Dobra Dobra Konuşan Kadın: İş Arkadaşlarının Tanıdığı Gerçekçi Kişilik

Bugün İdil’i düşünüyorum. Her zamanki gibi sert ve keskin diliyle ofiste dolaşıyordu. Onu tanıyan herkes bilir, İdil asla lafını esirgemez. Duyup duymak istemediğin fark etmez, gerçeği olduğu gibi söyler.

Mesela bir gün Sevgi, yeni sistem yöneticisiyle bütün sabah flört ediyordu. Bir yandan da siparişleri hızla hallediyor, ofiste uçuyordu adeta. İdil aniden araya girdi: “Eşinin doğumhanede olduğunu biliyor muydun?” dedi. İşte o anda Sevgi’nin tüm heyecanı söndü.

Ya da Ayşe… Sigarayı bırakamıyordu. Nikotin bantları, şekerlemeler, sonunda o “mucize” elektronik sigarayı aldı. Her yarım saatte bir dışarı çıkıyordu. İdil ona da çattı: “Peki bu ‘mucize’nin içinde ne var, hiç baktın mı? Ben de görmedim. Kimse görmedi. Acaba neden?”

Herkes İdil’den uzak duruyordu. Kimse onun keskin diline hedef olmak istemezdi. Ama ona ne? Gerçek, gerçekti. Peki bu gerçeği kim istiyordu ki?

İdil staj için yurtdışına gittiğinde herkes rahat bir nefes aldı. Ofisin arka bahçesinde sigara içildi, yeni müşterilerle flört edildi, çılgın Cuma partileri yapıldı, karanlık köşelerde öpüşmeler… Evliler de, bekârlar da.

Üç hafta sonra İdil döndüğünde herkes şaşırdı. Hep ciddi elbiseler, topuklu ayakkabılar, ağır parfümler ve makyajla dolaşan İdil, bu kez bol bir kazak ve eski kot pantolonla geldi. Saçları topluydu, makyajsızdı. Güneş gözlüklerini ofise girene kadar çıkarmadı. Ağır parfümün yerini Calvin Klein’ın “Truth”u almıştı.

En şaşırtıcı olan, sabah toplantısı için hazırlık yapmayan sekretere çıkışmamasıydı. Eşiyle sürekli telefonla görüşen sistem yöneticisine laf etmedi. Dosyaların arasında kaybolan avukata aldırmadan geçti.

“Stajı geçemedi,” dedi avukat.
“Hasta olmuş,” diye fısıldadı sekreter.
“Âşık oldu!” diye kahkaha attı Sevgi.

“Bu kadar bol kazağın sebebi bu mu?” diye gülümsedi çevirmen.
“Neyse, bir saat sonra toplantı var. Dedikodu yerine hazırlansak iyi olur.”

Ama İdil bir saat sonra da toplantı odasında yoktu. Herkes bekliyordu. Gerilim artıyordu.

Tam o sıra pencerenin yanındaki sistem yöneticisi bağırdı:
“Bakın! İşte orada!”

Herkes koşup pencereye yığıldı.

Karşıdaki şirin kafede, masada İdil oturuyordu. Ama bambaşka bir İdil. Makyajsız, sade bir topuz saçla değil… Hayır. Onu değiştiren, karşısındaki adamdı. Adama bakıyor, gülüyordu. Onların İdil’i. Gülüyordu.

Toplantı odasındakiler pencereden gözlerini ayıramıyordu. Sert, huysuz, asık suratlı İdil şimdi karşıda bambaşka biriydi.

“Doğrusu, bu sabah bluzumu bulamadım,” dedi İdil adama gülümseyerek. “O yüzden senin kazağını giydim.”

“Ben seni giysisiz daha çok seviyorum,” diye karşılık verdi adam.
İdil’in yanakları kızardı, adamın omzuna hafifçe yumruk attı.
“Kes şunu.”

“Yapamam,” dedi adam eğilerek. “İşi bitirip bana gelmelisin. Ya da ben sana. Fark etmez. Seninle havalimanında tanıştığımız andan beri her şey değişti.”

“Katılıyorum.”
“Bu arada,” diye fısıldadı adam, “kaz”Kazağını ters giymişsin.”

Rate article
Lifequest
Dobra Dobra Konuşan Kadın: İş Arkadaşlarının Tanıdığı Gerçekçi Kişilik