Kocamın Beni Aldattığını Sanıyordum… Onu Takip Edene Kadar Çift Bir Hayat Sürdüğünü Öğrendim

Kocamın bana ihanet ettiğini sanıyordum… Ta ki onu takip edene ve çift hayat yaşadığını öğrenene kadar…

İlk beş yılımız, tam bir aile reklamı gibiydi. Deniz’le her şeyi paylaşıyorduk: hayalleri, korkuları, küçük mutlulukları. Bana göre dünyanın en güvenilir, en içten insanıydı. Ta ki bir gün bir şeyler değişene kadar…

İş çıkışları gecikmeye başladı. Telefonunu bırakmıyor, sürekli sessize alıp ekranını ters çeviriyordu. Önce üstelemedim. Belki projeler yoğundur, dedim. Ama için için şüphe büyüdü.

Bir akşam, yine geç gelmişti. Koridorda telefonla konuştuğunu duydum. Alçak sesle, ama net bir şekilde:

“İyi geceler canım… Yarın görüşürüz.”

Nefesim kesildi. Bu, bir iş arkadaşına söylenen bir cümle değildi. “Canım” mı? Yarın görüşecekler mi? Yer yarılmış da içine girmek üzereydim. Acaba aldatılıyor muydum? İçimde bir fırtına koptu. Hem reddettim, hem de bırakamadım.

Takibe başladım. Telefonunu karıştırdım, tarayıcı geçmişine baktım, haritalardaki rotaları kontrol ettim. Hiçbir şey. Ama içimdeki ses susmuyordu.

Sonra her şeyi değiştiren o gün geldi.

Cumartesi sabahı, “önemli bir görüşme” için çıkacağını söyledi. Hafta sonu işi mi? Hiç yapmazdı. Başımı salladım, ama içim kaynıyordu. “Markete gidiyorum” diyerek ondan önce çıktım, arabama atladım ve peşine takıldım.

Neredeyse bir saat sürdü yolculuğu. Şehrin bilmediğim bir köşesindeki eski, bakımsız bir caminin önünde durdu. Ben de uzaktan park edip izledim. Deniz, hiç etrafına bakmadan içeri girdi.

Yirmi dakika geçti. Nefes almıyordum neredeyse. Sonra siyah gömlekli, beyaz yakalı biri – bir hoca – kapıda belirdi. Sıcak bir şekilde sarıldılar, kısık sesle konuştular. Ardından Deniz, onunla birlikte içeri geçti.

Gözlerime inanamadım. Camide ne işi vardı? Niye bunu benden saklamıştı? Dindar olduğunu hiç söylememişti.

Zaman durmuş gibiydi. Direksiyonu sıkıca tutmuş, kapıya kitlenmiştim. Sonunda çıktı. Aynı Deniz’di, ama… bir şey farklıydı. Bakışlarında bir yumuşama, hareketlerinde bir huzur vardı.

Etrafına bakındı, ben de korkudan eğildim. Kalbim güm güm atıyordu. Eve döndüğünde ben zaten koridorda bekliyordum.

“Merhaba,” dedi şaşırarak. “Bir şey mi unuttun?”

Kollarımı bağlayıp, sakin kalmaya çalışarak konuştum:

“Seni takip ettim bugün. Camide olduğunu gördüm.”

Dondu kaldı. Gözleri karardı, omuzları gerildi. Yalan söyleyeceğini, savunmaya geçeceğini sandım. Ama bunun yerine bana doğru bir adım attı.

“Özür dilerim. Sana daha önce anlatmalıydım. Ama nasıl diyeceğimi bilemedim.”

“Bu neydi Deniz?” Sesim titriyordu. “Sen… sen din adamı mısın?”

Başını salladı.

“Gizlice eğitim aldım. Yıllardır. Sınavlara hazırlandım. Hep içimde hissettim bu yolun benim olduğunu. Ama senin anlamayacağından korktum. Bu yüzden iki hayat yaşadım.”

Ne diyeceğimi bilemedim. Bir şey yoktu. Başka bir kadın değildi. Ama benden saklanan bir hayat vardı.

“Neden söylemedin?”

“Çünkü seni kaybetmekten korktum. Bu tercihimi kabul etmeyeceğini düşündüm. Ama bu benim bir parçam oldu. Yavaş yavaş, ama oldu.”

Sessizlik. Ona bakıyordum, sevdiğim adama, ve sanki ilk kez görüyormuşum gibiydi.

“Hâlâ benimle olmak istiyor musun?” diye fısıldadım.

“Her şeyden çok. Ama artık saklanamayacağım. Yalan söylemek istemiyorum. Bu benim özüm, Aylin.”

Cevap vermedim. Sadece sarıldım. İçimdeki fırtınayı tutamıyordum. Belki de o an anladım: İhanet etmemişti. Sadece kendini arıyordu. Ve bulmuştu. Peki ya ben… Gerçek onunla yürüyebilecek miydim?

Rate article
Lifequest
Kocamın Beni Aldattığını Sanıyordum… Onu Takip Edene Kadar Çift Bir Hayat Sürdüğünü Öğrendim