önce eve koşardı. Yusuf da onu takip ederdi.

Ama bir gün Matilda gelmedi. Yusuf onu aramaya çıktı, bağırdı, çağırdı, onlarca ilan hazırlayıp yapıştırmaya başladı. Köpek nereye gitmişti? Belli değildi. Yaşlı bir komşu, köyün diğer ucunda kiralık evde kalanların almış olabileceğini söyledi. Yusuf oraya gitti. Gittiğinde ise, küçük bir köpekle birlikte bir saat önce yola çıktıklarını öğrendi. Yusuf geri döndü, arabasına atladı, gazladı. Seksen kilometre sonra onlara yetişip yolu kapattı.

Jipten iki genç, küstah kız çıktı.

“Hey, arabayı çek! Yolu bilmiyor musun? Polisi çağırırız şimdi!”

“Çağırın,” dedi Yusuf. “Ama önce köpeği verin.”

“Vay canına, cesaretine bak!” dedi uzun olan gülerek. “Bu köpek sahipsiz, biz kurtarıyoruz.”

“Sahipsiz değil,” diye yanıtladı Yusuf. “Onun bir ailesi var. Sizin köpeğiniz değil.”

“Defol git buradan!” diye çığlık attı diğeri. “Arabayı çekmezsen, camlarını kırarız.”

Yusuf etraflarından dolanıp seslendi: “Matilda! Matil!”

Matilda havlıyor, koltuklar arasında koşturup açık camdan çıkmaya çalışıyordu. Kızlar Yusuf’un kollarına yapışıp küfrediyor, itişip kakışıyorlardı. Yusuf ne yapacağını bilemedi, şaşkına dönmüştü, kadınlara vurması olmazdı.

Sonunda şişman, terli, homurdanan bir trafik polisi yetişti. Bağrışmalara kulaklarını tıkayarak yüzbaşı Matilda’yı kucağına aldı.

“Herkes sussun. Köpek kime giderse onun olsun. Üzerine kimsenin belgesi yok.”

“Ponçik, tatlım!” diye telaşlandı kızlar, salam çıkararak. “Gel bize, arabaya gel.”

“Haydi Matil, eve gidiyoruz,” dedi Yusuf.

Polis köpeği yere bıraktı. Matilda hızla Yusuf’a koştu, kuyruğunu sallayarak yüksek sesle havlıyordu.

“Görünüşe göre mesele halledildi,” diye homurdandı polis.

“Hayır, köpek bizim!” diye bağırdı kızlar. “Onu bizden alamazsınız. Üstlerinize şikâyet edeceğiz! Onu sokakta bulduk,

Rate article
Lifequest
Yaşlı Bekârın Yalnızlıkla Dansı