Aşk Hayal Kırıklıkları: Evde Kaldım Otuz Yılıma Kadar

Ayşe uzun süredir yalnızdı. Otuz yaşına kadar bekâr kalmış, sonunda bir erkek bulmaya karar vermişti.

Başta Mehmet’in evli olduğunu bilmiyordu, ama adam onun kendisine bağlandığını anlayınca gerçeği saklamadı. Ancak Ayşe hiçbir zaman Mehmet’i suçlamadı. Aksine, kendini bu ilişki ve ona olan zayıflığı yüzünden suçladı. Zaman geçtikçe kendini eksik hissetmeye başlamıştı. Dışarıdan bakılınca kötü görünmüyordu: göz alıcı bir güzellik olmasa da sevimliydi, biraz topluca ve bu da ona yaşlı bir hava katıyordu. Mehmet’le olan ilişkisi hiçbir yere varmıyordu. Sevgili rolünde kalmak istemiyordu ama onu bırakmaya da cesareti yoktu. Tek başına kalmaktan korkuyordu.

Bir gün kuzeni Murat ziyaretine geldi. Şehre iş için uğramış, birkaç saatliğine kız kardeşini görmek istemişti. Mutfakta yemek yerken çocukluk günlerindeki gibi sohbet ettiler. Ayşe, Murat’a içini döktü, ağladı biraz.

Tam o sırada komşusu gelip onu alışverişlerini göstermek için çağırdı. Ayşe yirmi dakikalığına çıktı. Tam da o sırada kapı çaldı. Murat açtı, gelenin Mehmet olduğunu görünce hemen anladı. Mehmet, kapıda spor kıyafetleriyle sandviç yiyen iri yarı bir adam görünce şaşırdı.

“Ayşe evde mi?” diye sorabildi ancak.
“Banyoda,” diye cevapladı Murat.
“Affedersiniz, siz ona ne alaka?” diye kekeledi Mehmet.

“Kocasıyım. Resmi değil henüz… Siz kimsiniz?” Murat, Mehmet’in gömleğini tuttu. “Yoksa evli olduğunu saklayan şu adam mısın? Bir daha burada görmeyeyim seni, anladın mı?”

Mehmet, Murat’ın elinden kurtulup hızla merdivenlerden aşağı kaçtı.
Biraz sonra Ayşe geldi. Murat ona olanları anlattı.
“Ne yaptın sen? Kim sana karışmasını söyledi?” diye ağladı Ayşe. “Bir daha geri gelmez.”

“Zaten gelmesin, iyi oldu. Ağlayacağına şükret. Köyümüzde dul kalmış çok iyi bir adam var. Kadınlar peşinde ama o kimseyi beğenmiyor. İşim bitince seni alıp oraya götüreceğim, tanıştıracağım.”

“Nasıl yani?” diye şaşırdı Ayşe. “Olmaz Murat, tanımadığım biriyle… Ayıp olur.”

“Başkasının kocasıyla birlikte olmak ayıp, dul biriyle tanışmak değil. Zaten eşimin doğum günü var, bahane buldun işte.”

Birkaç gün sonra Ayşe ve Murat köye vardılar. Murat’ın eşi Fatma, bahçede bir sofra hazırlamıştı. Komşular, arkadaşlar ve Murat’ın dostu dul kalan Ali de gelmişti.

Toplantıdan sonra Ayşe şehre döndü. Ali’nin çok sessiz ve nazik biri olduğunu fark etmişti. “Galiba hâlâ eşini düşünüyor. Zavallı adam. Böyle duygulu insanlar az bulunur,” diye geçirdi içinden.

Bir hafta sonra, kapı çaldı. Ayşe kimseyi beklemiyordu. Açınca şaşırdı: elinde bir poşetle Ali duruyordu.

“Kusura bakmayın Ayşe Hanım, alışverişe geldim de bir uğrayayım dedim,” diye kekeledi Ali.

Şaşkınlık içinde onu içeri davet etti, çay ikram etti. Konu kuraklık ve pazardaki fiyatlara kadar geldi. Çaylar bittiğinde Ali teşekkür edip kalktı. Tam kapıda döndü ve:

“Şimdi gidersem ve söylemezsem kendimi affetmem. Ayşe, bütün hafta seni düşündüm. Adresi Murat’tan aldım…”

Ayşe’nin yüzü kızardı.
“Birbirimizi çok az tanıyoruz,” diye mırıldandı.

“Önemli değil. Beni sevmedin mi yoksa? Bir de, küçük bir kızım var, sekiz yaşında. Şimdi babaannemde.”

Elleri titriyordu.

“Kız çocuğu güzel şey. Hep kızım olsun istemişimdir,” dedi Ayşe dalgın.

Cesaretlenen Ali, Ayşe’nin ellerini tutup kendine çekti ve öptü.

Ayşe’nin gözleri doldu.
“Yok, beğendim… Hem tatlı hem huzurlu… Kimsenin hakkını çalmıyorum…”

O günden sonra her hafta buluştular. İki ay sonra düğün yapıp köye yerleştiler. Ayşe anaokulunda işe başladı. Bir yıl sonra da bir kızları oldu. Şimdi iki kızla mutlu bir aileydiler. Sevgi bol, huzur sonsuzdu.

Murat ara sıra şakayla takılırdı:

“Ne demiştim sana Ayşe? Ben kötüyü mü tavsiye ederim? Bak nasıl güzelleştin!”

Bazen en umutsuz anlarda, hayat insana beklenmedik güzellikler sunar. Yeter ki yürek, doğru kapıyı çalmaktan korkmasın.

Rate article
Lifequest
Aşk Hayal Kırıklıkları: Evde Kaldım Otuz Yılıma Kadar